BAKIMA VE YARDIMA İHTİYAÇ DUYMAK

Geçtiğimiz günlerde, eskiden çok ünlü olmuş bir şarkıcının şimdi çok yaşlandığını ve yaşlılar bakım evine kaldırıldığını okudum. Ailesi, yani iki çocuğu var. Onlar da artık yaşları ilerlemiş kişiler. Annelerini yaşlılar bakım evine—yani bir huzurevine—götürüyorlar. Özel bir yer ve çok iyi bir bakım yapıldığını söylüyorlar.

Türkiye’de bu tür yerlerin sayısı yavaş yavaş artıyor. Bizim kültürümüzde bu çok yaygın değil. Genellikle yaşlıların evde bakılmasını düşünüyoruz, ancak gereken sağlık bakımını evlerde karşılamak aileler için zor olabiliyor. Bu yüzden yaşlılar genellikle sıkıntı çekiyor. Yeni yapılan huzurevlerinde ise oldukça ciddi bir bakım sunuluyor. Devlet bu konuda önemli adımlar attı, yeni uygulamalar geliştirdi ve yaşlılarla ilgilenilmeye başlandı. Ancak toplumda genel olarak bu bilincin oluşması gerekiyor.

Bugün insanlarla ilgilenmekten, onların farklı ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmaktan söz edeceğiz. Kutsal Kitap’ı okursanız, farklı bölümlerinde sürekli olarak ihtiyaç sahibi insanlara yardım edilmesi gerektiğinden ve onların nasıl gözetilmesi gerektiğinden bahsedildiğini görürsünüz. Başkalarını düşünmenin bir yaşam biçimi olduğu vurgulanır.

Tanrı’yı hayatına alan, İsa Mesih’e iman eden insanların belirleyici özelliklerinden biri, çevrelerindeki ihtiyaç sahibi insanlara doğal bir şekilde yardım etme isteği duymalarıdır. Bu, insanlarda bir tür duyarlılık geliştirir.

İncil’in Filipililer 2. bölüm, 3. ve 4. ayetlerinde şöyle söylenir:

“Her biriniz alçakgönüllülükle öbürünü kendisinden üstün saysın. Yalnız kendi yararını değil, başkalarının yararını da gözetsin.”

Kutsal Kitap, bize bir yaşam tarzı öneriyor. Bu yaşam tarzında, karşımızdaki insanların ihtiyaçlarını düşünmenin, onlara bakmanın ve yardım etmenin bizim için önemli olduğu anlatılıyor. Önce kendi yararımızı değil, başkalarının yararını gözetmemiz gerektiği vurgulanıyor.

Peki, çevremizdeki insanların yararını nasıl düşünebiliriz? Onların ihtiyaçlarını nasıl anlayabiliriz? Bunu kendimize sormamız gerekiyor. Siz hiç düşündünüz mü bu ihtiyacın nasıl karşılanabileceğini?

Bazen bunu sorgulamadan, içgüdüsel olarak yaparız. İnsan, çocuğuna bakar. Annesi veya babası yaşlandığında onlara saygı gösterir. Ancak bunu bilinçli olarak nasıl yapmamız gerektiğini bilmek önemlidir.

Kutsal Kitap’taki en önemli buyruklar hakkında şöyle denir:

Kutsal Kitap’ta birçok buyruk vardır—”şunu yapın”, “böyle davranın”, “şöyle dua edin” gibi. Ancak bunların en önemlileri, tüm bu buyrukları özetleyen iki temel ilkedir. Markos 12. bölüm, 29 ve 30. ayetlerde şöyle yazılmıştır:

“İsa şöyle karşılık verdi: ‘En önemlisi şudur: Dinle, ey İsrail! Tanrımız Rab, tek Rab’dir. Tanrın Rabbi bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün aklınla ve bütün gücünle seveceksin. İkincisi de şudur: Komşunu kendin gibi seveceksin. Bunlardan daha büyük buyruk yoktur.’”

Tanrı, komşumuzu sevmemizi en önemli ikinci buyruk olarak değerlendirmiştir.

Peki, komşumuz kimdir?

Komşumuz yalnızca apartmanımızda yaşayan kişiler değildir. Elbette onlar da komşumuzdur, ancak sadece onlar değil. Karşılaştığımız, iletişimde bulunduğumuz herkes bizim komşumuzdur. Hangi dinden, inançtan veya milletten olurlarsa olsunlar, çevremizde yaşayan insanlar bizim komşumuzdur ve onlara sevgi göstermeliyiz.

