
Tanrı, insanları ayrı ayrı yaşamaları için yaratmadı. Tanrı, insanları kadın ve erkek olarak birlikte yaşamaları için yarattı. İnsanlar, erkek ve kadının bir araya getirdiği bir aile üzerinden yaşamlarını devam ettirmek durumundaydılar. En başından beri Tanrı, aile sistemine önem verdi. Yarattığı o aile, bir erkek ve bir kadına bağlı olan aile sistemiydi ve bu sistem hiç değişmedi. Erkeğin ve kadının bu şekilde yaratılmasının sebebi, birbirlerine ihtiyaç duymalarıdır.
Hem fiziksel olarak ihtiyaçları vardır, hem ruhsal olarak ihtiyaçları vardır, hem de toplumsal olarak ihtiyaçları vardır. Dolayısıyla erkek ve kadın, Tanrı’nın yaratılışından beri bu ihtiyaçlarını – ruhsal, duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarını – karşılayarak yaşamlarını sürdürüyorlar. En başta bir evlilik tasarısı Tanrı tarafından kuruldu. Ve evlilik de, aile de toplumun temel taşlarının en başında yer alıyor. Temel olarak, bir erkeğin ve bir kadının evliliği üzerine kurulan bir toplumdan söz ediyoruz.
Kutsal Kitap’ın hemen başında, Âdem ile Havva yaratıldıktan sonra Tanrı bu aileyi şöyle başlatıyor: Yaratılış Kitabı 2. bölüm, 24. ayette şöyle diyor: “Bu nedenle adam, annesini ve babasını bırakıp karısına bağlanacak. İkisi tek beden olacaklar.” Tanrı, Âdem ile Havva’yı bir beden haline getirdi. Burada iki şeyden bahsediliyor: Birincisi, eski ailenin bırakılması.
Bizim toplumumuzda insanlar büyük aileler halinde yaşıyorlar. Hâlâ büyük şehirlerde pek o kadar değilse de, küçük şehirlerde, kasabalarda ve köylerde insanlar büyük aileler halinde yaşıyorlar. Bazen evlenen çiftin anne ve babası, onların çocukları ve diğer kardeşler aynı evde yaşayabiliyor. Nadiren de olsa daha da büyük ailelere Türkiye’de rastlayabiliyoruz. Bu durum biraz ekonomik şartların getirdiği zorunluluktan kaynaklanıyor. İnsanlar mecburen diğer aile bireyleriyle beraber yaşamak zorunda kalıyorlar.
Bir erkek ve bir kadının bir araya geldiği aile, bazen daha büyük bir aileye bağımlı kalmak durumunda oluyor. Ekonomik zorluklar, tarlanın bölünmemesi, yeni bir eve çıkacak paranın olmaması gibi sebeplerle ya da büyüklerin çok yaşlı olup kendilerine bakamayacak durumda olması gibi nedenlerle aile daha büyük bir yapı haline geliyor.
Ancak burada Kutsal Kitap’ın erkeğe ve kadına, yani evli çifte söylediği şey açıktır: Onlara bakabilirsiniz, onlara bakmakta bir sorun yoktur, ancak ruhsal olarak onlardan ayrılıp artık erkek ve kadın birbirlerine bağlanacaktır. Artık erkek için hayatındaki en önemli kişi karısı, kadın için ise kocası olacaktır. “Adam, anasını ve babasını bırakacak ve karısına bağlanacaktır.”
Hâlâ annesinin ve babasının sözünü dinleyen, karısını küçük gören ya da ona gerektiği saygıyı göstermeyen ve değer vermeyen adamların olduğunu biliyoruz. Ancak Kutsal Kitap’ın çizdiği yol tam tersidir. Aynı şey kadın için de geçerlidir. Genellikle kadınlarda bu durum pek gözükmüyor çünkü kadınlar doğrudan eşlerine bağlanıyorlar. Türkiye’nin kültür şartları içinde bu böyle. Ancak kocalar hâlâ aileleriyle birlikte kalıyor ve bazen kocaların anneleri onların hayatlarını yönetiyor. İstediği kadar büyük olsun, istediği kadar özgürleşmiş olsun, bu yönetim devam edebiliyor.
Tanrı’nın buyruğu bu değildir. Tanrı, insanların karı koca olduktan sonra birlikte yaşamalarını buyurur. Öte yandan bu birliktelik, cinsel bir birlikteliği de ifade eder. Yeni bir cinsel ve yeni bir sosyal ilişkiden bahseder. Artık kadın ve erkek yalnızca birbirleri içindir. Onlar birbirlerine bağlanacak ve başka türlü ilişkilere, başka insanlarla ilişkilere, evliliğin dışındaki ilişkilere yönelmeyeceklerdir.
