TANRI’YA ZAMAN AYIR

Eğer benim programlarımı izliyorsanız, bu programlarda birçok kez Tanrı’yla ilişki kurmaktan söz ettiğimi bilirsiniz. Her fırsatta, insanların Tanrı’yla ilişki kurmak üzere yaratıldıklarını ve bu ilişkiye ihtiyaç duyduklarını söylüyorum. Evet, Tanrı’yla ilişki olmaksızın insanların hayatlarını sürdürmeleri çok mümkün değil. Tabii, bir şekilde yaşıyorlar. Yani, yeryüzünde Tanrı’yla ilişki olmadan da yaşayan birçok insan var.

Farklı inanışlara sahipler, hatta Tanrı’nın olmadığını düşünenler bile var. Bazıları Onun karşıtına, yani şeytana tapıyor. Bir şekilde yaşıyorlar. Ancak bu, onların hayatlarında Tanrı’nın görmek istediği amaçları gerçekleştiren bir yaşam tarzı değil. Tanrı’nın onlar için istediği daha ileri, daha uygun ve daha güzel bir yaşam tarzını hak ediyorlar. Tanrı’nın onlar için amacı budur. İşte bu yüzden Tanrı’yla ilişkiden söz ediyorum. Onu dinlemekten bahsediyorum. “Tanrı’yı dinlemek lazım,” diyorum. “Onu anlamaya çalışmak lazım,” diyorum. “Onunla konuşmak lazım,” diyorum. Onu dinlemek önemlidir.

Amacım, Tanrı’nın insanlara seslendiği kendi sözünü okumaktır. Tanrı, Kutsal Kitap aracılığıyla hâlâ insanlara konuşuyor. Hâlâ Kutsal Kitap’tan insanların öğreneceği çok şey var. Bu kitap eskimiş ya da eskide kalmış bir kitap değildir. Bu kitap, değişmiş ya da değiştirilmiş bir kitap da değildir. Tanrı, Kutsal Kitap’ını korumuştur ve hâlâ bu kitap aracılığıyla insanlara konuşmaya devam ediyor.

Tanrı güçsüz değildir ki kendi kitabını koruyacak hali olmasın ya da insanların değiştirmesine izin versin. Tanrı, kitabını korur ve insanlara bu kitap aracılığıyla seslenmeye devam eder. Bunun yanında, Tanrı yüreğimize de ilhamlar verir. Tanrı, bizim gündelik hayatımıza ilişkin ilhamlar sunar. Bu yüzden, Tanrı’yı dinlemek önemlidir. Tanrı’nın sizin hayatınıza neler söylediğini anlamaya çalışmak gerekir.

Öte yandan, Tanrı’ya dua etmek de önemlidir. Tanrı’yla özel bir zaman geçirmek gerekiyor. Bizim söylediğimiz dualar, karanlığa ya da boşa söylenmiş sözler değildir. Evet, biz yukarıya, Tanrı’ya dua ediyoruz, Ona konuşuyoruz. Ama aynı zamanda, bizi dinleyen birinin olduğunun farkına vararak konuşmamız gerekiyor. Tanrı, bizim dualarımızı dinliyor.

Tanrı’nın, hayatımızda yapmaya çalıştığı şeyleri anlamalıyız. Bu, Onun için çok önemli. Tanrı, bizi çocukları olarak gördüğü için kendisine zaman ayırmamızı önemsiyor. On Emir’de, İsrail’e Tevrat içerisinde Tanrı, on temel buyruk verdi. Bu buyruklardan biri de Tanrı’yla zaman geçirmeyle ilgilidir. Elbette o dönemin dini kuralları çerçevesinde ifade edilmiştir. Eğer bu konuda okuma yaparsak, üzerinde daha rahat konuşabiliriz. Önce biraz okuyup bakalım.