Bu sevgi, onların ihtiyaçlarını görüp karşılamak ve elimizden geldiğince onlara yardım etmek şeklinde olmalıdır.

Efesliler 4. bölüm, 32. ayette şöyle denir:

“Birbirinize karşı iyi yürekli ve şefkatli olun.”

En önemli buyruklardan biri komşumuzu sevmek olduğuna göre, onlara karşı iyi yürekli ve şefkatli davrandığımızda Tanrı’nın buyruklarını yerine getirmiş oluruz.

İsa Mesih, yeryüzüne insanları kurtarmak için geldi ve büyük bir alçakgönüllülük örneği sergiledi.

Aslında yücelikten soyundu ve insan bedeni aldı. İnsanların arasında yaşamaya başladı. Bir insan oldu ve onların ihtiyaçlarına baktı. Hayatlarındaki sıkıntılarla, zorluklarla ilgilendi. Kutsal Kitap’ta bize çok net bir şekilde söylenen bir söz var: “Mesih İsa’daki düşünce sizde de olsun.”

Onun insanlara duyduğu ilgiyi, merhameti ve alçakgönüllülüğü düşünelim. Biz de karşımızdaki insanlara aynı sevgi, ilgi, merhamet ve şefkatle yaklaşmalıyız. “Birbirinize karşı iyi yürekli, şefkatli olun.” diyor Kutsal Kitap. İşte İsa Mesih, bize birbirimize nasıl iyi yürekli ve şefkatli olacağımızın örneğini gösterdi. O örneği takip ederek, aslında çevremizdeki insanlarla nasıl ilgilenebileceğimizi öğrenebiliriz. Onun gibi yaşamalıyız.

Tabii ki, burada birkaç temel başlık var. Kimlerle ilgilenmemiz gerektiği konusunda bir liste çıkarabiliriz. Bu listenin en başında ailemiz yer alır.

Ailemizle İlgilenmek

İncil’de, 1. Timoteos 5:8 şöyle der:
“Kendi yakınlarına, özellikle de ev halkına bakmayan kişi, imanı inkâr etmiş, imansızdan beter olmuştur.”

Bazı insanlar vardır ki dünyaya karşı çok ilgilidirler. Herkesle iyi geçinirler, güler yüz gösterirler, yardımsever görünürler. Ama eve gittiklerinde bambaşka biri olurlar. Evde bağırıp çağıran, ailesine kötü davranan, eşine ve çocuklarına zaman ayırmayan biri olabilirler. Dışarıdan bakıldığında cömert ve hoş sohbet bir insan gibi görünen biri, evde ilgisiz, sert ve hatta şiddet gösteren biri olabilir.

Bu tür insanların tümüyle değişmesi gerekir. Çevremizdeki insanların ihtiyaçlarına duyarlı olmayı öğrenmeliyiz. Özellikle de ailemizin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmalıyız. Tanrı bizi bir ailenin parçası olarak yerleştirdiyse, bu aileyi korumak ve ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlüyüz. Bu sadece maddi ihtiyaçlar değil; duygusal ve ruhsal destek de içerir.

Çocuklarımızı dünyaya getirip bir kenara bırakamayız. Onları sevgiyle yetiştirmek, onlarla ilgilenmek ve gelişimlerini takip etmek zorundayız. Sevgi göstermek konusunda toplum olarak bazı eksikliklerimiz olabilir. Özellikle erkekler, sevgilerini sözlerle ya da fiziksel temasla ifade etmekte zorlanabilirler. Ancak sevgi göstermenin bir yolunu bulmalıyız. Yoksa Tanrı’nın bize verdiği önemli bir sorumluluğu yerine getirmemiş oluruz.

Kutsal Kitap, 1. Selanikliler 5:11’de şöyle der:
“Birbirinizi yüreklendirin, ruhça geliştirin.”

Ailemizdeki insanları nasıl ruhen ve duygusal olarak geliştirebileceğimizi düşünmeliyiz. Onların hayatında önemli bir rolümüz var. Bu rolü nasıl en iyi şekilde yerine getirebiliriz? Eğer bir kişi ailesini düşünmüyorsa, Tanrı’dan uzak bir hayat sürüyordur. Ve Tanrı, o kişiyi tövbe etmeye çağırıyor.