Bir çocuk, büyüyüp karşı cinsten birini sevip saymaya hazır hissettiğinde ve bununla ilgili sorumluluklar almaya hazır hissettiğinde evlenebilecek yaşa gelmiştir. Doğu toplumlarında genellikle insanların cinsel kimliklerinin uyandığı dönemde evlendiklerini görüyoruz. Ancak bu doğru değildir. Sevme yeteneği, elbette ki cinsellik evliliğin bir parçasıdır, fakat kişinin sevip sayabilme olgunluğuna erişmesi gerekir.
Bu olgunluğa sahip olması önemlidir. Ayrıca karşısındaki insanla ilişkisi içindeki sorumlulukları kaldırabilecek duruma gelmesi gereklidir. Ancak bu şartlar sağlandıktan sonra bir bireyin evlenmesi söz konusu olabilir. Önce kişinin, ruhsal olgunluğa erişerek kendi kararlarını alabilir hale gelmesi gerekir. Önce aile kurulmalı, ardından cinsel bir hayat gündeme gelebilir.
Aile kurumu oluşmadan gerçekleştirilen cinsel etkinlik, aslında Tanrı’nın Kutsal Kitap’ı içerisinde günah olarak tarif edilmektedir. Cinsellik yalnızca ve yalnızca aile içerisinde olmalıdır.
Bir ayete bakalım. Matta 19. bölüm, 3. ayetten başlayarak şöyle diyor: İsa’yı o dönemdeki bazı dini tarikatlardan insanlar sıkıştırmaya çalışıyor. Şöyle diyor: İsa’nın yanına gelen bazı Ferisiler, onu denemek amacıyla şunu sordular: “Bir adamın herhangi bir nedenle karısını boşaması Kutsal Yasa’ya uygun mudur?”
Bir adamın herhangi bir nedenle karısını boşaması Kutsal Yasa’ya uygun mudur? İsa şu karşılığı verdi: “Kutsal Yazıları okumadınız mı? Yaradan, başlangıçtan insanları erkek ve dişi olarak yarattı ve şöyle dedi: ‘Bu nedenle adam annesini ve babasını bırakıp karısına bağlanacak; ikisi tek beden olacak.’ Şöyle ki, onlar artık iki değil, tek bedendir. O halde Tanrı’nın birleştirdiğini insan ayırmasın.”
Az önce okuduğumuz ayetleri Yaratılış Kitabı’nda, Tevrat’ın hemen başında okuduğumuz ayetleri, İsa da söylüyor. Aynen bize o ayetleri alıntılıyor ve tek eşliliğin kalıcı bir sistem olduğunu ifade ediyor. Tanrı, yaratılıştan beri bugüne dek, tek eşliliğin kalıcı olduğunu söylemiştir. Kadın ve erkeğin birden çok evlilik yapması uygun değildir. Tanrı, bir adamı bir kadın için belirlemiştir, bir kadını da bir adam için belirlemiştir ve onlar birleşirler.
Onlar birleştikten sonra başka bir ilişki hayatlarında doğru değildir. Ancak eşlerden birinin ölmesi, yeni bir evlilik sisteminin kurulması gibi sebepler olabilir. Bu ise şu an konumuz değil. Tanrı, evliliği ve cinselliği bir bereket olarak vermiştir. Ancak her bereket, beraberinde bir miktar risk de taşır. Evlilik de riski içinde barındırır. Evli olanlar bilir ki evlilik kolay bir kurum değildir.
Sevgi ilişkisi vardır. Ancak bu sevgi ilişkisi içerisinde iki farklı insanın birbirlerini tanıması ve birlikte yürümeleri bazı zorluklar getirir. Karakter farklılıkları, kişilik farklılıkları, ihtiyaçların farklılıkları, insanların günahları, bencillik, sabırsızlık gibi faktörler evlilikte sıkıntılara yol açar.
Bir kadınla bir erkeğin cinsel hayatına gelince, bu konuda da riskler vardır. Çünkü özellikle günümüzde, aslında her zaman, hemen hemen erkekler kadınlar tarafından ayartılmaya çalışılmış ya da kadınları öne çıkartarak, medyada onları ön plana koyarak ayartılmaya çalışılmıştır. Kadın hep bir nesne olarak gösterilmektedir. Erkeğin şehvet duygularını uyandırıcı bir nesne olarak insanların önüne çıkarılmaktadır.
