
Birçoğumuz, hayatımızın farklı zamanlarında, “Keşke yeniden doğsam, her şeyi yeniden başlasam, keşke tekrar en baştan başlama şansım olsa,” diye düşünürüz. Sanki hayatımıza yeniden başladığımızda her şey çok daha farklı olacakmış gibi gelir. “40 kez dünyaya gelsek, 40’ında da aynı şekilde yaşarım,” diyenlerimiz de olur. Ama çoğunlukla bizim içimizdeki düşünce, duygu, her şeye yeniden başlamak umududur. Keşke yeniden başlasam deriz. Yeni bir fırsata sahip olma arzusu elbette iyidir. Elimizde bulundurduğumuz şeylerle yetinmemek, daha ileriye gitmek, daha çok şeye sahip olmak, daha iyi şeylere sahip olmak, daha iyi fırsatlara sahip olmayı arzulamak iyidir. Ama sorunun kaynağını daha içeride, derinlerde bulmalıyız.
Belki de çoğunlukla hayatımızın içerisindeki sıkıntılar, bizim kimliğimizden, kişiliğimizden kaynaklanıyordur. Sanki yeniden başlasak, eski hataları tekrarlamayacağız, eski insanlarla ilişkiler kurmayacağız. Yepyeni bir hayata sahip olup, yepyeni insanlar bulacağız. Eski kararlarımızı almayacağız, hemen yepyeni kararlara başvuracağız ve o yepyeni kararlarla yeni bir hayatı, hiç hatasız, kusursuz sürdüreceğiz. Aslında size şunu söyleyebilirim: Şartların değişmesinin yararı olabilir. Ama insan kendisi değişmedikçe, şartların değişmesinin çok da anlamı yoktur. Tanrı’nın istediği yaşamı yaşamak da öyle.
İsa bir gün bir adamla konuşuyordu. Adamın adı Nikodim’di. İsa ona şöyle söyledi. Yuhanna 3. bölüm 3. ayette şöyle der: “Sana doğrusunu söyleyeyim, bir kimse yeniden doğmadıkça Tanrı’nın egemenliğini göremez.” Bir kimsenin yeniden doğması gerek, Tanrı’nın egemenliğini görebilmesi için dedi. Yeniden doğmak, aslında belki “yukarıdan doğmak” diye de anlaşılabilir, bazı çevirilerde öyle geçer. Yeniden doğmak ne demek olabilir? Biz bir kere doğuyoruz, peki sonra bir kere daha… Nasıl dünyaya gelebiliriz? İsa bize neden yeniden doğmaktan söz ediyor?
Birinci doğuşu, fiziksel anlamda doğmakla ilişkilendirebiliriz. Yani göz rengimiz, saç rengimiz, boyumuz, kilomuz… Birinci doğuşumuzla ilgilidir. Alışkanlıklarımız, hatalarımız, saplantılarımız… Karakterimize şekil veren unsurlar aslında hep o birinci doğuşla ilgilidir. Ama ikinci doğuşu düşündüğümüzde, ikinci doğuş aslında bizim tamamen ruhsal yanımızı ifade eder. Tanrı’nın bizim sahip olmamızı istediği özellikleri anlatır. Tanrı’nın karakter özellikleri, bizim hayatımızda gözükmeye başlar. Yeniden doğduğumuzda ya da yukarıdan, Tanrı’dan doğduğumuzda aslında Tanrı’nın özelliklerine sahip olmaya başlarız. Onun karakter özelliklerine sahip olmaya başlarız. Tabii ki Tanrı’nın fiziksel bir özelliği yoktur, çünkü Tanrı ruhtur.
Ama onun kimliği, karakteri, iyiliği, güzelliği, adaleti, merhameti bizim hayatımızda yavaş yavaş belirmeye başlar. Biz, Tanrı’nın ailesinin bir bireyi oluruz. Tanrı’dan doğunca öyle olur. Hangi anne babaya doğuyorsanız, aslında onların çocuğu oluyorsunuz. Eğer Tanrı’dan doğarsanız, Tanrı’nın ailesine doğuyorsunuz. Tanrı’nın karakterini yansıtıyorsunuz, ona benziyorsunuz.