Yaşlılarla İlgilenmek

Bir başka önemli grup ise yaşlılardır. Onları da düşünmeliyiz. İncil ve Tevrat’ta yaşlılara saygı göstermek konusunda birçok öğüt vardır.

Levililer 19:32 şöyle der:
“Ayağa kalkacak, yaşlılığa saygı göstereceksin. Tanrından korkacaksın. Rab benim.”

Eğer yaşlı insanlara saygı göstermiyorsak, onların önünde ayağa kalkmıyorsak, onları onurlandırmıyorsak, aslında Tanrı korkusunu yerine getirmiyoruz demektir. Büyüklerimizin bizden görmek istedikleri en temel şey, onlara saygıdır. Eğer bu saygıyı gerektiği gibi göstermiyorsak, onların kalbini kırmış oluruz. Aynı zamanda, Tanrı’nın bizden istediği önemli bir sorumluluğu da yerine getirmemiş oluruz.

  1. Petrus 5:5’te şöyle yazılmıştır:
    “Ey gençler! Siz de ihtiyarlara bağımlı olun. Hepiniz birbirinize karşı alçakgönüllülüğü kuşanın. Çünkü Tanrı kibirlilere karşıdır ama alçakgönüllülere lütfeder.”

Burada “bağımlı olun” ifadesi, gençlerin yaşlıları hayatlarından silip atmaması gerektiğini anlatır. Onlarla ilgilenmeli, onlara sevgi ve saygı göstermeliyiz. Onlarla alçakgönüllü bir şekilde ilişki kurmalıyız.

Gençler genellikle daha hızlı düşünür ve hareket ederler. Daha enerjik ve atılgandırlar. Yaşlılar ise daha yavaş hareket ederler, kararlarını daha fazla düşünerek verirler. Bu nedenle gençler, yaşlıların tecrübelerine ve bilgeliğine saygı göstermelidir. Onların hayatları boyunca edindikleri deneyimler bizler için büyük bir hazine olabilir.

Yaşlılarımıza sadece fiziksel destek değil, duygusal destek de vermeliyiz. Onlarla vakit geçirmek, sohbet etmek, onları yalnız bırakmamak çok önemlidir. Onların en büyük ihtiyaçlarından biri, yalnız hissetmemektir.

Gençler bunu zayıflık olarak algılarlar. “Yaşlıların zamanı geçti, artık bizim zamanımız” diye düşünebilirler. Ancak yaşlılardaki hikmet ve bilgelik, gençlerin en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biridir. Bu yüzden alçakgönüllülükle yaşlılara saygı göstermek, onları onurlandırmak gerekir.

Yaşlıların ihtiyaçlarına dikkat etmek de önemlidir. Onlara evde bakabiliriz, dışarıda destek olabiliriz ya da sosyal hayatta onlara yer açabiliriz. Önemli olan, onları yalnız bırakmamak ve hak ettikleri değeri göstermektir.

Çocuklarla İlgilenmek

Ailemizle ilgilenmemiz gerektiğinden bahsederken çocuklardan da söz etmiştik. Tanrı çocuklarla ilgilenmemizi ister. Markos 10:13-16’da İsa’nın küçük çocukları kutsadığı bölümde şöyle yazılmıştır:

“Bazıları küçük çocukları İsa’nın yanına getiriyordu ki onlara dokunsun. Ne var ki öğrencileri onları azarladı. İsa bunu görünce kızdı ve öğrencilerine şöyle dedi: ‘Bırakın çocuklar bana gelsin, onlara engel olmayın! Çünkü Tanrı’nın Egemenliği böylelerindir. Size doğrusunu söyleyeyim, Tanrı’nın Egemenliği’ni bir çocuk gibi kabul etmeyen, ona asla giremez.’ Sonra çocukları kucağına aldı, ellerini üzerlerine koyarak onları kutsadı.”

Bizim kültürümüzde çocuk sahibi olmak önemli bir konu olarak görülür. Ancak çocukları yetiştirmek de en az onlar kadar önemlidir. Çoğu zaman çocuklar kendi hallerine bırakılır ve nasıl büyüdükleri pek düşünülmez. Büyük şehirlerde ise bunun tam tersi bir durum yaşanır: Aileler çocuklarıyla aşırı ilgilenir ve onları yoğun bir yarışa hazırlar gibi büyütürler. Sınavlarda başarılı olmaları, en iyi okullara gitmeleri ve yüksek mevkiler kazanmaları beklenir. Ancak bu çaba çoğu zaman çocukların ihtiyaçlarını karşılamak için değil, ailenin prestijini korumak için yapılır.

