
Bugün size çok eski bir hikâyeden bahsedeceğim. Eski zamanlarda, antik çağda geçen bir olaydan… İbrahim Peygamber’in hayatından söz edeceğim. Aslında bütün hayatından değil, ama hayatındaki çok önemli bir dönüm noktasından bahsetmek istiyorum. İbrahim Peygamber’in oğlu İshak’la beraber Moriya Dağı’na doğru çıktıkları yolculuktan, o yolculuğun kendisinden ve dağda yaşananlardan… Bu, İbrahim’in hayatında önemli bir dönüm noktasıydı.
İbrahim Peygamber için ilk dönüm noktası, Tanrı’yı sevdiğini ve O’nun peşinden gitmek istediğini kabul ettiği an olabilir. Belki de bu, memleketinde gerçekleşmiştir. Ondan sonra Tanrı, onu Ur şehrinden yola çıkardı. Ur şehri, Irak’ta bir yerde mi, yoksa bizim Urfa mı, tam olarak bilmiyoruz. Benim gönlümde Urfa geçiyor ama bazı insanlar buranın Irak’ın güneyinde bir yer olduğunu söylüyor. Oradan Haran’a geliyor ve Haran’dan tekrar yola çıkıyor. Tanrı ona konuştuktan sonra… O yolculuğu kabul etmesi zaten bir iman adımıydı. İbrahim’in imanı yüzünden Tanrı onu kabul etti. Ama ikinci adım da İbrahim’in hayatında önemliydi. Bu, onun için bir başka iman adımıydı.
Yaratılış Kitabı’nın 22. bölümünde, bu denenme ya da sınanma diyebileceğimiz olay anlatılır. Tanrı, İbrahim’e seslendi. İbrahim’in oğlunu ne kadar çok sevdiğini biliyordu. Yıllar boyunca, yıllar yıllar boyunca İbrahim bir oğlu olsun diye bekledi. Sara ile birlikte bu konuda çok uzun süre sabrettiler. Tanrı, ona bir oğul vereceğini, ondan çocuklar olacağını ve büyük bir ulusun ortaya çıkacağını vaat etti. Ancak İbrahim, çok ileri yaşlara gelene kadar çocuğu olmadı. Öyle ki, Sara’ya “Seneye çocuğun olacak.” denildiğinde, Rab güldü. Ve bu yüzden, adını “gülen” anlamına gelen İshak koydular.
Tanrı, İbrahim’e seslendiğinde, onun en çok değer verdiği çocuğunu kendisine kurban etmesini istedi. 22. bölümün 2. ayeti şöyle devam ediyor:
“Tanrı, ‘İshak’ı, sevdiğin biricik oğlunu al ve Moriya bölgesine git.’ dedi. ‘Orada sana göstereceğim bir dağda oğlunu yakmalık sunu olarak sun.’”
Bu inanılmaz bir şeydi. O kadar uzun zaman bekledikleri çocuğu Tanrı, kendisine yakmalık sunu olarak sunmasını istedi. İbrahim, bütün bekleyişinin boşa çıktığını düşünebilirdi. O anda Tanrı’ya kızabilir, O’na sırt çevirebilirdi. Tanrı ile arasındaki ilişki o anda bozulabilirdi. Eğer İbrahim bir anlık imansızlık gösterseydi, yanlış bir adım atsaydı… Ama yapmadı. O, Tanrı ile beraber yürümeye devam etti.
Ayetler devam ediyor: Sabah erkenden kalktı, eşeğine palan vurdu ve yola çıktılar. Yanında uşakları da vardı. Oğlu İshak da onunlaydı tabii. Uzun bir süre yol aldılar. Tanrı’nın kendisine belirttiği yere doğru üç gün süren bir yolculuk yaptılar. Eşek, kurban için gerekli olan odunları taşıyordu. İbrahim, İshak ve uşaklar bir noktaya kadar geldikten sonra, üçüncü günün sonunda, İbrahim uşaklarına, “Siz burada kalacaksınız.” dedi. Eşeği de orada bıraktılar.
Daha sonra, odunları İshak’ın sırtına yükledi ve birlikte yola devam ettiler. İshak, sırtında odunlarla, babasının yanında yürüyordu. Ateş ve bıçak da yanlarında bulunuyordu. O dönemde ateş yakmak bugünkü gibi kolay değildi. Çakmak olmadığı için, yanan bir ateşi yanlarında taşımaları gerekiyordu. Kurban için gerekli olan ateş hazır olarak taşınıyordu. Keskin bir bıçak da yanlarında bulunuyordu.
İshak, sırtında odunlarla yürürken babasına seslendi:
“Baba!”
