
Siz boş vakitlerinizi nasıl geçirirsiniz, pek bilmiyorum. Ama ben genellikle sokaktaysam, bir yerde beklemem gerekiyorsa mutlaka yanımda bir kitap olmasını isterim. Kitabı götürürüm ve onu okurum. Eğer yanımda kitap yoksa, o zaman çevremdeki insanlara bakarım, onları izlerim. Ne yapıyorlar, nasıl davranıyorlar, nasıl yürüyorlar…
Geçen gün okuduğum kitabı arabada unutmuştum. O yüzden, uzunca bir süre bir yerde beklemem gerektiğinde yapacak hiçbir şeyim yoktu, çevreye bakmaktan başka. Hava soğuktu. Hem volta atıyordum, bir yerden bir yere doğru yürüyordum, hem de çevremdeki insanlara bakınıyordum. Artık çok genç olmayan biri olarak, çevremdeki insanlara bakmakta daha rahat hissediyorum kendimi. Ama o an dikkatimi bir şey çekti. Karşımdan bir genç hanım geliyordu. Genç hanım, oldukça dar kıyafetler giymişti. Hava soğuk olmasına rağmen, vücudunu çok belli eden kıyafetler tercih etmişti. Ancak herkesin giyim hakkı kendisine aittir, kimsenin nasıl giyindiğine bu ekranlardan karışacak hâlimiz yok.
Fakat benim dikkatimi çektiği gibi, başkalarının da dikkatini çekti. Benim yanımdan geçti gitti kızcağız ama birdenbire iki tane oğlanın kalkıp hemen kızın arkasından yürümeye başladığını gördüm ve kendi aralarında konuşmaya başladılar. Ne konuştuklarını duymadım, ama davranışlarından kızın giyimi ve verdiği mesajlar hakkında bir şeyler hissettiklerini, konuştuklarını söyleyebilirim.
Gündelik yaşamımızın hemen her yeri bu tür cinsel mesajlarla dolu. Artık onları almayı, görmeyi kanıksıyoruz. İnsanlar, televizyon ekranlarında sürekli kadın cinselliğinin sömürüldüğünü görüyor. Çıplak kadınlarla karşılaşmak her an mümkün. Bir gün çocuklarımla ve eşimle oturmuş televizyon izliyorduk, daha doğrusu aldığımız DVD’leri seyrediyorduk. Ancak filmlerde o kadar çok çıplaklık içeren sahne üst üste geliyordu ki… Artık bu zevkimizden mahrum kaldık. Çocuklarımızın yanında o sahneleri görmekten utanıyorduk. Bu yüzden televizyon izlemeyi bıraktık.
Ancak televizyonu açtığınızda, eğer çocuklar yanınızda değilse, daha rahat hissediyorsunuz. Fakat reklamlarda, filmlerde ve başka programlarda sürekli cinsellikle ilgili mesajlar veriliyor. Kadınların cinselliği, para kazanmak amacıyla sömürülüyor. Çünkü bunu satın almaya, bu cinselliği tüketmeye hazır olan erkekler var. Ancak bu durum yalnızca erkeklere yönelik değil.
Geçenlerde, Noel ile ilgili bir film izliyordum. Noel Baba ile ilgili filmler genellikle masum olur, çünkü cinselliğe yönelik mesajlar içermez. Ama bu filmde, ticari kaygılarla ilgili bir sahnede, Noel Baba’nın patronu onu işten kovuyordu. Noel Baba, sakallı ve göbekli, klasik bir figürdü. Ancak yerine beş tane genç erkek alındı. Bu genç erkekler, Noel Baba gibi görünmüyordu. Üçgen vücutlu, yakışıklı, kaslı delikanlılardı ve yarı çıplak bir şekilde Noel Babalık yapıyorlardı. Kadınlar da bu Noel Babaların vücutlarına bakıyordu.