Çocuklarla ilgilenirken, onların öncelikle birey olduklarını unutmamak gerekir. Onların ihtiyaçlarını anlamak, ruhsal ve bedensel gelişimlerini desteklemek önemlidir. Sağlıklı beslenmeleri, iyi bir eğitim almaları kadar duygusal olarak da destek görmeleri gerekir. Bazı aileler ekonomik zorluklar nedeniyle kendileri aç kalmayı göze alıp çocuklarına yiyecek verirler. Ancak bunun yanı sıra, bazı aileler çocukları tamamen kendi hallerine bırakıp ilgisiz davranırlar.

Çocuklar bizim toplumumuzun geleceğidir. Aynı zamanda Tanrı’nın bize emanet ettiği bireylerdir. Bu yüzden onları sevgiyle büyütmeli, ihtiyaçlarını gözetmeli ve onları en iyi şekilde yönlendirmeliyiz. Tanrı hepimize, çocuklarımızı en doğru şekilde yetiştirme konusunda bilgelik versin.

Hastalarla İlgilenmek

Hastalarla ilgilenmek de önemli bir sorumluluktur. Eğer evinizde veya çevrenizde hasta biri varsa, onun ihtiyaçlarını düşünmek gerekir.

Bizim cemaatimizdeki bazı kardeşler ara sıra hastaneleri ziyaret eder. Hastanelerde hiç kimsenin ziyaret etmediği insanlar vardır. Kimi zaman bu insanlarla konuşma, onlara dua etme fırsatı buluruz. Bazen insanlar bizi şaşkınlıkla karşılar: “Bunlar da nereden çıktı?” diye düşünürler. Ancak hastalarla ilgilenmek, onlara destek olmak büyük bir iyiliktir.

Hastalık, kişinin hem bedenini hem de ruhunu etkileyen zor bir süreçtir. Bir hastanede yalnız başına yatmak son derece keder verici olabilir. Kimsenin bunu yaşamasını istemeyiz. Bu yüzden hasta insanlara destek olmak, onları yalnız bırakmamak gerekir. Küçük bir ziyaret, bir telefon görüşmesi veya basit bir yardım bile onlar için büyük bir anlam taşıyabilir.

Yoksullarla İlgilenmek

Yoksullarla ilgilenmek de Tanrı’nın bizden beklediği bir şeydir. Süleyman’ın Özdeyişleri 14:31’de şöyle yazılmıştır:

“Muhtacı ezen, Yaradan’ı hor görmüş olur. Yoksula acıyan ise Yaradan’ı yüceltir.”

Sıkıntı içindeki insanları hor görmemeliyiz. Bazen toplumda yoksul insanlara tepeden bakan, küçümseyen kişiler görebiliriz. Sokakta yaşayan insanlara, arabaların camlarını silmek isteyenlere karşı kaba davranan kişilerle karşılaşırız.

Ben şahsen arabamın camlarını kimsenin silmesini istemem. Çünkü genellikle onların bezleri temiz olmaz ve camı daha da kirletirler. Ancak bu insanlara hakaret etmek, onları kovmak da doğru değildir. Onlara karşı insanca bir yaklaşım sergilemeliyiz. Yoksulları dışlamak yerine, onlara yardım eli uzatmanın yollarını aramalıyız.

Toplum olarak muhtaçlara yardım etmek bizim de görevimizdir. Maddi imkanlarımız elverdiği sürece ihtiyaç sahiplerine destek olmalıyız. Bu destek sadece para vermekle sınırlı olmamalıdır. Onları dinlemek, onlara rehberlik etmek, iş bulmalarına yardımcı olmak da çok önemlidir.

Tanrı bizden, çevremizdeki insanlara ilgi göstermemizi ister. Ailemiz, yaşlılarımız, çocuklarımız, hastalar ve yoksullar… Hepsi bizim ilgimize, sevgimize ve desteğimize muhtaçtır. Onlara hizmet etmek, Tanrı’ya hizmet etmek demektir.

Onlar da, kazandıkları üç beş kuruşla karınlarını doyurmaya çalışıyorlar. Süleyman’ın Özdeyişleri 19:17’de şöyle yazar:

“Yoksula acıyan kişi Rab’be ödünç vermiş olur. Yaptığı iyilik için Rab onu ödüllendirir.”