İsa… Bu konuşmayı yaptığı sırada karşısında sıradan bir adam durmuyordu. Yani, eğer İsa’nın bu konuşmayı “Yeniden doğmalısınız” sözünü, birçok günahkâr olduğu belli olan birine söylese, anlardık. Mesela, kutsal kitapta Zakkay adında bir vergi görevlisi geçiyor. Hiç kimse onu sevmiyor çünkü son derece asalak tipli bir adam. Eğer ona söyleseydi, anlaşılırdı. Ya da, nasıl diyeyim, Hîrdes, o zamanın kötü kalpli kralı ve valisi, ona söylense anlaşılırdı. Ya da ne diyeyim, İsa’nın yanına getirdikleri bir fahişe vardı. Ona söyleseydi, “İsa, yeniden doğmalısın” dediğinde herkes anlardı. Ama İsa’nın yeniden doğmalısın dediği kişi, açıkça kötü karakteri olduğu belli olmayan bir kişiydi. Bir din adamıydı, Yahudi meclisinin önemli bir üyesi olan Nikodim. Yani, günde iki saat dua eden, haftada iki gün oruç tutan, kutsal yasa konusunda uzman, Tanrı’nın şeriatını tamamen bilen ve insanlara uyması için öğreten bir adamdı. Ders veriyordu. Yani bu adam önemli bir adamdı. Dışarıdan bakıldığında tamamen kurallara uyan, Tanrı’nın tam istediği gibi gözüken bir adam. Ama yine de Tanrı ona “Yeniden doğmalısın” diyor. Çünkü aslında bizim dış görünüşümüzün nasıl olduğuyla ilgili değil, bizim kimliğimiz. Dış görünüşümüz sadece bazı ipuçları verir kimliğimize dair. Tabii, eğer Zakkay gibi eylemleriyle karakterini çok yansıtan bir kişiyseniz, o zaman sorun vardır. Ama Nikodim, Nikodim farklı biriydi. Kendini güzel göstermek ve Tanrı’ya daha çok yaklaşmak için elinden gelen her şeyi yapıyordu. İbadet ediyordu, saatlerce. Nasıl ibadet edeceklerini insanlara öğretiyordu. Ama ortada bir sorun vardı. Dindarlık sizi değiştirmez. Ne kadar ibadet ederseniz edin, yüreğiniz değişmez. Eğer problem yüreğinizde ya da zihninizdeyse, sizin probleminiz değişmez. Sizin değişebilmeniz için, yüreğinizin değişmesi lazım. Sizin değişebilmeniz için değişimin daha kökten bir şekilde olması gerekir. Eylemler insanı değiştirmez. Eylemler sadece fiziksel görünüşü değiştirir. O da aslında birinci doğuşla alakalıdır. Yani göz rengi, saç rengi, beden durumu falan onunla ilgilidir. Ama Tanrı, karakterimizin değişmesini istiyor.
Bunu da ancak yeniden doğmakla olabilecek bir şey. Peki, nasıl olacak da bu gerçekleşecek? Tanrı’nın bizi değiştirmesi lazım. Biz, madem kendimizi değiştiremiyoruz, madem yaptığımız şeyler bizim değişmemize yol açmıyor, o zaman Tanrı’ya, “Bizi değiştir” diyebiliriz. Bir ayet okuyayım size. Yakup Kitabı 1. bölüm 18. ayette diyor ki: ”O, yarattıklarının bir anlamda ilk meyveleri olmamız için, bizleri kendi isteği uyarınca, gerçeğin bildirisiyle yaşama kavuşturdu.” Yeniden doğmamız lazım, evet. Ve bunu yapacak olan, Yakup kitabında söylendiği gibi, Tanrı’nın kendisi. Tanrı, bizi yeniden yaşama kavuşturuyor. Bunu nasıl yapıyor? Bize gerçekle ilgili bir mesaj anlatıyor. Gerçeği anlatıyor bize. Tanrı’nın kimliğine ilişkin, bizi nasıl kurtardığına ilişkin, İsa’nın kim olduğuna ilişkin bir gerçeği anlatıyor. Ve eğer bu gerçeği siz hayatınıza kabul ederseniz, Tanrı size yeni bir hayat veriyor, yeni bir başlangıç sağlıyor. Yeniden doğuyorsunuz, Tanrı’dan. Ama önce Tanrı’nın gerçeğini işitmek ve yeniden doğmayı istemek lazım. Eğer bunu istiyorsanız, o zaman yeniden değişme fırsatımız olabiliyor.
Bir başka ayete daha bakalım. Yuhanna 8:32. Orada da şunu söylüyor: “Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak.” Gerçeği bileceksiniz, diyor. Aslında İsa’nın yaptığı bu konuşmada, Yuhanna 8:32’de, yine akılsız insanlara, çocuklara, engellilere, ne diyeyim, eğitimsizlere, toplumun hangi dışlanan kesimi varsa onlara konuşmuyor. İsa aslında kendilerini çok iyi bilen, çok dindar olduğunu düşünen insanlara konuşuyor. O dindar insanlara diyor ki, “Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak.” Adamlar, “Ya biz özgürüz zaten” deseler de, gerçeği bilmedikleri sürece hayatlarında gerçeğin gölgesi bulunuyor bazen. Bazen yalan bulunuyor ve onlarla oyalanıyor insanlar. Yanlış yerlerde, yanlış işlerle, yanlış ilişkilerle oyalanıyor. Ve o ilişkiler giderek insanları köleleştiriyor. Bazen bu din oluyor, bazen başka bir uyuşturucu oluyor, bazen gündelik hayattaki takıntılar sahip oldukları konular olabiliyor. Ama Tanrı diyor ki, “Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi bütün bunlardan, eski yaşantınızdan, pişman olduğunuz yaşantınızdan özgür kılacak.”