Dünya, kadın ve erkek olarak, Tanrı’nın insanlara verdiği cinsellik armağanını kötüye kullanıyor. Tanrı insanlara cinselliği hediye etti ve onların bundan zevk almasını istedi. Cinselliğin bir amacı üremek ve çoğalmak iken, aynı zamanda insanlara haz da vermek içindi. İnsanlar üreme ihtiyaçlarını karşılarken bundan keyif alıyorlardı. Ancak çağ ilerledikçe, zaman geçtikçe, günümüze geldiğimizde, insanlar artık cinselliği yalnızca bir zevk unsuru olarak görmeye başladılar. Kadınlar ve erkekler, cinselliğin esiri hâline gelmeye başladı.
Bu konuyla ilgili birkaç noktaya değinmek istiyorum. Öncelikle, Tanrı’nın cinselliği onayladığını belirtmeliyim. Tevrat’ın en başında, Yaratılış Kitabı’nın 1. bölümü, 27. ayetinde şöyle yazar: “Tanrı insanı kendi suretinde yarattı, onu Tanrı’nın suretinde yarattı; onları erkek ve dişi olarak yarattı.” Yani biz, erkek ve dişi olarak yaratıldık ve Tanrı, bizim cinselliğe sahip olduğumuzu biliyor; çünkü bunu kendisi yarattı. Ayrıca, bizim bu cinsellik aracılığıyla çoğalacağımızı da biliyor. Bundan zevk alacağımızı da…
Dolayısıyla, cinsellik bir gerçektir. Bundan konuşmamız gerekiyor. Hem toplumumuzda ciddi bir sorun olduğu için hem de Tanrı’nın bize sunduğu bir armağan olduğu için. Ancak Tanrı’nın bu armağanını yanlış kullanmaya başlayan insanlar, bedeni kötü amaçları için kullanmaya başladılar. İncil’de bu durum için olumsuz bir ifade kullanılır: “Bedensellik.”
Sanki bu, ete ve bedene çok bağlı olmak, onun etkisi altında yaşamak anlamına gelen bir ifade. Bedenin çağrısına tümüyle uyarak onun etkisi altında kalmak… Dolayısıyla beden cinsellik ihtiyacını ifade ettiğinde, insanlar da hiç sorgusuz sualsiz, nedenine, niçinine, nasılına bakmadan, Tanrı’nın koyduğu ilkeleri düşünmeden hemen cinsellik ihtiyacını karşılamaya yöneliyor. Ama cinsellik ihtiyacını her koşulda karşılayamayız; sınırları olması gerekir. Çünkü bu beden bizim için önemli. Tanrı, bize bedeni verdiğinde, onu bir tapınak olarak verdiğini söylüyor. Diyor ki, 1. Korintliler 6. bölüm 19. ayette: “Bedeninizin Tanrı’dan aldığınız ve içinizdeki Kutsal Ruh’un tapınağı olduğunu bilmiyor musunuz?”
Tanrı, kendisi bizim bedenimizde yaşamak için bedeni verdi. Tanrı’ya iman ettiğimizde, Kutsal Ruh’unu bize veriyor. İçimizde Tanrı yaşıyor. Ve içimizde Tanrı yaşıyorken bu bedeni kötü amaçlarla kullanamayız, kötüye kullanamayız, hastalık yapıcı işlerle kullanamayız, şehvete bulaşamayız. Çünkü içimizde Tanrı yaşıyor ve biz, içimizdeki Tanrı’yı yüceltmeliyiz. Doğru, temiz ve pak yaşamalıyız.
Aynı şekilde, eşcinsellikle ilgili sorunlar da var. Günümüzde insanlar eşcinsellikten pek fazla söz etmek istemiyor ya da söz ettiklerinde eşcinsellerin aslında ne kadar iyi, ne kadar hoş, ne kadar güzel insanlar olduklarından bahsediyor. Evet, doğrudur. Yakından tanıdığım eşcinseller var ve onların arasında gerçekten son derece iyi niyetli, sevimli, hoş, akıllı ve aydın insanlar bulunuyor. Kendime yakın bulduğum, arkadaşım olabilecek insanlar var. Ama eşcinseller arasında öyle olmayan insanlar da var; tıpkı dünyadaki her insan grubu gibi.
