ÖNDERLİK

Bugün size askerlikle bağlantılı bir konudan söz edeceğim. Askerlikten çok iyi anladığımı söyleyemem ama askerlik yaptım. Eğer buna “yaptım” denebilirse… Çünkü kısa dönem askerlik yaptım. O dönem birçok insan iki yıl askerlik yapıyordu. Ancak kısa dönem askerlik uygulaması çıktığında ben de bu fırsattan yararlandım. Dolayısıyla askeri terminolojiye tam anlamıyla hâkim değilim. Yine de mıntıka temizliği yaptım, yemin törenine çıktım, nöbet tuttum. Askerlerin yaptığı temel görevleri ben de yaptım. Bu yüzden biraz fikrim var. Ama elbette bir uzman olduğumu söyleyemem.

Yine de bugünkü mesajımda geçen askerlik fikrini anlayabiliyorum. İbraniler 2. bölüm, 10. ayette şöyle yazıyor:

“Birçok oğulu yüceliğe eriştirirken, onların kurtuluş öncüsünü acılarla yetkinliğe erdirmesi, her şeyi kendisi için ve kendi aracılığıyla var eden Tanrı’ya uygun düşüyordu.”

Biraz karışık bir ayet olabilir. Şöyle tekrar edeyim:
Tanrı, birçok kişiyi yüceliğe eriştirirken onların kurtuluş öncüsünü – yani İsa’yı – acılarla yetkinliğe eriştiriyordu.

Burada İsa’dan “kurtuluş öncüsü” olarak bahsediliyor. Bu, askerlikle bağlantılı bir ifade. Öncü olmak, bir timin komutanı gibi olmak… Bir grubun, bir birliğin önünde yürüyen ve onları yönlendiren kişi…

Askerlik deneyimi olan komutanlar, ateş altında emrindekilere nasıl yön vereceklerini daha iyi bilirler. Savaş yaşamamış, deneyimsiz kişilere kıyasla savaşta çok daha güvenli ve doğru kararlar alabilirler. Timini ya da birliğini ateş altından sağ salim çıkarabilecek bilgi ve tecrübeye sahiptirler. Kitaplardan bilgi edinebilirsiniz, ama bu bilgileri hayatın gerçeklerinde kullanmak için deneyim gerekir.

Cesaret önemlidir. Ama cesaret, çatışmanın en yoğun yaşandığı, ateş hattında sınanır ve orada gelişir. Korku da aynı şekilde en çok ölümle yüzleştiğimiz anlarda ortaya çıkar.

Tanrı’dan söz ettiğimizde, “Tanrı cesur mudur?” diye sormayız. Çünkü Tanrı’nın cesur olması gerekmez. Tanrı her şeye kadirdir. Hiçbir şey onu yaralayamaz, yenemez, yok edemez. O her şeyin üzerindedir.

Ama İsa yeryüzüne geldiğinde işler değişti. Tanrı tarafından gönderilen İsa, insan bedeni aldı. Bir bebek olarak doğdu. Doğuş Bayramı’nda da bunu kutluyoruz. O küçük yemlikte doğmuş olan kırılgan bir bebeği hatırlıyoruz. Kendini bile savunamayacak kadar savunmasızdı. Zamanla büyüdü, olgunlaştı ve cesaret göstermesi gereken anlar geldi.

İsa çok ciddi bir ruhsal savaşın ortasında hizmet etti. Cinlere ve ruhsal ordulara karşı güç gösterdi. Ama en büyüğü, bütün dünyanın günahlarını üzerine almak ve bunun acısını çekmekti. Bu, bir kurşun yemekten daha fazla cesaret ister. Kurşun sizi yaralar, belki anında öldürür. Ama bütün dünyanın günah yükünü taşımak, adeta cehennemi kendi içinde taşımak gibidir. Bu, gerçek cesaret ister.

Evet, İsa Mesih yeryüzüne geldi ve sizin günahınız için – evet, şu anda beni dinleyen senin günahın için – çarmıhta öldü. Benim günahım için de öldü. Gereken cesareti, yürekliliği gösterdi.

Az önce okuduğumuz ayette yüreklilikten ve yetkinlikten söz ediliyor. İsa’daki bu cesareti görüyoruz. Peki, “yetkinlik” ne anlama geliyor?

İsa’nın günahlı ya da kusurlu olduğu söylenmiyor. Yani, O’nun hayatında bir eksiklik vardı da bu eksiklik acılarla tamamlandı, denmiyor. Burada anlatılan, İsa’nın zaten kusursuz olduğu hâlde, insan olarak bu yolda yürürken çektiği acılarla bizlere örnek olması, bizim için önderlik etmiş olmasıdır.