Mısır’dan Çıkış, Tevrat’ın 2. kitabıdır. Mısır’dan Çıkış 20. bölümde, 8-11. ayetler arasında şöyle yazılıdır:
“Şabat gününü kutsal sayarak anımsa. Altı gün çalışacak, bütün işlerini yapacaksın; ama yedinci gün Tanrı’n Rab’be Şabat günü olarak adanmıştır. O gün sen, oğlun, kızın, erkek ve kadın kölen, hayvanların ve aranızdaki yabancılar dâhil hiçbir iş yapmayacaksınız. Çünkü ben, Rab, yeri, göğü, denizi ve bütün canlıları altı günde yarattım, yedinci gün dinlendim. Bu yüzden Şabat gününü kutsadım ve kutsal bir gün olarak belirledim.”

Öncelikle insanların dikkatini çeken bir noktadan bahsetmek istiyorum. Tanrı burada “dinlendim” diyor. Ancak bu, Tanrı yorulduğu için dinlendiği anlamına gelmiyor. Tanrı, “İşlerimi bitirdim ve o gün bir şey yapmadım,” demek için “dinlendim” diyor. Yoksa Tanrı, insan gibi yorulmaz. Her şeyi yaratan, evreni hiçlikten var eden birinin yorulması mümkün değildir. Dolayısıyla buradaki “dinlendim” ifadesi, yorgunluktan dinlenmek anlamında değil; “iş yapmadım, işleri bitirdim” anlamındadır.

Şabat günü, Yahudilerin dini açıdan kutsal saydıkları Cumartesi günüdür. Bu günde Yahudiler hiçbir iş yapmaz. Müslümanlar Cuma gününü, Hristiyanlar ise Pazar gününü Tanrı’ya ayırmışlardır. Ancak pratikte bunun her zaman böyle olmadığını görüyoruz.

Şabat gününü Tanrı kutsal sayarak ayırmıştır. “Altı gün çalışacaksınız ama yedinci gün dinleneceksiniz,” diyor. Yedinci gün dinlenmenin sebebi, yorgunluk değildir. Yorgun olmasanız bile hiçbir iş yapmayacaksınız. Tanrı’nın, yorgun olmadığı halde durduğu gibi, siz de yorgun olsanız da olmasanız da o gün duracaksınız, iş yapmayacaksınız.

Peki, neden duracaksınız? “Ben duramam,” diyorsanız, o günün ayrılmasının sebebinin, insanların Tanrı ile ilişki kurup ibadet ederek geçirecekleri bir gün olması gerektiğini anlamalısınız. Tanrı’yı hayatınızdaki diğer şeylerin önüne koyarak, bilinçli bir şekilde Ona zaman ayırmanız gerekir.

Bugün insanlar çok maddi bir dünyada yaşadıkları için, göremedikleri ve kendilerinden bir şey istediğini fark etmedikleri Tanrı’ya zaman ayırmak istemiyor. İnsanlar, hatta kendi çocuklarına bile yeterince zaman ayırmıyor. Çocukları, eteğinden çekip rahatsızlık verse bile insanlar onlara zaman ayırmayı ihmal ediyor.

Tanrı, insanlardan kendi sözünde söylediğinin ötesinde bir şey istemez ve kimseyi kendisine zaman ayırmaya zorlamaz. Ancak, Tanrı’yı arayıp Onunla ilişki kurmak, insanın, yani sizin sorumluluğunuzdadır. Tanrı’yı aramak ve Onunla ilişki kurmak gerekir. Tanrı, Onu sevmemizi, Ona ibadet etmemizi ve Onunla ilişki içinde olmamızı ister. Onunla sohbet etmemizi, yüreğimizden geçenleri Ona söylememizi bekler. Buna “dua” diyoruz.

Dua, bazı şifreli kodlar söylemek gibi düşünülmemelidir. Dua, yürekten gelen sözlerle Tanrı ile iletişim kurmaktır.

Bu da dua diyoruz. Dua dediğimiz zaman sanki çok acayip. bazı şifreli kodlar söyleyemişiz gibi düşünüyorsanız değil.