Ancak burada asıl mesele, bu insanların nasıl insanlar olduklarıyla ilgili değil, eşcinselliğin uygun bir cinsel davranış biçimi olup olmadığıdır. Kutsal Kitap, eşcinsellikle ilgili olarak sürekli aynı şeyleri söylüyor: Eşcinsellik, Tanrı’nın bize verdiği cinsel hayata uygun değildir. Tanrı, eşcinselliğin yalnızca fuhuş amacıyla kötüye kullanıldığını kastetmiyor. Erkek ile erkeğin, kadın ile kadının cinsel ilişkisi, Tanrı tarafından doğru bulunan bir ilişki değildir. Tanrı, bir erkekle bir kadının ilişkisinden bahseder. Evlilik dediğimiz şey, bir kadınla bir erkeğin birlikteliğidir.
Bu, eşcinselleri kabul etmeyeceğimiz anlamına gelmez. Eşcinseller de bu toplumun bir parçasıdır ve diğer insanlar gibi bireydirler. Sizin gibi, başka insanlar gibi aynı haklara sahiptirler, aynı şekilde yaşama özgürlüğüne sahiplerdir ve Tanrı’nın sevgisine açık olmaları gerekir. Tanrı, eşcinselleri de sever; kocasını aldatan kadınları da, karısını aldatan erkekleri de sever. Tanrı, tüm insanların kendisine yönelmesini ister. Hangi günah içinde olurlarsa olsunlar, kendisine yönelmelerini ister. Temel mesele budur.
Tanrı, günahı sevmez; günaha günah deriz. Ama aynı zamanda şunu da rahatlıkla söyleyebiliriz: Tanrı, bütün günahkârları sever. Romalılar 5. bölüm 8. ayette şöyle der: “Tanrı, bize olan sevgisini şununla kanıtlıyor: Biz daha günahkârken, Mesih bizim için öldü.” Tanrı, bütün günahkârlar için İsa Mesih’i yeryüzüne gönderdi. Bu, cinselliği yanlış kullanan insanlar için de geçerlidir. Dolayısıyla, bu konu herkesi kapsar. Cinsel ahlaksızlık yapanları da, cinselliğe yanlış şekilde yaklaşanları da…
Ancak bu konuyu burada ele aldıktan sonra ikinci bir adıma geçmemiz gerekir. Eğer doğru şekilde ifade ediliyorsa, Tanrı cinselliğin ifade edilmesini onaylıyor. Bu ne anlama gelir? Örneğin, bazı kadınlar tacize ve tecavüze uğruyor. Mor Çatı gibi kuruluşlar var, sığınma evleri mevcut. Tacize uğrayan kadınlar buralara sığınmaya çalışıyor. Mor renk, genellikle cinsel tacize uğramışlığı simgeliyor. Kadın hareketinin sembollerinden biri hâline gelmiş durumda.
Ancak şunun altını çizmem gerekir: Mor renk yalnızca cinsel tacize uğramış kadınları ifade etmez. Aynı zamanda, İsa Mesih çarmıha giderken üzerine alay amaçlı konulan krallık kaftanı da mor renkti.
İsa Mesih, o kaftanıyla cinsel tacize uğramış, cinselliği kötü şekilde istismar edilmiş kadınları, erkekleri ve çocukları da kendi mor kaftanıyla örtmek ister.
Cinsellik, evlilik içinde onaylanır. Evlilik dışında—ister heteroseksüel ister eşcinsel bir ilişki olsun—hiç fark etmez; cinsellik yalnızca evlilik içinde onaylanan bir kurumdur. Burada bir kadınla bir erkeğin cinsel ilişkisinden söz ediyoruz. Genellikle evli olmayanların cinsel hayatı konuşulur, ancak evlilik içinde cinsel yaşamın nasıl olması gerektiğine dair de ayetler vardır.