İsa’nın yeryüzüne geldiğinde, küçük bir bebek olarak doğduğu andan itibaren sıkıntılarla tanıştığını görüyoruz. Gökyüzündeyken, Tanrı’yla birlikteyken bu sıkıntıları bilmiyordu. Acı nedir, yokluk nedir, yoksulluk nedir… Tanımıyordu. O, acı çeken insanları uzaktan görüp onların duygularına empati kuruyordu. Ama acı çekenlerden biri olduğunda, artık bu sadece bir empati değil; bizzat deneyimlenen bir gerçeklik oldu.

Bu, Tanrı’ya da farklı bir bakış açısı sundu. Yaratıcı her şeyi bilir, ama Tanrısal bir bakış açısıyla bilir. İsa’nın yeryüzüne gelişiyle birlikte, Tanrı insanın gözünden dünyaya bakmayı tecrübe etti. Bu, hem Tanrı’nın yüceliğini başka bir açıdan ortaya koydu hem de insanın acılarını daha derinden tanıma yolunu açtı.

İsa, sizin yaşadıklarınızı yaşama cesaretini gösterdi. Benim yaşadıklarımı da. İşte bu yüzden yetkinlikten söz ediyoruz. Bu, İsa’nın eksiksiz olduğunu, bu anlamda kusursuz olduğunu ifade eder. İsa, yeryüzünde kaldığı süre boyunca bu dünyanın acılarını ve sıkıntılarını yaşadıkça, bu süreç içinde yetkinliğe erişti. Kusursuzluğu yalnızca doğasında değil, yaşadığı hayatla da perçinlendi.

Şunu sorabilirsiniz: “Tanrı benim yaşadıklarımı anlıyor mu?”
Cevap tek kelimeyle: Evet.
Tanrı sizi anlıyor. Çünkü İsa Mesih yeryüzüne geldi, beden aldı ve sizin yaşadığınız acıları yaşadı. Sizi tanıyor. Acınızı biliyor.

Yokluk nedir, yoksulluk nedir, reddedilmek nedir, yalnızlık nedir — hepsini biliyor. Çünkü yaşadı. Ve yeryüzünde karanlığın güçlerine karşı verilen mücadeleye önderlik etti.

İsa Mesih, ruhsal savaşta bizim öncümüzdür. Günaha karşı verilen mücadelede de bizim öncümüzdür. Biz, İsa Mesih’in sağladığı zafer sayesinde günaha karşı galip gelebiliyoruz. Çünkü İsa Mesih çarmıhta bizim günahlarımız için öldü ve üçüncü günde ölümden dirildi.

Bu yüzden açıkça söyleyebiliriz:
Günah yenildi. Ölüm yenildi.
İsa Mesih sayesinde artık günahın kölesi değiliz. Ruhsal ölümü yaşamak zorunda değiliz. Çünkü İsa, günahın bütün etkisini kendi bedeninde taşıdı ve bizi özgür kıldı.

Ateş altında cesaretini göstermiş bir önderimiz var. Adı: İsa Mesih.
Ona güvenebilirsiniz.

Bugün pek çok “kurtarıcı” iddiasıyla çıkan insan var. Ama onların gerçekten bizim için ruhsal bir mücadeleye girdiklerini, bizim yerimize bir savaş verdiklerini görmüyoruz. Bazıları savaştı, öldü, mezara kondu ve tarihin tozlu sayfalarında kayboldu.

Ama İsa Mesih öldü, ölümden dirildi ve hâlâ Tanrı’nın sağında, yücelerde oturmaktadır.
O, yakında gelecek olan Kral’dır.
Ve biz, ona yeniden önderimiz olarak hizmet etmesi için gelişini bekliyoruz.

İsa’ya neden “önder” diyoruz?
Çünkü O, ateş altında bu niteliklerini kanıtladı. Mücadelede, savaşta, sıkıntı içinde sadakatini ve cesaretini ortaya koydu. Onu izleyebiliriz çünkü denenmiş biri olduğunu biliyoruz.

Önder olmak için gereken her şeyi yerine getirdi:
Cesareti gösterdi, bedeli ödedi, dökülmesi gereken kanı döktü.
Ve bu yüzden İsa Mesih, sadece bir peygamber ya da sıradan bir din kurucusu değil;
İnsanlığı kurtarabilecek yegâne Kişidir.

İtaat ve saygıyı hak ediyor.
Hepimiz tarafından, bütün insanlık tarafından…

Çünkü gösterdiği cesaret, verdiği mücadele ve çarmıhta kazandığı zaferle bizlere sonsuz yaşamı sundu.

Sonuç Olarak, Şunu Söyleyebiliriz:

1. Komutanımız olan İsa, benim için savaşta ölümü göze aldı.

Bundan daha değerli bir komutan olabilir mi?

