KORKU

Birçok insan, korkuları tarafından yönetiliyor.
Ne yapacaklarını o korkular belirliyor.
İnsanlar… değişik şeylerden korkarlar.

Geçenlerde bir film izliyordum. Filmde adamın biri bir kadına işkence etmeye çalışıyordu.
Aslında fiziksel olarak çok bir şey yapmadan, kadının en çok korktuğu şeyi ona yaşatmak istedi.
Kadın örümcekten çok korkuyormuş ve adam bir kutu örümcek getirdi. Kadının üstüne o örümcekleri koydu.
Kadının elleri ve kolları bağlıydı. Örümcekler üzerinde dolaştıkça kadın çığlıklar atıyordu.
Sonunda, adamın söylemesini istediği her şeyi anlattı.
Çünkü örümcek korkusu onu tutsak etmişti.

İnsanlar birçok şeyden korkabilirler.
Yüksekten korkarlar, kapalı yerlerden korkarlar.
Bazı insanlar açık yerlerden korkar.
Bazı insanlar ölümden, suda boğulmaktan korkar.
Fareden korkanlar vardır – hep karikatürlerde de görülür – küçücük bir fare, kocaman insanları korkutur.
İnsanlar masaların ya da sandalyelerin üzerine çıkarlar, çığlık çığlığa bağırırlar.

Aslında bütün bunlardan korkan insanları gördüm.
Şimdi aklıma gelmeyen bir sürü korku daha vardır mutlaka.
Ve insanlar, o korkuları yüzünden hayatlarını çekilmez hâle getiriyorlar.
Ya da o korkular, bu insanların hayatlarını çekilmez hâle getiriyor.

Sizin hayatınızda korkular var mı?
Sizi de bu şekilde bağlayan, hayatınızı kısıtlayan, sınırlayan şeyler var mı?
Gerçekten de bu korkular, insanların hayatını kısıtlayabilir.

Mesela yükseklik korkusu olursa bir insan bazı yerlere gidemez, bazı yerlerden bakamaz.
Bir tanıdığımla bir alışveriş merkezine gitmiştik. Alışveriş merkezi yüksekti, 4-5 katlı bir yerdi.
Geniş bir açıklık vardı. O açıklığın kenarından yürürken, yanımdaki tanıdığım aşağıya baktı.
“Eyvah,” dedi, “ben buradan yürüyemem.”
“Ne oldu?” dedim.
“Burası çok yüksek,” dedi. Hemen korkmaya başladı.

Ve korkuluğun birkaç metre uzağında, içeriden yürümeye başladı.
Artık o alışveriş merkezinde rahatsız olmaya başlamıştı.

Benim öyle bir yükseklik korkum yok.
Ama bir keresinde çok yüksek bir kuleye çıkmıştım.
Uyarmışlardı beni: “Buradan yukarı çıkmak için bir asansör daha var.” diye.

Hollanda, Rotterdam’da çok yüksek bir kule var. Oraya çıkmıştım.
Kulenin normal, herkesin çıktığı yerinden sonra bir de daha yüksek bir bölüm vardı.
Farklı bir asansörle oraya çıkılıyordu. Dediler ki:
“İstersen bu kısma da çıkabilirsin.”
“Tamam, çıkayım,” dedim.
İlk kez gitmiştim Rotterdam’a. “Görelim bakalım nasıl bir yermiş?” diye düşündüm.

Oturdum, gösterdikleri asansöre bindim. Daracık, yuvarlak bir asansör.
Hemen önünüzde kocaman bir cam var; dışarısı görünüyor.
Asansör yavaş yavaş hareket etti. Yukarıya doğru çıktıkça bir fark ettim:
Ayağımın altı da cam.
Hem önüm hem ayağımın altı cam.
Aşağıya baktım.
“Eyvah,” dedim.
“Ya bu cam çatlarsa… Ben öyle çok hafif bir adam da değilim. Ya bir şey olursa…”
Yani aslında yüksekten çok korkmam ama orada “Aman Tanrım, bu ne kadar yüksek bir yer!” dedim.

Birçok insan aslında yüksekten korktuğu için oralara çıkamıyor.
Ama manzara harikaydı.
Baktığınızda şehrin muazzam görüntüsünü görebiliyorsunuz.

Açık alandan korkan insanlar da var.
Evden dışarı çıkamıyorlar.
Çıkarlarsa hemen hızla bir araca binmek zorunda hissediyorlar.
Bazıları araca bile binemiyor, evinden dışarı çıkamıyor.
Geniş bir alana çıkarsa binalar üzerine yıkılacakmış gibi hissediyor.
Rahat hissetmiyorlar insanlar.