Bu konuyu daha iyi açıklamak için ilgili bölümü okuyayım. Birinci Korintliler, 7. bölüm, 1. ayetten itibaren şöyle diyor:
“Şimdi bana yazdığınız konulara gelelim. ‘Erkeğin kadına dokunmaması iyidir’ diyorsunuz. Ama fuhuştan ötürü her erkek karısıyla, her kadın da kocasıyla yaşasın. Erkek, karısına; kadın da kocasına hakkını versin. Kadının bedeni kendisine değil, kocasına aittir. Bunun gibi, erkeğin bedeni de kendisine değil, karısına aittir. Geçici bir süre için anlaşıp kendinizi duaya vermekten başka bir nedenle birbirinizi mahrum etmeyin. Sonra yine birleşin ki kendinizi denetleyemediğiniz için Şeytan sizi ayartmasın. Bunu bir buyruk olarak değil, bir uzlaşma yolu olarak söylüyorum. Herkesin benim gibi olmasını dilerdim. Ama herkesin Tanrı’dan aldığı ruhsal bir armağanı vardır; kiminin şöyle, kiminin böyle. Yine de evli olmayanlarla dul kalanlara şunu söyleyeyim: Benim gibi kalsalar kendileri için iyi olur. Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.”
Burada birkaç noktaya değiniliyor. Öncelikle, evlenmeye karşı olan insanlara ve cinsel ilişkiden uzak durmayı savunan sofulara yönelik bir uyarı var. Eğer evlenmişlerse, bir kadın ve kocası söz konusuysa, ikisi de birbirleriyle cinsel ilişki içinde olmalıdır.
Evlilik içinde hiç kimsenin bedeni yalnızca kendisine ait değildir. Kadının bedeni kocasına, kocanın bedeni de karısına aittir. Bu ne anlama gelir? Bu, istediğiniz gibi davranabilir, hakaret edebilir ya da dövebilirsiniz anlamına gelmez. Burada anlatılmak istenen şudur: Eğer ilişkinizde eşinize kötü davranıyorsanız, aslında kendi bedeninize kötü davranıyorsunuz demektir. Karınıza ya da kocanıza kötü davranamazsınız; çünkü bedenleriniz birbirine aittir.
Bunun bir diğer anlamı da şudur: Eşler birbirlerinin ihtiyaçlarını karşılamalıdır. Cinsellikte ihtiyaçların karşılanmaması gibi bir durum söz konusu olamaz. Eğer böyle bir durum yaşanırsa, bunun olumsuz sonuçları olabilir. İnsanlar hayatlarında sıkıntılar yaşayabilir, cinsel tatminsizlik kaynaklı sorunlar ortaya çıkabilir. Bu yüzden Pavlus, insanların evlenmesini olumlu bir şey olarak değerlendiriyor. Evlilik iyidir. Cinsel ilişki iyidir, ancak evlilik içinde olduğunda.
Dolayısıyla, bu konular aile içinde konuşulabilir ve ifade edilebilir. Bu, kesinlikle doğrudur. Bundan zevk almak da doğaldır. İnsanlar sadece ihtiyaçlarını karşılamak için değil, Tanrı’nın verdiği bu zevki de yaşayabilirler. Ancak… bu zevk hayatın merkezi hâline gelemez. Bizi yöneten şey, cinsellikle ilgili zevk olmamalıdır.
Üçüncü olarak, Tanrı’nın cinsel terbiyeyi onaylamasından bahsetmek istiyorum. Evlilik dışı cinsel ilişki uygun değildir. Matta 19. bölüm 4-6. ayetlerde, İsa çok bilinen şu sözleri söylüyor:
“Kutsal Yazıları okumadınız mı? Yaradan, başlangıçtan beri insanları erkek ve dişi olarak yarattı ve şöyle dedi: ‘Bu nedenle adam, annesini ve babasını bırakıp karısına bağlanacak; ikisi tek beden olacak.’ Şöyle ki, artık onlar iki değil, tek bedendir. O hâlde, Tanrı’nın birleştirdiğini insan ayırmasın.”