Yüreğinizden geçeni Tanrı’ya söylüyorsunuz; o anki ihtiyaçlarınızı, sıkıntılarınızı dile getiriyorsunuz ve Tanrı bunları dinlemek istiyor. Nasıl anne babanın çocuklarının ihtiyaçlarını dinlemek gibi bir arzusu varsa, Tanrı’nın da biz çocuklarını dinlemek gibi bir arzusu var.

Bizim yüreğimizden geçenleri, sıkıntı kaynaklarımızı dinlemek istiyor. Bunu bilmediğinden değil, ama bizden duymak istiyor. Ve bizim yükümüzü Ona boşaltmamızı istiyor. İşte ilişki budur. Yoksa siz de bilirsiniz çocuğunuzun ihtiyaçlarını. Ama onların yüreklerinden geçenleri size aktardıkları, duygularınızı paylaştığınız o anlar önemlidir.

Tanrı da bizim duygularımızı anlatmamızı, yüreğimizi Ona dökmemizi istiyor. Bu, Tanrı’yı sevindirir. Ama Tanrı’nın isteğini pek kimse umursamıyor. İnsanlar daha çok kendi günlük hayatlarını sürdürmeye odaklanmış durumda. İşe gidiyorlar, okula gidiyorlar, arkadaşlarıyla vakit geçiriyorlar, eğleniyorlar. Yapmaları gerektiğini düşündükleri her şeyi yapıyorlar ama Tanrı’yla zaman geçirmeleri gerektiğini düşünmüyorlar.

Aslında şeytan da bu yolda önemli bir engel oluşturuyor. Kutsal Kitap’ın birçok yerinde şeytanın yaptığı şeylerden bahsedilir. O kadar önemli bir varlık değildir. Ama yine de insanların hayatını karıştıran, önlerine çıkan, onları engelleyen bir varlık olarak karşımıza çıkar.

Kutsal Kitap, şeytandan bu dünyada, bu çağın ilahı olarak bahseder. Bu çağı yöneten, insanların dikkatini dağıtan, yollarını karıştıran bir varlık olarak tanımlanır. Başka bir yerde de dünyayı onun tuzağına düştüğünden söz eder. İnsanların Tanrı’dan uzaklaşması için farklı tuzaklar kurar. Şeytan, insanları meşgul edecek şeyler bulur; bazen ahlaki, bazen ahlaksız, bazen de her ne olursa olsun, insanların Tanrı’dan uzaklaşmasını sağlamak için her fırsatı dener.

Bizim ise bu durumun farkında olarak yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor. Şeytan, Tanrı ile insanlık arasındaki ilişkiyi yok etmeye çalışırken, insana bu ilişki imkânsızmış gibi gelir. Çünkü Tanrı çok yüce bir varlıktır, biz ise çok düşük bir seviyedeyizdir. Bizimle nasıl ilişki içinde olabilir ki Tanrı? Onun bize bakmasını bile anlamak mümkün değil gibi görünüyor. Çünkü biz günah içinde, pislik içinde yaşayan varlıklarız.

Doğru, insanlar son derece kötü koşullarda yaşıyor. Tanrı’nın hiç hoşlanmayacağı, uzak durmak isteyebileceği şeyler var insanların hayatında. Ama Tanrı yine de seviyor. Düşünün, eğer bir anne iseniz, çocuğunuz çamur içinde koşmuş, futbol oynamış ve her yeri pislenmişse, eve girmek istediğinde onu geri çevirmezsiniz. Aksine, onu alır, üstündekileri çıkarır, yıkayıp temizlersiniz. Eğer uyarmanız gereken şeyler varsa, onları da söylersiniz.

“Çocuğum futbol oynarken kirlendi, ilişkilerinde yaramazlık yaptı, burnu kanadı, bu yüzden onu eve almam” demezsiniz. Aynı şekilde, Tanrı da günah içinde yaşayan insanları, “Hayır, onları istemiyorum, dışarıda bırakacağım” demez. Tanrı insanları almak istiyor.

Tanrı ile ilişki içinde yaşamak gerekiyor. Şimdi size bir soru: Tanrı’ya inanıyor musunuz? Gerçekten inanıyor musunuz? Eğer inanıyorsanız, Tanrı’ya olan inancınızı hayatınızda nasıl gösteriyorsunuz?