Tabii şimdi Batı dünyasında erkekler de cinsel bir nesne olarak kadınlara sunulmaya başlandı. Çünkü kadınlar daha özgürleştikçe ve daha talepli olmaya başladıkça, kadınların da ayartılmaya başlandığını görüyoruz. Ancak bunun dışında bile, sosyal ilişkilerde kadını ve erkeği ayartan çeşitli tuzaklara düşmek mümkündür.
Bu nedenle Tanrı çok açık ve net bir buyruk verdi. Tanrı’nın buyrukları arasında, yani aslında Tanrı’nın insanlara, kendi halkına nasıl yaşamaları gerektiğini söylediği buyruklar arasında, cinsellikle ilgili buyruk da bulunmaktadır. Şöyle diyor; aslında bu çok basit bir ifade. Öyle uzun uzun okuyacağımız bir ayet değil, ama yine de Kutsal Kitabımızı açalım, bir alışkanlık olarak bunu gösterelim ve söyleyelim.
Çıkış 20. bölüm 14. ayet, iki kelimeyle şöyle söylüyor: “Zina etmeyeceksin.” Şimdi, zina biraz yabancı bir kelime gibi gelebilir. Bu kavramın tam olarak ne ifade ettiğini anlamak gerekir. Zina, yasal olarak evli olmadığın bir kişiyle yaptığın cinsel ilişkidir. Tanrı, yasal olmayan cinsel ilişkilerin hiçbirini onaylamaz.
Dolayısıyla, önceden kararlaştırılmış ve tasarlanmış bir şekilde bir erkek bir kadınla, bir kadın da bir erkekle evlenir ve evlilik işleminden sonra onların birlikte yaşaması, birlikte uyuması, cinsel ilişki ve cinsel hayatlarını başlatmaları uygun olur. Ancak bunun dışındaki her türlü ilişki uygun değildir.
Ne yazık ki, ayartılma durumu söz konusudur. Özellikle Karadeniz’de, ekonomik sıkıntılar nedeniyle Türkiye’ye gelen birçok insan oldu. 90’lı yılların başından itibaren, özellikle Doğu Bloku’nun yıkılmasıyla, Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra Rusya, Gürcistan ve başka ülkelerden birçok insan Türkiye’ye geldi. Bölgedeki insanlar bu kadınlara “Natasha” demeye başladılar. Hepsini bir kalıba soktular, ancak bu insanların Türkiye’ye gelme sebepleri ekonomik sorunlardı. Kendi ülkelerinde yaşayamadıkları için, değişik yerlerden ekmek parası kazanmak amacıyla Türkiye’ye geliyorlardı.
Türkiye’deki erkeklerle cinsel ilişki kuran bu kadınlar nedeniyle birçok aile yıkıldı ve büyük sıkıntılar yaşandı. 90’lı yıllarda Karadeniz’e geldiğimde, aslında tüm Türkiye basın aracılığıyla bu problemleri görüyor, konuşuyordu. Birçok ailenin dağıldığını, zor durumda kaldığını gördük ve duyduk. Bu durum bizim için biraz yabancıydı ve kültürümüze çok uygun değildi. Ancak buna rağmen erkeklerimiz bu konuda büyük bir zaaf gösterdiler.
Dünya, cinselliğe giderek daha büyük bir özgürlük tanıyor. İnsanlar, artık herkesin her istediğiyle istediği zaman cinsel ilişki kurabileceğini düşünüyor. Kuralların hiçe sayıldığı bir ortamda, evlilik bile insanların üzerinde sınırlayıcı bir etki yaratıyor gibi görülüyor.
Öte yandan, dünyada seks köleliği adı verilen bir sorun var. Daha önce bahsettiğim “Natasha” olarak adlandırılan kadınların yanı sıra, farklı araçlarla ve yöntemlerle kadınların köle olarak kullanıldığını da görüyoruz. Bu insanlar pasaportlarına el konularak zorla çalıştırılıyor ve büyük zorluklar yaşıyorlar. Avrupa’da ve Türkiye’de de bu sıkıntılar mevcut.
Bir başka sorun da eşcinsellik. Eşcinsellik, giderek daha fazla toplum tarafından kabul ediliyor ve normalleşiyor.