Bazı insanlar bekâr kalmayı tercih edebilir, bunda bir sorun yoktur. Eğer Tanrı’dan bu yönde bir çağrı aldıysalar, bekâr kalabilirler. Ancak evliliği seçtilerse, bu yalnızca kadın ve erkek arasında olmalıdır.
Evlilik içinde de karşınızdaki insanın ihtiyaçlarını düşünerek yaşamalısınız. Burada almak, tüketmek ve hükmetmekten söz etmiyoruz. Eğer evlilik içinde bile sadece almaya odaklanıyorsanız, cinselliği yanlış bir şekilde yaşıyorsunuz demektir. Evlilik, karşılıklı paylaşım ve vermek üzerine kurulmalıdır.
Tüketmek… Yani taciz, tecavüz… Hem evlilik içinde bile, bunları haberlerde görüyoruz. İnsanlar birbirlerine kötü davranıyorlar. Adamların karılarına tecavüz ettiklerini okuyoruz. Bunlar doğru tavırlar değil. Hiç kimsenin bedenini tahakküm altına almak durumunda değiliz.
Evet, ayet diyor: “O bedenler, evli oldukları kişiye aittir.” Ama bu, tüketmek için değil, yozlaştırmak için değil, sömürmek için değil, işkence etmek için değil. Bu, gazetelerde okuduğumuz üçüncü sayfa haberleri için değil. Tanrı, bereket alalım diye, sevinç duyalım diye bunu söylüyor. Olumsuz bir şekilde kullanmanız için değil. Tanrı, insanların cinsellikten bereket almasını istiyor, tüketmelerinin değil.
Evliliği cinsellikten bağımsızlaştıran insanlar var. Bazen pirupak bir şekilde yaşadıklarını sanıyorlar; ama bu doğru değil. Ancak cinselliği evlilik dışına taşıyamazsınız. Evlilik dışında tüketilen cinsellik, insanın kendisini tükettiği cinselliktir aynı zamanda. Ahlaki değerlerin tükettiği cinselliktir. Birçok insanla birlikte olduğunuzda, birçok insanın izini, lekesini kendi üzerinize taşıyorsunuz, duygusal olarak. Çünkü… bir kadın bir erkekle, bir erkek bir kadınla birleştiği zaman aslında tek beden oluyor. Evlilikte tek bedenlikten bahsettiğimizde, cinsellikten söz ediyoruz.
Birçok kişiyle cinsel ilişkiye girdiğinizde, bir kadına vermeniz gereken ya da bir erkeğe vermeniz gereken o cinselliğinizi, bir erkekle ya da bir kadınla paylaşmanız gereken cinselliğinizi birçok kişiyle paylaşıyorsunuz. Ve hayatınız boyunca onların izlerini, onlarla olan bağları kendi üzerinizde taşıyorsunuz. Bazı insanlar zorla başkasına hükmediyor, tecavüz ediyorlar; evlilik içinde ya da dışında. İstemedikleri hâlde, zorla bir cinsel ihtiyacın (sözde ihtiyacın) karşılanması için karşımızdaki insana tecavüz etmek kabul edilebilir bir şey değildir.
Tanrı, insanların öz saygılarının yıkılmaması gerektiğini ister. Dolayısıyla karşımızdaki insanların saygınlığını koruyarak onlara yaklaşmamız gerekir. Onları cinsel bir mal gibi görerek değil, onları tüketmeye yönelik değil, onlarla sevgi ilişkisi içerisinde, evlilik ilişkisi içerisinde cinselliği koruyabiliriz. Ama karşımızdaki insanları mal gibi görüyorsak, o zaman içimizden gelen her şeyi istediğimiz gibi yapabiliyoruz. O zaman bu, bizim kendimizi de… mallaştırmamıza yol açar, kendimizin tüketilmesine yönelik sınırları ortadan kaldırır.