Kutsal Kitap, bizim bu tür şeylerden korkmamamızı telkin eder.
Çünkü tek başımıza değiliz.
Eğer Tanrı’ya inanıyorsanız, hayatınızda bir Tanrı varsa, o Tanrı size yardımcı olur.

Bizim Rabbimiz, kurtarıcımız İsa Mesih bizim hayatımızda etkin olur.
Bakın, çok meşhur bir Mezmur’da ne diyor?

Mezmur 23:

“Rab çobanımdır, eksiğim olmaz.
Beni yemyeşil çayırlarda yatırır,
Sakin suların kıyısına götürür.
İçimi tazeler.
Adı uğruna bana doğru yollarda öncülük eder.
Karanlık ölüm vadisinden geçsem bile,
Kötülükten korkmam, çünkü sen benimlesin.
Çomağın, değneğin güven verir bana.
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın.
Başıma yağ sürersin. Kasem taşıyor.
Ömrüm boyunca yalnız iyilik ve sevgi izleyecek beni.
Hep Rab’bin evinde oturacağım.”

Hamdolsun.
Gerçekten insanın içini tazeleyen bir mezmur.
Bu mezmuru okuduğumuzda, kötülükle ve korkularla…

Kusura bakmayın.
Kötülükle, korkularla bağlantılı olarak bu Mezmur’u okuduğumuzda içimizde bir sevinç uyanıyor ama aynı zamanda bazı fikirler ediniyoruz, bazı gerçekleri hatırlıyoruz.

Örneğin:
Kötülük vardır.
Gerçekten kötülük var.
Yeryüzünde biz hayaller görmüyoruz.
Evet, bazen gereksiz şeylerden korkuyor olabiliriz ama kötülük gerçekten var ve bu kötülük insanların hayatlarında etkin.

Kötülük, bizim Tanrı’dan uzakta olmamızı, hayatımızın kısıtlanmasını, korkuyla felç olmamızı, hiçbir şey yapamaz hâle gelmemizi ister.
Tanrı ise bunun tersine, bizim özgür olmamızı ve hayatın içinde yer almamızı ister.

Kötülük var ve sizinle mücadele eder.
Çünkü eğer kötülük sizinle mücadele etmezse, siz Tanrı’yla birlikte olmayı tercih edersiniz.
Ama kötülük sizi meşgul eder, o kadar çok üzerinize gelir ki, kafanızı Tanrı’ya döndürmek bile aklınıza gelmeyebilir.

Yani yükseklikten o kadar korkuyor olabilirsiniz ki yükseklikle ilgili her şey sizi titizlikle davranmaya zorlayabilir.
Karanlıktan korkanlar ise hiç karanlıkta dışarı çıkmak istemez.
“Aman, burada karanlık var. Dışarı çıkarsam bana bir şey olur!”
Ya uzaylılardan korkuyordur, ya karanlıkta gelecek düşmanlardan, ya da karanlıkta karşısına çıkacak hayvanlardan…
Bu yüzden karanlık olduğunda hiçbir şey yapmak istemez.

Oysa 24 saatin yarısı karanlıkta geçiyor.
Bu tür insanlar günün önemli bir kısmını sıkıntıyla yaşar.

Evet, kötülük var.
Size karşı mücadele ediyor.
Ama kötülüğün sizi korkutmasına izin vermeyin.
Eğer kötülük sizi korkutursa, gerçekten korkarsanız felç olmuş olursunuz.
Hayatınızdan bereket kaçar, sevinç kaçar; kaygıyla, endişeyle, korkuyla yaşarsınız.

Hayatınızda böyle korkular var mı?
Eğer varsa, Tanrı’ya sığınmalısınız.
Bizim Tanrımız, insanların hayatına girip onların hayatındaki korkuyu uzaklaştırmak ve onlara yardım etmek ister.

Kötü yenilebilir.
Evet, kötülük vardır ama kötü yenilebilir.
Ben bunu, İsa Mesih’e güvendiğim için söylüyorum.

İsa Mesih yeryüzüne geldi, çarmıhta sizin için öldü ve kötüyü yendi.
İsa Mesih’in bizim hayatımızda yaptıklarını anlatmaktan büyük coşku duyuyorum.
Çünkü gerçekten olağanüstü şeyler yaptı.