Peki, sorabilirsiniz: “Gerçek nedir?” Yine Yuhanna kitabının 14. bölümü 6. ayetinde İsa şöyle söylüyor: “Yol, gerçek ve yaşam benim. Benim aracılığım olmadan kimse babaya gelemez.” Tanrı’ya gitmenin yolu ancak ve ancak İsa Mesih’ten geçiyor. Çünkü hayata ilişkin, kendinize ilişkin gerçeği ancak ve ancak İsa Mesih aracılığıyla öğrenebilirsiniz. İsa Mesih size yeni bir hayatın, yeniden doğuşun kapılarını açıyor. Eğer ona dönerseniz, onunla birlikte yaşamak isterseniz, İsa Mesih’in çarmıhta sizin için, sizin günahlarınız için öldüğünü kabul ederseniz, o zaman günahların ve geçmişin sizin hayatınız üzerindeki etkisi kalkıyor. Günahlarınız için öldüğünü kabul ederseniz, günahlarınızı ona teslim ediyorsunuz. Ve artık o günahların sizin üzerinizdeki etkisi ortadan kalkıyor.
İsa’ya iman edince insan değişir. İsa’ya iman edince insanın yüreği değişir. Tanrı, o eskiden taşlaşmış, hatalara eğilimli, günahla lekelenmiş olan yüreği alır. Yerine yeni bir yürek verir. Arzular değişmeye başlar. İnsanın arzuladığı şeyler, hoşlandığı şeyler, birlikte yaşamak istediği şeyler değişir. Gündelik yaşama bakışı değişir insanın. Yeniden doğuş dediğimizde, eski hayatımızdan çıkıp yeni bir hayata başladığımızı görürüz. O yeni hayata başladığımızda alışkanlıklarımız değişir. Eskiden günahlı hayatımızın günahlı alışkanlıkları vardır. O alışkanlıklarla tatmin etmeye çalışırız kendimizi. Tatmin olmayız. Sürekli aynı alışkanlıkları, aynı tatminsizlikle devam ettirir dururuz. Aynı mutsuzlukla devam ettirir dururuz. Bazen benzer takıntılar hayatımızı yönlendirmeye başlar. Bir şey tekrarladıkça kendimizi daha rahat hissetmeye başlarız. Bir davranış, bir biçim, bir düzen bizi mutlu etmeye başlar. Bir şeye takılırız. Sonra o şeye takıldığımız şeyi tekrarladıkça daha rahat hissettiğimizi sanırız. Ama bir gün bakarız ki, artık aynı şekilde davranmıyorsak mutsuz oluruz. Sağ ayakla evden çıkarız. Merdiven altından geçmeyiz.
Bunlar hep takıntı haline gelir bize. İşte, eğer kapıyı açacaksak sağ elimizi de açmak isteriz. Eğer pencereyi açacaksak belli bir şekilde açmak isteriz. Örtülerin belli bir şekilde durması gerekir. Duvardaki resimlerin hepsinin simetrik olması gerekir ya da belli bir uyumu olması gerekir. Bir gün bakarız ki, bu alışkanlıklar, bu takıntılar bizi köleleştirmiş. Ama ancak bu köle olmaya başladığımızı, hayatımızı alışkanlıkların, takıntıların, yanlışların, hataların yönettiğini fark ettiğimizde, ancak özgürlüğe doğru yol alabiliriz. Ancak o zaman ruhsal gözlerimiz açılır. Ancak o zaman gerçeği bilme isteği bizim içimizde olur. İsa’nın söylediği şey: “Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak.” O zaman, “Tanrım, kendi gerçeğini bana öğret,” deme isteği içimizde olur.