Tanrı’nın, sizin cinsel hayatınıza dokunmasını ister misiniz? İsterseniz… Bazılarınız evlenmek istiyordur, kendisine bir koca ya da bir kadın bulmak istiyordur, bir eş bulmak istiyordur. Bazılarınız eşinizden memnun değilsinizdir, cinsel hayatınızda sıkıntılar vardır, hastalıklar, sorunlar olabilir. Bunlar olabilir. Tanrı’nın yardımına ihtiyacınız var. Bazılarınız daha zor durumda olabilir. Tacize, tecavüze uğramış olabilirsiniz ve cinselliğe karşı elinizin tersiyle, olumsuz bir tutumla onu itiyorsunuzdur hayatınızdan. Yaralarınız vardır; duygusal olarak, ruhsal olarak, fiziksel olarak yaralarınız vardır, cinsellikten kaynaklanan. İnsanların size yaptıklarından… İnsanların size söylediklerinden rahatsız olmuş olabilirsiniz. Olumsuz bir bakış, olumsuz bir davranış, insanların yüreklerini derinden zedeliyor. Sorunlar, acılar, sıkıntılar oluyor. Peki, bunlardan nasıl kurtulacaksınız?
En önemlisi, bunları Tanrı’ya teslim etmek. Eğer günahlarınız olduğunu düşünüyorsanız, onlardan tövbe etmek, af dilemek Tanrı’dan. Tanrı bağışlayandır, sizi bağışlamaya hazır. İsa Mesih, bu yüzden yeryüzüne geldi ve çarmıhta sizin için öldü. Sizin günahlarınızı bağışlatmak için, size şifa vermek için. Günahlarınızı İsa’ya götürebilirsiniz. İhtiyaçlarınızı İsa’ya götürebilirsiniz.
Şimdi dua edeceğim. Benimle birlikte dua eder misiniz?
Yarabbi İsa, bugün bütün izleyicilerimiz için, hepimiz için dua ediyorum. Yarabbi, cinsellik bizim hayatımızda ne kadar önemli biliyorsun. Ve cinsellikten kaynaklanan yaralar da hayatımızda ne kadar derin acılara yol açıyor, bunu da biliyorsun. Yarabbi, hayatlarımızı ve cinselliğimizi senin huzuruna getiriyoruz. Sen yaralarımızı temizle diye dua ediyorum. Onlara şifa ver. Burada tacize uğramış kadınlar, erkekler, çocuklar olabilir, izleyicilerimiz arasında. Rabb, şu anda elini uzat onlara ve onlara şifa ver. Senin merhametin ve iyiliğin onların üzerine gelsin. Sen şifa veren Rabb’sin. Onları iyileştir. Rabb, cinsel hayatlarında karşılaştıkları kötü davranışların etkisiyle… sıkıntı çeken insanlar var burada. İzleyicilerimizin arasında. Rab, onlara şifa ver. Bereket ol. Onları kayır diye dua ediyorum. Rab, izleyicilerimizin hepimizin cinselliğinde senin bereketin olsun. Senin şifan olsun. Senin ışığın olsun diye dua ediyorum. Aydınlat, koru, kurtar bizi. Rab, bereketle bizi. Sevinçle, bereketle. Verdiğin bu armağanı… doğru kullanalım diye, iyi kullanalım diye sana yalvarıyoruz Rabb’im. Bizi günahlardan ve günahların etkisinden kurtar diye dua ediyorum. İsa Mesih’in adıyla. Amin.
Aslında daha uzun süre dua edebilirdim bu konuda. Dua edecek çok şey var çünkü cinsellik insanın en kırılgan olduğu noktalardan biri. Ama bugün, eğer benimle beraber dua ettiyseniz ve yüreğinizi bu duaya açtıysanız, İsa Mesih’e açtıysanız, cinselliğinizin onarılması başlamış demektir.
Tanrı’nın esenliği ve sevinci sizinle olsun. Hoşça kalın.