Eğer yoksulların ihtiyaçlarını karşılamak için onlara maddi yardımda bulunuyorsanız, Rab sizi bereketlendirecektir. Yaptığınız iyiliğin, paylaştığınız paranın ya da malın karşılığını Tanrı’nın size vereceğini söylüyor. Bunu deneyin ve Tanrı’nın insanlara verdiğinizde sizin hayatınızda neler yaptığını görün.

Eğer İsa Mesih aracılığıyla Rab’be geldiyseniz, Tanrı’nın bereketlerini hayatınızda daha net bir şekilde görmeye başlarsınız. Eğer henüz İsa Mesih’i hayatınıza kabul etmediyseniz, şimdi tam zamanı.

İsa Mesih, günahlarınız için çarmıhta öldü. Sizin ihtiyacınıza karşılık vermek, size yardım etmek için yeryüzüne geldi. Bugün, insanlara yardım etmenin öneminden bahsediyoruz, ama aslında insanlığın en büyük yardımcısı İsa Mesih’tir. Biz bugün insanlara nasıl hizmet etmemiz gerektiğini konuşuyoruz; çünkü O, bize hizmetin en güzel örneğini verdi.

İsa Mesih, size sonsuz hayat vermek için ölümden dirildi. Eğer O’nu hayatınıza kabul ederseniz, Rabbiniz ve Kurtarıcınız olarak, kurtuluşu bulacaksınız. Tanrı sizi seviyor. Sizin için Oğlunu verdi ve sizden de insanlarla ilgilenmenizi istiyor.

Tanrı’nın Sözü: Hizmet ve Yardım

Matta 25:34-40 arasında geçen bölümde Tanrı’nın, yani Kral’ın, doğru insanlara nasıl seslendiğini okuyoruz:

“O zaman Kral, sağındaki kişilere şöyle diyecek: ‘Sizler, Babamın kutsadıkları, gelin! Dünya kurulduğundan beri sizin için hazırlanmış olan Egemenliği miras alın. Çünkü acıkmıştım, bana yiyecek verdiniz; susamıştım, bana içecek verdiniz; yabancıydım, beni içeri aldınız; çıplaktım, beni giydirdiniz; hastaydım, benimle ilgilendiniz; zindandaydım, yanıma geldiniz.’

O vakit doğru kişiler şu karşılığı verecek:

“Rab, seni ne zaman aç gördük de doyurduk? Seni ne zaman susuz görüp su verdik? Ne zaman seni yabancı görüp içeri aldık? Ya da çıplak görüp giydirdik? Seni ne zaman hasta ya da zindanda görüp ziyaret ettik?”

Kral da onları şöyle yanıtlayacak:

“Size doğrusunu söyleyeyim, bu en basit kardeşlerimden biri için yaptığınızı benim için yapmış oldunuz.”

Tanrı, bu dünyada yaptığımız iyilikleri karşılıksız bırakmaz. Eğer yoksullara, sıkıntıda olanlara, mültecilere veya yardıma muhtaç kişilere destek oluyorsanız, Tanrı bunu görüyor ve sizi bereketlemek istiyor. Ancak alacağınız en büyük ödül, Tanrı’nın size sunduğu en değerli armağan olan İsa Mesih’tir.

İsa Mesih’i Hayatınıza Kabul Edin

Bugün İsa’yı hayatınıza kabul etmeye ne dersiniz? Eğer O’nu kabul ederseniz, Tanrı’nın kurtuluş planı sizin için işlemeye başlayacak. Eğer hazırsanız, sizin için bir dua etmek istiyorum.

Beni dinlerken, eğer uygun buluyorsanız, söylediklerimi içinizden tekrar edebilirsiniz:

“Ya Rab, hayatımı sana açıyorum. Sen dünyanın günahlarını üzerinde taşıyan Rab’sin. Benim günahlarım için öldün ve bana sonsuz hayat vermek üzere ölümden dirildin. Beni bağışla, şimdiye kadar yaptığım hataları affet. Kutsal Ruh’unla beni yenile, tazele ve senin yolunda büyümeme yardımcı ol. İsa Mesih’in adıyla. Amin.”

Eğer bu duayı içtenlikle ettiyseniz, şu andan itibaren hayatınızda değişimler görmeye başlayacaksınız. Çünkü Rab, sizin hayatınıza girdi ve sizi değiştirmek istiyor. O, sizinle ilgilenmek, sizi yönlendirmek istiyor.

Tanrı’nın esenliği ve sevinci sizinle olsun.