Siz Tanrı’nın gerçeğini kendi hayatınızda görmek istiyor musunuz? Tanrı’dan doğmak, eski hatalardan, eski alışkanlıklardan, eski yaşam biçiminizden uzaklaşıp yeni bir hayata, yeni, iyi, güzel bir hayata, yeni alışkanlıklara yönelmeyi istiyor musunuz? O zaman Tanrı’ya sorun: “Tanrım, benim için istediğin gerçek nedir? Benim neyi öğrenmem lazım?” Yakup kitabından az önce okuduk. Tanrı’nın gerçeğini öğrenmemiz lazım. Tanrı’yla ilgili bildiriyi öğrenmemiz lazım. İsa Mesih’in bizim hayatımız için yaptığı şeyleri öğrenmemiz lazım. Bütün bu eski hayatımızdaki sorunları, günahları ve günahların ortaya çıkardığı sonuçları tamamıyla ortadan kaldırmak için İsa Mesih çarmıhta bizim uğrumuza öldü. Eğer İsa’nın gerçekten sizin uğrunuza öldüğünü kabul ederseniz, hayatınızdaki alışkanlıklar, takıntılar ve günahların etkisi ortadan kalkacaktır. Çünkü artık onları tekrar etmek zorunda değilsiniz. Onlar sizin hayatınız için ölüdürler. Siz eski hayatınızı bir kenara bırakıp yeni bir hayata başlayabilirsiniz. Yeni bir hayata başlamak için de gücü ancak İsa Mesih’te bulabilirsiniz. Çünkü İsa Mesih yalnızca sizin günahlarınızı, alışkanlıklarınızı, eski hayatınızı almakla kalmadı, ölmekle kalmadı. İsa Mesih 3. gün ölümden dirildi. Onda sonsuz bir hayat var. Dolayısıyla İsa’ya günahlarınızı, eski hayatınızı verdiğinizde, o size yepyeni bir hayat verebilir. Yeni bir hayatı onun gücüyle, onun sağladığı sonsuz hayatla sürdürebilirsiniz. Ama bunu ondan istemek gerek. Ona yaklaşmak gerek.
Bir başka ayette şöyle diyor: 2. Korintliler 5. bölüm 17. ayette. Hadi okuyalım, İncil’den okuyalım ve İncil’in sözleriyle söyleyelim. Şöyle diyor: “Bir kimse Mesih’teyse yeni yaratıktır. Eski şeyler geçmiş, her şey yeni olmuştur.” Eski şeylerin geçip her şeyin yeni olabilmesi için gereken şey, İsa Mesih’i kabul etmek, hayatınızı ona teslim etmek ve yukarıdan yeniden doğmaktır. Eski hayatı bir kenara bırakabilirsiniz. Çünkü İsa Mesih sizin için öldü. Hayatınızı Mesih’e teslim ettiyseniz, artık siz yeni bir yaratıksınız. Yeni bir hayatı, İsa Mesih’in size sağladığı yeni bir başlangıçla sürdürebilirsiniz. O hayatı sürdürebilmeniz için gereken şey İsa Mesih’te mevcuttur. O size kendi kutsal ruhunu veriyor. İman ettiğiniz zaman hayatınızı devam ettirmek için kutsal ruha sahip oluyorsunuz. Siz de İsa Mesih’in sağladığı bu yeni hayatı ister misiniz? Yeniden doğmak, Tanrı’dan doğmak ister misiniz? O zaman aslında benimle birlikte bir dua edebilirsiniz. Eğer bu duayı ederseniz, duayı bitirdiğiniz zaman Tanrı’dan yeni bir doğuş alacaksınız. Sadece sözleri tekrarlamak değil elbette. İsa Mesih’ten gerçekten sizin hayatınızı değiştirmenizi, değiştirmesini istemeniz lazım. Eğer gerçekten bunu yürekten isterseniz, İsa’nın bunu yapacağına güvenirseniz, o zaman yeni bir hayata başlayabilirsiniz.
Beraber dua edelim mi? Eğer söylediklerime inanıyorsanız, size uygun, makul geliyorsa, siz de benim söylememden sonra tekrar edebilirsiniz. Arada aralar veriyorum, o zaman tekrar edebilirsiniz. Ve duayı bitirdiğimiz zaman artık siz de yeni bir hayata başlayacak gücü kendinizde bulabilirsiniz. İsa Mesih’in sayesinde. Hadi dua edelim:
“Yarabbi, ben eski hayatımdan bıktım. Eski günahları, eski hataları tekrar etmek istemiyorum. Benim eski hayatımı değiştir. Al kendine. Bana yeni bir hayat ver. Yeni bir yürek ver. Ben günahkârım. Beni bağışla. Senin yardımına ihtiyacım var. Senin benim günahlarım için çarmıhta öldüğüne inanıyorum. Bana sonsuz yaşam, yeni bir yaşam vermek üzere ölümden dirildiğine inanıyorum. Kutsal ruhunu bana gönder. Yeni hayatımı senin gücünle sürdürmek istiyorum. Amin.”
Evet, eğer bu duayı ettiyseniz şu anda aslında yeni hayatınıza başlamış olacaksınız. Tanrı’nın ruhu sizin içinize geldi ve sizin içinizde yaşamınızı değiştirmeye başlıyordur.