Daha bir başka soru: Sizin inandığınız Tanrı kim? Kafanızdaki Tanrı düşüncesini nereden alıyorsunuz? Sık sık söylerim, dünyada bir sürü Tanrı fikri var. Değişik dinler ve inanışlar mevcut. Ama sokağa çıkıp insanlara sorsanız, her karşılaştığınız insan Tanrı’nın kimliği hakkında size farklı şeyler söyleyecektir.

Tanrı kim? Nasıl bir Tanrı’ya inanıyorsunuz? Bizim inandığımız Tanrı, kendisini Kutsal Kitap’ta açıklayan Tanrı’dır. Burada kendisiyle ilgili açıklamalar yapmıştır ve biz Tanrı’nın kimliğini Kutsal Kitap’tan okuyoruz. Ayrıca, o çok uzakta olan, göremediğimiz, iletişim kuramayacağımız bir Tanrı değildir.

İsa, Tanrı’yı tanıtmak için yeryüzüne geldi. Tanrı’nın kim olduğunu anlayabilmemiz için yeryüzüne geldi. İsa, tarihin içinde bir kişi olarak göründü ve insanlar ona baktıklarında, onun davranışlarından Tanrı’nın nasıl davranabileceğini, insanlarla nasıl ilişki kurabileceğini gördüler. Onun sözlerinden Tanrı’nın yüreğinden geçenleri daha etkili bir şekilde anladılar. Onun merhametinden, Tanrı’nın merhametini kavradılar.

İncil’de bir ayet var. İsterseniz ona bakalım: Yuhanna 1. bölüm, 18. ayette şöyle diyor: “Tanrı’yı hiçbir zaman hiç kimse görmedi. Babanın bağrında bulunan ve Tanrı olan biricik Oğul, onu tanıttı.” Amin.

Evet, insanlar Tanrı’yı görmedikleri için bir Tanrı yokmuş gibi davranabiliyorlar. Tanrı’nın niteliklerini ve karakterini bilemeyebiliyorlar ve bu nedenle Tanrı’ya uzak davranma hakkını kendilerinde bulabiliyorlar. Ama İsa Mesih yeryüzüne geldi ve insanlar Tanrı’yı tanıma olanağı buldular.

İsa Mesih’in davranışlarında ve karakterinde Tanrı’yı gördüler. İsa’nın karakter özelliklerini anladılar. Şimdi herhangi bir insana sorun; eğer İncil’i okumuşsa ve İsa Mesih hakkında birazcık fikri varsa, size söyleyecektir: İsa’nın karakteri çok güçlüydü.

Birçok kez ayartmaya çalıştılar, onu kandırmaya çalıştılar, ona iktidar vaat ettiler, ülkeyi yönetmesini istediler. Ama İsa, böyle şeyleri kabul etmedi. Rüşvetle yüreği ayartılan biri değildi. Ya da güç ve iktidar sahibi olarak yüreği ayartılan biri değildi. Onun karakteri güçlüydü; çünkü Tanrı’nın karakterini yansıtıyordu.

Tanrı’nın insanlara olan yüreğini anlatmaya çalışıyordu. Onun duyguları, İsa Mesih’in duyguları aracılığıyla Tanrı’nın insanlar için neler hissettiğini; onun yüreğinden geçen üzüntüyü ve sevinci görebildik. Tanrı, duyguları olan bir varlıktır. Sizin için ne hissediyor şimdi? Şimdi kendinizi değerlendirin bakalım.

Tanrı, duyguları olan ve karakteri güçlü bir varlıktır. Olağanüstü, mükemmel, her şeyden daha üstün ve aşkın bir varlık. Şimdi size baktığında onun duyguları nasıl? Tanrı’nın duyguları var. Onun gücü var.

İsa Mesih, yeryüzünde hizmet ettiği zaman yalnızca duyguları ve karakteri ifade etmekle kalmadı; mucizeler yaptı, olağanüstü işler gerçekleştirdi. Onun hastalara şifa verdiğini ve şifa verme gücü olduğunu söylerler. Doğru; İsa, Kutsal Kitap’ta birçok hastaya şifa verdi.