Son 40-50 yıl içinde inanılmayacak bir şekilde, bütün dünya genelinde, özellikle batıda, bu durum çok normal bir şey olarak ifade ediliyor ve yaygınlaşıyor. İnsanların görünürlüğü artıyor. Bunun ne kadar yaygınlaştığını bilemiyorum aslında ama toplum içinde görünürlüğü artıyor. Gerçekten sayıları artıyor mu, bilmiyorum; o konuda istatistiklere bakmadım ama artık rahatça gözlemlenebiliyor. Tanrı, aslında bu ilişkilerin hepsini reddediyor: rastgele ilişkiler, evlilik dışı ilişkiler, zorla veya parayla kurulan ilişkiler ya da eşcinsel ilişkiler… Bunların hiçbirini uygun olarak görmüyor.
Cinsellik, Tanrı’nın fikri. Tanrı, erkek ve kadının cinsel hayatlarının olmasını istiyor ve bu iyi bir şey. İnsanların hayatında cinsel yönün olması gerçekten iyi, güzel bir şey. Zaten Tanrı, evliliği kutsamak için bunu kullanıyor. İnsanlara, adamın karısıyla, kadının kocasıyla beraber yaşayacakları iyi, eğlenceli ve sevinçli bir zaman olarak cinsel hayatı vermiş.
Kutsal Kitap’ın vaiz bölümünde, 9. bölüm 9. ayette şöyle deniyor: “Güneşin altında Tanrı’nın sana verdiği boş ömrün bütün günlerini, bütün anlamsız günlerini sevdiğin karınla güzel güzel yaşayarak geçir. Çünkü hayattan ve güneşin altında harcadığın emekten payına düşecek olan budur.” Tanrı, insanların hayatında sevinç ve bereket olsun, hayattan zevk alsınlar diye cinsel hayatı koymuş. Ve kadınla erkek, bunu birlikte paylaşarak sevinçli ve bereketli bir zaman yaşayacaklardır.
Ama aynı Kutsal Kitap, bizi ahlaksızlık konusunda da uyarıyor. Özellikle Süleyman’ın Özdeyişleri 5. bölüm 20-21. ayetlerde şöyle diyor: “Oğlum, neden ahlaksız bir kadınla coşasın? Neden başka birinin karısının koynunu alasın?”
Rab, insanın tuttuğu her yolu gözler, attığı her adımı denetler. Başka birisinin karısına göz dikmeyeceksin. Zaten bunu bir başka buyruk olarak göreceğiz. Ama aile içerisindeki bir ilişkiyi ailenin dışına taşımak, Tanrı tarafından kabul edilen bir davranış değildir. Bir başka yerde, 6. bölümün 27. ayetinde şöyle diyor: “İnsan koynuna ateş alır da giysisi yanmaz mı? Korlar üzerinde yürür de ayakları kavrulmaz mı?” Başkasının karısıyla yatan adamın durumu budur. Böyle bir ilişkiye giren cezasız kalmaz. Ve ciddi bir şekilde sıkıntılarla karşılaşacağını sonraki ayetlerde söyler. Diyor ki, “Payına düşen dayak ve onursuzluktur. Asla kurtulamaz utançlar.” (33. ayette)
Gerçekten de başkasının karısıyla birlikte olduğunda insanlar dayak ve onursuzlukla karşılaşır. Gerçekten de insanlar yanlış cinsel ilişkiler nedeniyle yaralanır, onursuzluk yaşarlar, utanca düşerler. Yaptıkları hatalar gün yüzüne çıktığında sıkıntı çekerler. Evin içinde de sıkıntı çekerler, dışarıda da sıkıntı çekerler. “Kişisel yaşamıma hiç kimse karışmaz” demeyin. İnsanlar kişisel yaşamlara karışıyorlar, bakıyorlar. Özellikle de cinsel hayat söz konusuysa, Tanrı’nın sizin cinsel hayatınız konusunda söyleyeceği şeyler vardır.
Ne yazık ki kocalar, bizim ülkemizde, dışarıya bakıyorlar ve evliliğin dışında cinsel ilişkilerle hayatlarına devam ediyorlar. Küçükken çalıştığım bir iş yeri vardı. Orada atölyede genç bir evli çiftle beraber çalışıyordum. Kızcağız da 19-20 yaşlarındaydı, o zaman ben daha küçüktüm. Adam, karısı ve karısının erkek kardeşi iş yerinde benimle beraber duruyorlardı. Patronum ve kayınbiraderi dışarıda çapkınlık yapıyorlardı ve karısının önünde anlatıyordu.