Aslında planımda olmadığı hâlde, çok sevdiğim ayetleri sizinle paylaşayım.
Koloseliler 2:13–15

“Sizler suçlarınız ve benliğinizin sünnetsizliği yüzünden ölüyken, yani Tanrı’yla bir ilişkiniz yokken, Tanrı sizi Mesih’le birlikte yaşama kavuşturdu.
Bütün suçlarımızı O bağışladı.
Kurallarıyla bize karşı ve aleyhimize olan yazılı antlaşmayı sildi.
Onu çarmıha çakarak ortadan kaldırdı.
Yönetimlerin ve hükümranlıkların elindeki silahları alıp, onları çarmıhta yenerek açıkça gözler önüne serdi.”

Sizin aleyhinizde olan her şeyi İsa Mesih çarmıhta yenmiştir.
Artık siz korkmak zorunda değilsiniz.

İsa Mesih’e iman ederek, bu dünyada korkudan özgür bir şekilde yaşayabilirsiniz.
Kötü olandan kurtulabilirsiniz. Çünkü çoban kurtarıcımızdır.

Bu Mezmur, İsa dünyaya gelmeden binlerce yıl önce yazıldı.
1500–1600 yıl önce belki de.
İsa Mesih kendisini “iyi çoban” olarak adlandırıyor.
Sürünün çobanı, insanlara bakan, bizim canlarımızın sahibi.
Biz O’nun kuzularıyız.
Biz, İsa Mesih’in kuzularıyız.

Ve burada diyor ki:
Rab çobanımdır.

Bu gerçekten İsa Mesih’in yüreğini anlatan bir mezmur.
Eğer çobanla ilişkiniz varsa, O sizi kurtarır.
Çobanı tanıyın.
Eğer çobanı tanırsanız, O’nun yüreğini bilirseniz, hayatınız değişir.

Bizim korkmamamız gereken bazı şeyler var:
Biz ölümden korkmayız.
Evet, ölüm vardır, ölüm ciddidir.
Ölmek istiyor muyuz?
Hayır, istemiyoruz.
Ama ölüm de o kadar korkulacak bir şey değildir.
Çünkü bizim Tanrı’ya imanımız var.
Biz ölürsek, Tanrı’nın yanında olacağız.

Yani insanların bizi ölümle korkutarak bir şey yaptırması mümkün değil.

Vahiy 1:18’de İsa Mesih şöyle diyor:

“Diri olan Ben’im. Ölmüştüm, ama işte sonsuzluklar boyunca diriyim. Ölümün ve ölüler diyarının anahtarları bendedir. Amin.”

İsa diriliştir.
O, diri olandır.

Evet, bizim günahlarımız için öldü.
Ama ölümden dirildi.
Ölüm O’nun üzerinde zafer kazanamadı.

Tam tersine, İsa ölümden dirilerek ölümü yendi, günahı yendi.
Artık biz ölümden korkmak zorunda değiliz.

Ama ölüm var, ölüm gerçektir.
Ve hepimiz bir gün öleceğiz.
Bu ölümü anlayışla karşılayacağız. Hatta sevinçle karşılayacağız.
Çünkü bizim için İsa Mesih ile yaşamak, İsa Mesih ile ölmek aynı şeydir.

Benim için yaşamak Mesih’tir, ölmekse kazançtır.
İsa Mesih ile birlikte olduktan sonra, yaşamışım ya da ölmüşüm, ölmek bile bir kazançtır.

Evet, hayatımızda sevdiğimiz insanlar var…

Onlarla beraber olmayı, onlarla beraber yaşamayı tercih ediyoruz. Onların iyiliği için, hizmet ettiğimiz insanların iyiliği için…
Ama Rab’bin huzuruna gitmek, olağanüstü güzellikte bir şeydir.

Bu dünyada sıkıntı var.
Bilmemiz gereken başka bir gerçek bu.

Burada doğrudan “sıkıntı” kelimesi geçmiyor belki ama “karanlık ölüm vadisinden geçmek”ten bahsediyor.
O vadiden geçerken insanlar sıkıntıyla karşılaşıyorlar.

Evet, sıkıntı var.
Ama sıkıntı anında Rab bizimle birlikte yürüyor, o vadiden geçmemizi sağlıyor.

Ölüm gölgesi var.
Hayatın içinde zorlu bir yürüyüşten geçebiliriz.
Çevremizde insanlar bize sıkıntı verebilir, zorluk çıkarabilir, mücadele içinde olabiliriz.
Ama bizim elimizden tutan Rab’dir.

Biz kötülükten de korkmayız, kendimiz kötülük işlemediğimiz sürece.
İnsanlara kötülük etmediğimiz sürece korkmamıza gerek yok.
Kötülükten sadece biz de kötülük yaparız diye endişeleniriz.
Kötü olan var, evet.
Ama İsa Mesih bizi kötü olandan kurtarır.
Bizi O’nun eline teslim etmez.