Bugün de şifa vermekte ve insanların hayatlarında olağanüstü bir şekilde İsa’nın gücü gözükmektedir. Ama İsa’nın gücü yalnızca bununla sınırlı değil; hayatında daha farklı şeyler de vardı. İsa, doğa üzerinde de gücünü gösterdi, yaratılış üzerinde gücünü sergiledi. Çünkü Tanrı’nın gücünü gösteriyordu.

Bizim Tanrı’mız eli kolu bağlı bir şekilde insanların hayatlarının akıp gitmesini bekleyen bir Tanrı değil. Tanrı, sizin hayatınızda etkin olmak istiyor. İşte bu program da bunun için var. Tanrı’nın sizin hayatınıza dokunma yollarından biri bu programdır. Siz, Tanrı’nın karakterini ve Tanrı’nın sizden beklediklerini bu program aracılığıyla işitiyorsunuz ve aslında buna karşılık vermeniz bekleniyor. Tanrı, buna uygun ve doğru bir karşılık vermenizi istiyor.

Tanrı, insanlarla ilişki kuruyor ve insanların hayatına çeşitli yollardan sesleniyor. Önemli olan bu yollar ya da programlar değil, Tanrı’nın seslenmesidir. Ve Tanrı, sizin kendisiyle bir şekilde ilişki kurmanızı istiyor. Ancak günah, Tanrı ile insan arasındaki ilişkiyi engelliyor. Hepimiz günahkarız.

Günah dediğimiz şey, Tanrı’ya yakışmayan; yaptığımız, düşündüğümüz ya da söylediğimiz her şeydir. Tanrı’nın hoşlanmadığı her şey günahtır. Azıcık günah bile bütün hayatı mahvedebilir. Nasıl bir damla pislik bir bardak suyu kirletirse, sizin hayatınızdaki bir tek günah da tüm hayatınızı mahvedebilir.

Bazılarımız diyoruz ki, “Biz o kadar da günahkar değiliz. Adam öldürmüyoruz, zina yapmıyoruz, şu ya da bu kötülüğü yapmıyoruz. Çok kötü değiliz. Sadece ufacık şeyler yapıyoruz, o da bizi bozmaz.” Hayır efendim, bozuyor.

Tanrı en ufak günaha bile bakamaz. Çünkü Tanrı tamamen temizdir. En ufak günah, Tanrı’yı kirletir. Tanrı her türlü kirlilikten uzak olduğu için günahla arasında bir engel vardır. Günahın cezası… Ölüm diyor. Romalılar 6. bölüm 23. ayette şöyle diyor: “Çünkü günahın ücreti ölüm, Tanrı’nın armağanı ise Rab’bimiz Mesih İsa’da sonsuz yaşamdır.” Tanrı’mız Mesih İsa’da sonsuz yaşam veriyor bize çünkü İsa Mesih, o günahların cezasını çarmıhta kendi ölümüyle üzerine aldı. Sonsuz yaşam vermek için üzerine aldı ve ondan bizden beklediği şey, kutsal ve iyi bir şekilde yaşamamızdır. İsa Çarmıh’ta öldü bizim günahlarımız için ve üçüncü gün ölümden dirildi. Ölümden dirilmiş olmasıyla, Tanrı’nın onun hakkında söylediği şeyler ve İsa’nın kendisi hakkında söylediği şeylerin hepsi doğru olduğu kanıtlanmış oldu. Artık biz bilebiliriz ki, İsa’nın söylediği şey doğrudur. “Bizim günahlarımız için öldü” diyorsak, “kurban oldu” diyorsak, İsa üçüncü gün dirildiği için biliyoruz ki o kurban, Tanrı tarafından kabul edildi. İsa sonsuz hayata sahip. Ve şimdi sizinle o sonsuz hayatı paylaşmak istiyor. O sizin için öldü ve sizin için dirildi. Sizin yerinize öldü ve sizin yerinize dirildi. Siz de ona iman ederek, hayatınızı ona güvenle bağlayarak o dirilişe ve sonsuz hayata sahip olabilirsiniz.