2. İbraniler 2:9 şöyle diyor:

“Ama meleklerden biraz aşağı kılınmış olan İsa’yı, Tanrı’nın lütfuyla herkes için ölümü tatsın diye çektiği ölüm acısı sonunda yücelik ve onur tacı giydirilmiş olarak görüyoruz.”

İsa, Tanrısal yüceliğini bir kenara bıraktı, insan bedenini aldı.
Siz ölmeden önce, sizin yerinize ölmeyi kabul etti.

Böyle bir komutana güvenebilirsiniz.

İsa yaşamını sizin için verdi.
İsa yaşamını size sundu.
Şimdi siz bu yaşamı kabul edin.
Dirilişi yaşayın.

İsa’nın ölümden dirildiğine iman eden herkes, O’nunla birlikte sonsuz hayata sahip olacaktır. Siz de bugün, şu anda, sonsuz yaşama sahip olabilirsiniz. Sadece İsa Mesih’in size sunduğu yaşamı kabul ederek…

Ona şöyle diyebilirsiniz:

“Rab İsa, ben senin benim için öldüğüne ve dirildiğine iman ediyorum. Bana sonsuz yaşamını ver.”

İsa, sizin için öldüğü için güvenilmeye layıktır.
O, insanları tutsaklıktan kurtardı.

İbraniler 2. bölüm, 15. ayet şöyle der:

“Bunu, ölüm korkusu yüzünden yaşamları boyunca köle olanların hepsini özgür kılmak için yaptı.”

İsa ölümü yendi. Ölüm korkusuna tutsak olan insanları özgür kılmak için canını verdi. Artık ölüm bizim üzerimizde egemenlik kuramaz.

Ölümden korkuyor musunuz?
Bazı insanlar ölümden korkar, bazıları korkmaz. Ama biz iman edenler olarak artık ölümden korkmak zorunda değiliz. Çünkü ölüm bizim için bir son değil, bir başlangıçtır.

Evet, acılı ya da sıkıntılı bir ölüm istemeyiz. Ama şunu biliyoruz:
Öldükten sonra Tanrı’yla beraber olacağız.
İsa bizi ölüm korkusunun zincirlerinden azat etti.

Yıllar önce tanıdığım genç bir adam vardı. Üniversite yıllarımdayken tanışmıştım onunla. Yıkanmazdı hiç. Sudan korkardı. Yıkanırsa boğulacağını, öleceğini sanırdı. Belki hayatında derin bir travma yaşamıştı. Bu korku onu esir etmişti.

Ama İsa insanları ölüm korkusundan özgür kılar.
O adam da özgür olabilirdi, eğer İsa’yı hayatına kabul etseydi.
Siz de özgür olabilirsiniz.

Karanlıktan mı korkuyorsunuz?
Gece gelen seslerden, yalnızlıktan, bilinmeyenden mi?
İsa sizi tüm bu korkulardan özgür kılabilir.

O, sizi kendi birliğine çağırıyor.
İbraniler 2:11 şöyle diyor:

“Çünkü kutsal kılanla kutsal kılınanlar aynı Baba’dandır. Bu nedenle, onları kardeşleri diye anmaktan utanmıyor.”

Tıpkı bir savaş birliğinde canını ortaya koyan askerlerin birbirine “kardeş” demesi gibi…
İsa da sizin için canını verdi ve diyor ki:

“Gelin, sizi kardeşim olarak kabul ediyorum.”

İsa Mesih, birlikte savaşılacak güvenilir bir önderdir.
Zaferini sizinle birlikte kutlamak istiyor.
Bu yüzden sizi çağırıyor.

İsa, savaşla birlikte saygıyı da kazandı.
İbraniler 2:10’da şöyle yazılı:

“Birçok oğulu yüceliğe eriştirirken, onların kurtuluş öncüsünü acılarla yetkinliğe erdirmesi, her şeyi kendisi için ve kendisi aracılığıyla var eden Tanrı’ya uygun düşüyordu.”

İsa, cennetteyken acı nedir bilmezdi.
Orada ölüm yoktu, gözyaşı yoktu, ağlayış yoktu.

Ama İsa bu kusursuz ortamdan çıkıp yeryüzüne geldi.
Sizin için.
Sizi cennete çağırmak için.

Yeryüzündeki yaşamınızda O’na saygınızı, sevginizi göstererek, O’nun gücüne ortak olabilirsiniz.
İsa’yla birlikte yaşayabilirsiniz.
Çünkü O, yalnızca zafer kazanan değil, sizi de bu zafere ortak eden bir kardeştir.

Son olarak:

İsa savaşın gidişatını değiştirdi.