Çünkü biz İsa Mesih’e aitiz.
Korkmaya gerek yok.

Hayatınızda korkular var mı?
Ölümden? Kötülükten? Karanlıktan?
İsa Mesih’e ait olursanız, bu korkular hayatınızdan gider.

“Kötü olandan korkmaya gerek yok” dedim.
Bakın, bir ayet var burada; not almışız:
1. Yuhanna 4:4

“Yavrularım, siz Tanrı’dansınız ve sahte peygamberleri yendiniz. Çünkü sizde olan, dünyadakinden üstündür.”

Bizim içimizde olan, dünyadakinden üstündür.
Bizim içimizde Tanrı’nın Ruhu var.
İsa Mesih’e iman ettiğimiz anda Tanrı’nın Ruhu’nu alırız.
Ve bu Ruh, bizi yeryüzünde etkin ve zaferli bir şekilde yürütür.

Ama ölümün gölgesi insanları korkutuyor.
Neden insanlar ölüm gölgesi vadisinden geçerken korkar?
Yani sıkıntının karşısında kalırsa, o zorlukların içinden yürüyorsa?

Bunun çok basit sebepleri vardır:

  1. İnsanın canı yanar.
    Sıkıntı geldiğinde insanı sıkar.
    Bu nedenle sıkıntıdan geçmek istemeyiz.
  2. Kontrol bizde değildir.
    Ölüm gölgesi vadisinden geçerken kontrol elimizden gider.
    İnsanlar genelde kontrol ellerindeyken rahat hisseder.
    Kontrolü kaybettiklerinde huzursuz olurlar.
  3. Utanırız, sıkılırız.
    Sanki bir hata yapmışız gibi hissederiz.
    Bu da öz saygımızı etkiler.
    Sıkıntılar, bizi duygusal, ruhsal ve fiziksel olarak etkileyebilir.

Ama unutmayın, ölüm gölgesi vadisinden geçmekte bir sorun yok.

Peki, şeytan neden bizi korkutuyor?
Çünkü o karanlık vadiden geçerken, şeytanın saldırılarıyla karşılaşıyoruz.
Asıl mesele bu.

Yoksa başka bir şey değil.

Mezmur’a dönelim.
Şöyle diyor:

“Rab çobanımdır, eksiğim olmaz.
Beni yemyeşil çayırlarda yatırır,
Sakin suların kıyısına götürür.
İçimi tazeler.
Adı uğruna bana doğru yollarda öncülük eder.
Karanlık ölüm vadisinden geçsem bile kötülükten korkmam.
Çünkü sen benimlesin.
Çomağın, değneğin güven verir bana.”

Ama o karanlıktan geçerken yine de şeytan bizi korkutur.
Peki şeytandan neden korkarız?

  • Bir: Şeytan adı zaten “düşman” anlamına gelir.
    O bizim düşmanımızdır.
    Hayatımızda olumsuzluklar olsun ister.
    Tanrı’nın iyiliklerinin hayatımıza gelmesini istemeyen bir varlıktır.
    Rab’den nefret eder.
  • İki: Şeytan düzen kurar.
    Korintliler 2:10–11
    Diyor ki:

“Kimi bağışlarsanız ben de onu bağışlarım.
Eğer bir şeyi bağışladımsa bunu sizin için Mesih’in önünde bağışladım.
Öyle ki şeytanın oyununa gelmeyelim.
Çünkü biz onun düzenlerini bilmez değiliz.”

Şeytan, hayatımızda düzenler kurmak ister.
Bizi boğmak, o düzenlerin içinde hareketsiz bırakmak, sıkıntı çektirmek ister.
Ama biz onun düzenlerini biliyoruz.
Ve bizim Rabbimiz var!

Yuhanna 10:10

“Hırsız ancak çalıp öldürmek ve yok etmek için gelir.”

Ben size insanlar yaşama, bol yaşama sahip olsunlar diye geldim.
Hırsız bizim hayatımızda ne çalmak isterse istesin, İsa Mesih ile birlikte olduğum sürece ben ayakta durabilirim.

Siz de hayatınıza İsa Mesih’i alırsanız, ayakta durabilirsiniz.
İsa’yı Rabbiniz ve Kurtarıcınız olarak kabul edin.
O, şeytandan daha güçlüdür.
O, karanlıktan daha güçlüdür.

Karanlık Ölüm Vadisi’nden geçseniz bile, sizinle birlikte yürüyen Rab, sizin elinizi tutar.
Ne diyor 23. Mezmur’da?