Ama İsa öldükten sonra, dirildikten sonra göğe yükseldi. Baba Tanrı’nın yanına gitti. Bütün bunları sadece bir anlık kurtuluş için değil, Tanrı’yla ilişki için yaptı. Bakın, ne diyor Yuhanna 14. bölümde. İsa şöyle söylüyor 18. ayette: “Sizi öksüz bırakmayacağım, size geri döneceğim.” İsa, Baba Tanrı’nın yanına gideceğini açıkladıktan sonra öğrencileri, “Ya nereye gidiyorsun, ne yapacağız biz?” diye düşündüler. İsa, “Ben sizi öksüz bırakmayacağım, sizin yanınıza tekrar geleceğim.” dedi.

O zamana kadar da size bir teselliyeviçi, bir yardımcı göndereceğim. O, sizin içinizde yaşayacaktır, diyor. O, Kutsal Ruh. Tanrı, sizin içinizde yaşaması için Kutsal Ruhunu verdi. İsa’ya her iman eden, Kutsal Ruhunu alır ve Tanrı’yla ilişki içerisine girer. Bütün bu konuşmanın amacı, Tanrı ile ilişkide olmaya sizi davet etmektir. Tanrı, sizden hayatınızın bir gününü istiyor. Onunla zaman geçirmenizi istiyor. Onunla ilişki içerisinde olmanızı istiyor. Sadece bir gün değil, hayatınızın tümünü istiyor. Onun çocuğu olarak yaşamanızı istiyor. İsa Mesih bunun için gereken her şeyi yaptı. Yeter ki siz kabul edin. Onun sizin için öldüğünü, onun sizin için dirildiğini kabul edin. İnsan, Tanrı’yla ilişkiye ihtiyaç duyar. Ve o ilişki sizi değiştirecek, geliştirecek ve Tanrı’ya benzeyecektir. Arkadaşınız kimse, siz de osunuzdur. Bazıları şöyle derler: “Arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.” Tanrı, sizinle en çok zaman geçiren kişi olmak istiyor. Sizin arkadaşınız olmak istiyor. Sizin de ona benzer olmak üzere değişmenizi istiyor. Bunun için dua edebilir miyiz? Hadi dua edelim: Tanrı’m, senin önünde duruyorum ve bu arkadaşlar için, bu programı izleyenler için, kardeşlerim için dua ediyorum.

Rab, onların yüreklerinde etkin ol. Sen onlar için çarmıhta öldün ve onlara sonsuz yaşam vermek üzere ölümden dirildin. Şimdi bu duayı onların yüreklerinde de etmelerini sağla diye dua ediyorum. Onlara dokun, Ruhunla. Seninle zaman geçirmek, seninle ilişki kurmak için yüreklerinde bir istek olsun. Eğer herhangi bir engel varsa, bu dünyadan gelen, şeytandan gelen, onların karakterindeki sorunlardan kaynaklanan bir engelse, şimdi senin adınla dua ediyorum, o engelleri kaldır. Ruhunla bereketle. İslami Siyade ile. Amin. Tanrı, sizin hayatınızda olağanüstü işler yapmak istiyor. Onunla ilişki içerisinde olmanızı, onunla konuşmanızı istiyor. Onun bereketini tamamıyla hayatınızda almak istiyor. Ve… Eğer Tanrı ile zaman geçirirseniz, bunu nasıl yapacağınızı öğreneceksiniz. Tanrı’nın on buyruğundan biri, bir günü O’na ayırmaktır. 6 gün çalışıp 7. günü dinlenmek. Tanrı, zamanınızı O’nunla geçirmenizi, bir günü değil, hayatınızın tümünü istiyor. Hayatınızın tümünü de O’nunla zaman geçirip, O’nu anlayıp dinlemek, işe gittiğinizde, okula gittiğinizde, ailenizle beraberken O’nunla zaman geçirdiğinizi görmek istiyor.