Bazen büyük savaşlarda küçük gibi görünen bir olay, tüm sonucu etkiler.
İsa da büyük bir savaşta, tek başına muazzam bir zafer kazandı.
Bir kişi, Tanrı’nın yeryüzündeki planlarını gerçekleştirmek için yeterli oldu.
O kişi: İsa Mesih.

İbraniler 2:14 şöyle der:

“Bu çocuklar etten ve kandan oldukları için, İsa da aynı insan yapısını aldı. Ölüm gücüne sahip olanı, yani İblis’i, ölüm aracılığıyla etkisiz kılmak için bunu yaptı.”

Şeytanı yenmek için insan oldu.
Yeryüzüne geldi ve onu yendi.

Artık Şeytan’ın sizin hayatınız üzerinde hiçbir gücü yoktur.
Hiçbir yetkisi kalmamıştır.
Çünkü biz artık İsa Mesih’in kanı altındayız.

Siz de bu güvenliğin içinde olmak istemez misiniz?
Şeytanın gücünden, günahın zincirlerinden, ölümden, cehennemden sonsuza kadar kurtulmak istemez misiniz?

Onun yolu, İsa Mesih’e iman etmektir.
Savaşın öncüsü olan İsa’yla birlikte yaşamaya ilerlemektir.
Hayatınızın önderi olarak İsa’yı kabul edin.

İsa, sizin hayatınızı İblis’in elinden kurtarmak için bu büyük savaşı gerçekleştirdi.
Hatırlayalım:
İsa, sizin içinde bulunduğunuz durumu ortadan kaldırmak için — günaha tutsaklığı, ölüme mahkûmiyeti yok etmek için — o rahat yerinden, Tanrısal konumundan soyundu.
İnsan bedeni aldı ve yeryüzüne geldi.
Sizin gibi, benim gibi insan oldu.

Savaşın içine girdi.
İblis’le yeryüzünde sizin için savaştı.
Büyük bir cesaret gösterdi.
Tüm dünyanın günahlarını çarmıhta bağışlatabilecek kadar büyük bir fedakârlık gösterdi.
Bizim günahlarımız için çarmıhta öldü.
Bize sonsuz yaşam vermek için canını verdi.

Şimdi soruyorum:
İsa’yı hayatınıza kabul edecek misiniz?
Ona,

“Sen benim Rabbim ve kurtarıcımsın. Bu savaşta benim önderim sensin.”
diyecek misiniz?

Eğer bunu söylerseniz, şu anda kurtulacaksınız.

Dünyada ne tür önderlerle karşılaşıyorsunuz bilmiyorum.
Sizi kandıran, aldatan, sömüren önderler olabilir.
Ama İsa öyle biri değil.

İsa, tam güvenilir bir önderdir.
Sizin için hayatını veren…
Sizi kurtarmak için konumunu ve rahatını bırakıp gelen…
Sizi kendi ailesine, kendi birliğine çağıran bir önderimiz var.

Sonuna kadar güvenebileceğiniz bir önder.
Cennete kadar güvenebileceğiniz bir önder.
Onunla sonsuza kadar yaşayacağınız bir önder.

Ona güvenebilirsiniz.

Eğer bu söylediklerim sizin yüreğinizde İsa Mesih’e bir yer açma arzusu uyandırdıysa, benimle birlikte dua edin.

İsa’yı hayatınıza Rabbiniz ve kurtarıcınız olarak kabul edin.
Bunu nasıl yapacağınızı bilmiyor olabilirsiniz.
O halde, şimdi sizin yerinize ben dua edeceğim.
Eğer söylediklerim sizin için de uygunsa, içtenlikle tekrarlayın.

Hadi dua edelim:

Yarab, ben günahkârım.
Günahlarımdan kurtulmak istiyorum.
Çarmıhta benim günahlarım için öldüğüne inanıyorum.
Sonsuz hayat vermek için ölümden dirildiğine iman ediyorum.
O sonsuz hayatı bana ver.
Korkularımdan, eksikliklerimden, zayıflıklarımdan beni kurtar.
Kutsal Ruh’unu içime koy.
Ruhun bende yaşasın.
Sana sığınıyorum.
Rabbim ve kurtarıcım sensin.
Amin.

Eğer bu duayı benimle birlikte ettiyseniz, artık siz de Tanrı’nın çocukları arasındasınız.
Az önce dediğim gibi, İsa’nın ekibine katıldınız.
Artık O’nunla birlikte savaşıyorsunuz.
Ve O’nun zaferi sizdedir.

İsa’yla zafer kazanılır.
İsa, bizim önderimizdir.
Güçlü ve cesur önderimiz.
Onun ardından yürümeye devam edebiliriz.

Tanrı’nın esenliği ve sevinci sizinle olsun.
Hoşça kalın.