Bu kadar sıradanlaşmıştı onlar için dışarıda bir cinsel hayatı olması. Kesinlikle dışarıdaki cinsel hayat, evliliğin dışına taşan cinsel hayat insanın hayatında yıkıcı etkiler bırakır. Toplumda zarar görür cinsel hayatın, bu kadar çok ön planda olmasından. Şimdi çocuklar cinselliğe son derece açıktır. Televizyon vasıtasıyla, internet vasıtasıyla, medya aracılığıyla fazla şekilde cinsel etkilere maruz kalıyorlar. Küçük bir yaşta cinsellikle ilgili bilgiler öğreniyorlar ve büyüdüklerinde hayatları çarpılmaya devam ediyor. Yanlış cinsel ilişkiler nedeniyle evlilikler bozuluyor, boşanma artıyor. Boşanmalar arttıkça da mutsuz insanlar, mutsuz çocuklar, mutsuz evlilikler devam ediyor. Babaların hatalarını çocuklar ödüyor. Ve bu, sürekli toplumu zehirleyen bir kanser gibi yayılan bir şey.
Ama şunu söylemem gerek: Yani eğer evli değilseniz, duyduğunuz her arzu ve her cinsel arzu günah değildir. Tanrı insanların başkalarıyla evlenmesini istiyor. Eğer birisine karşı yüreğinizde bir şey hissediyorsanız, doğru adımları atarak, ilişkinizi düzgün bir şekilde geliştirerek, uygun bir eş kendinize bulabilirsiniz. Ama bunun için doğru adımlar atmak lazım ve konuşmanın başında söylediğim gibi, önce evlilik, ondan sonra cinsel hayat gelmesi gerek. Eğer bu konuda bir sıkıntı yaşanırsa, o zaman yanlışlık yapılırsa, o zaman sorunlar giderek büyüyecektir.
Tanrı mükemmel insanlar aramıyor ama insanların buyruklara uygun bir şekilde yaşamasını istiyor. Eğer bunu yapamıyorsanız, Tanrı’nın yardımını isteyin. Tanrı size yardım edecektir. Nasıl yapacaksınız Tanrı’nın yardımını istemeyi? Dua ederek. İsterseniz evinizdeki cinsel sorunlar için size dua edelim. Eğer kocanız ya da karınız evin dışında cinsel bir hayata sahipse, artık eve dönsün diye dua edebiliriz.
Sizin yüreğiniz dışarıdaysa, başkalarına bakıyorsa, artık eşinize baksın diye dua edebiliriz. Ya da cinsel etkilerle, ayartmalarla baş edemiyorsanız, Tanrı sizi korusun diye dua edebiliriz. Hadi dua edelim:
“Ya Rab, bugün bu konuşmayı dinlemiş olan ve cinsel hayatında sıkıntı çekenler için sana dua ediyorum. Eğer hayatlarını evliliğin dışında bir cinsel ortakla, cinsel ilişkiyle sürdürmeye çalışıyorlarsa, Rab, onlara yardımcı ol ki bu konulardan uzak dursunlar. Cinsellikte, paklık onların hayatında olsun. Eğer bugün bu programı izleyenler arasında öyle birisi varsa, Rab, ona dokun diye dua ediyorum. Onun yüreğine sen merhametle dokun ve eşlerini affedebilecek hale getir onları. Eşlerinin de tövbekar bir hale gelmesi için sen yardımcı ol. Bugün yanlış cinsellikten dolayı sıkıntı çeken herkes için dua ediyorum. Rab, onları bereketle ve hayatlarının doğru yola girmesi için sen etkin ol. Tövbe etmesi gerekenlere tövbe ettir.
Rab İsa, sen insanların hayatlarını düzene sokmak istiyorsun. Lütfet ve merhametinle bu insanlara dokun. Amin.”
İsa Mesih sizi bu günahtan kurtarmak istiyor. Yüreğiniz ona verin. İsa Mesih bunu yapabilecek güçtedir. Çünkü o, sizin günahlarınız için çarmıhta öldü ve diriltildi. O’nda zafer vardır. Bu günaha karşı da zafer istiyorsanız, İsa Mesih’ten yardım arayın.
Bu konuda ya da başka bir konuda sorularınız varsa, lütfen bize yazın. E-mail yazın. Eğer bize ulaşırsanız, mutlaka cevap vereceğiz ve arkadaşlarımızdan biri sizinle iletişim kuracaktır.