“Karanlık Ölüm Vadisi’nden geçsem bile kötülükten korkmam.
Çünkü sen benimlesin.
Çomağın, değneğin güven verir bana.”

Rab sizinle birlikte yürüyecektir.
Göremediğiniz yerlerde yürümeniz için, dayanabilmeniz için çomağıyla ve değneğiyle yanınızdadır.
Düşmanı, kurtları kovalamak için elinde sopası vardır.
Rahatça ilerleyebilirsiniz.

O şeytan karanlıkta saklansa da, Tanrı sizi ışıkta tutar.
Tanrı’ya ait insanları Tanrı, ışıkta yaşayan çocuklar olarak adlandırır.
Siz de ışıkta yaşayın.
Tanrı’yla birlikte yaşayın.

Şeytan ve ona ait olanlar karanlıkta yaşıyorsa, siz aydınlıkta yaşayın.
Siz kötüyü yenebilirsiniz.
Çünkü Tanrı sizinledir.

Sizin önünüze bereket sofrası kuracaktır.
Esenlik sofrası kuracaktır.
Başınıza yağ sürecek, sizi meshedecektir.
Bereketle, kendisine ait olduğunuzu gösterecektir.

Ve siz, Rab’bin evinde sonsuza dek oturacaksınız.
Eğer hayatınızı Rab’be verirseniz, Tanrı’dan ayrılma korkusu taşımanıza gerek kalmaz.
Rab’le birlikte yaşarsınız.
Rab’bin sevinci, sizin hayatınızda görünür hale gelir.

Devamındaki ayete bakalım:
2. Korintliler 2:14

“Bizi her zaman Mesih’in zafer alayında yürüten, O’nu tanımanın güzel kokusunu aracılığımızla her yerde yayan Tanrı’ya şükürler olsun.”

Biz Mesih’in zafer alayında yürüyoruz.
Çünkü İsa Mesih, şeytanla savaşında zafer kazandı.
O, kazanılmış bir zaferin komutanı.
Ve biz o komutanın arkasından gidiyoruz.
Zafer kazanmış bir komutanla yürüyenleriz.

Peki, siz de bu yürüyüşe katılmak ister misiniz?
Mesih’in zafer alayında olmak ister misiniz?
Yoksa karanlıkta, korkularınıza sığınıp, İsa Mesih’in yardımını aramadan, o korkularla felç olmuş bir şekilde acı mı çekeceksiniz?

Hayatınızda sizi endişeye sürükleyen hangi korkular var?
Gelecek korkusu mu?
İş korkusu mu?
Ölüm korkusu?
Karanlık korkusu?

İsa Mesih, bütün bu korkuları ortadan kaldırmak için hayatınıza girebilir.
Sadece O’nu hayatınıza davet edin.

Matta 6:13

“Ayartılmamıza izin verme, bizi kötü olandan kurtar.
Çünkü egemenlik, güç ve yücelik sonsuzlara dek senindir. Amin.”

Kötü olandan kurtarır İsa Mesih.
Kötü olan, iblisin kendisidir.
Ama İsa Mesih, onun üzerinde zafer kazanmış Rab’dir.
O, koyunların çobanıdır.

Bizim silahımız yok.
Ama çoban güçlüdür.

Yuhanna 10:27–28

“Koyunlarım sesimi işitir, ben onları tanırım, onlar da beni izler.
Onlara sonsuz yaşam veririm.
Asla mahvolmayacaklar.
Onları hiç kimse elimden kapamaz.”

İsa Mesih’in elinden tutmak ister misiniz?
Karanlık, şeytan, hiçbir şey sizi İsa Mesih’in elinden koparamaz.
Eğer O’nun elinden tutarsanız, hayatınıza İsa’yı davet ederseniz…

Benimle beraber dua etmek ister misiniz?
Hayatınızı İsa’ya teslim etmek ister misiniz?

Hadi dua edelim:

Yarabba İsa,
Korkuyoruz, çaresiziz ve bu dünyada yalnız kaldığımızı hissediyoruz.
Gel, dokun bize.
Elimizi sana uzatıyoruz Rab.
Tut elimizden.
Bizim günahlarımızı bağışladın.
Bize sonsuz hayat vermek üzere ölümden dirildin.
Sana teşekkür ediyoruz.
Rab, karanlıktan ve kötü olandan bizi uzak tut.
Kötü olandan bizi kurtar.
Hayatımız senin ellerinde.
Sen bizi bereketle, esenliğe çıkar.
İsa Mesih’in adıyla. Amin.

Esenlikle kalın. Tanrı’nın ışığı sizinle olsun.