İbrahim, “Evet, oğlum.” diye cevap verdi.
Bu soru çok önemli. Aslında hikâyenin dönüm noktalarından biri… İshak, “Ateşle odun burada, ama yakmalık sunu kuzusu nerede?” diye sordu. İbrahim, “Oğlum, yakmalık sunu için kuzuyu Tanrı kendisi sağlayacak.” dedi. İkisi birlikte yürümeye devam ettiler.
İbrahim’in imanı, Tanrı’nın kendisinden oğlunu isteyip istemediğine bakmaksızın devam ediyordu. O, Tanrı’nın kuzuyu sağlayacağını biliyordu. Burada bir söz oyunu var mı bilmiyorum, ama İshak’ı ona veren Tanrı’ydı. İshak, Tanrı’nın vaadinin bir ürünüydü. Ve şimdi, İshak’la birlikte giderken, oğlunun sorusuna verdiği cevap çok anlamlıydı: “Yakmalık sunu için kuzuyu Tanrı kendisi sağlayacak.” Oğlunu ona veren Tanrı’ydı, ama onu öldürmesine de izin vermeyecek olan yine Tanrı’ydı. Çünkü bizim Tanrımız iyidir.
İbrahim, Tanrı’nın kendisine söylediği yere vardığında… ortada bir kuzu yoktu. İbrahim, oğlu İshak’ı bağladı, odunları yerleştirdiği sunağın üzerine yatırdı ve eline bıçağını aldı. Tam oğlunu kurban etmek üzereyken, Rab’bin meleği göklerden seslendi:
“İbrahim! İbrahim!”
İbrahim, “İşte buradayım.” diye karşılık verdi.
Melek şöyle dedi:
“Çocuğa dokunma! Ona hiçbir şey yapma! Şimdi Tanrı’dan korktuğunu anladım, çünkü biricik oğlunu benden esirgemedin.”
İbrahim çevresine bakınca, boynuzları sıkçalılara (çalılara) takılmış bir koç gördü. Gidip koçu getirdi ve oğlunun yerine yakmalık sunu olarak sundu. O yerin adını Yahve-Yire koydu, yani “Rab sağlar” anlamına gelen adı verdi.
Bu hikâye, aslında Tanrı’nın bizim hayatımızda neler yapmak istediğine dair önemli bir mesaj içeriyor. Tanrı, İbrahim’e vaatlerde bulunmuştu. Yaratılış Kitabı’nın 12. bölümünde, 1. ve 3. ayetlerde, soy, toprak ve kutsamayla ilgili vaatler vermişti. 22. bölümde de bu vaatler devam ediyor. Bu olaydan sonra Tanrı, İbrahim’e seslenerek şöyle dedi:
“Biricik oğlunu benden esirgemediğin için seni fazlasıyla kutsayacağım. Soyunu göklerin yıldızları, kıyıların kumu kadar çoğaltacağım. Soyun, düşmanlarının kentlerini mülk edinecek. Soyun aracılığıyla yeryüzündeki bütün uluslar kutsanacak. Çünkü sözümü dinledin.”
Tanrı, İbrahim’in kendisine olan imanını göstermek için biricik oğlunu kurban etmeye hazır olup olmadığını bu olayla ortaya koydu. Ve bu hikâye, binlerce yıldır Tevrat’ta yazılı olarak korunarak bize ulaştı.
Ama bu hikâye aynı zamanda daha büyük bir gerçeğe işaret ediyordu. İbrahim’in oğlunun yerine bir koç sağlandı. Binlerce yıl sonra, Tanrı yine bir kurban sağladı: İsa Mesih.
İbrahim, biricik oğlunu Tanrı’ya sunmaya hazırlandı. Ve daha sonra Tanrı, kendi biricik Oğlu olan İsa Mesih’i bizim için kurban olarak sundu. O’nu bizim için, bizim kurtuluşumuz için yeryüzüne gönderdi. Biz günahlarımız sebebiyle Tanrı ile ilişki kuramayacak durumdayken, İsa Mesih bizim yerimize öldü.
Bunun ne anlama geldiğini sorabilirsiniz: “Neden biz ölecekmişiz?” Çünkü günahkârız.
İşte bu yüzden Tanrı, İsa’yı bizim için bir kurban olarak gönderdi. Vaftizci Yahya, İsa’yı ilk gördüğünde, Yuhanna 1:29’da şöyle dedi:
“İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu!”
Yahve-Yire!
Tanrı, gereken kuzuyu sağlar.
Bizim günahlarımızı ortadan kaldırmak için, Tanrı İsa Mesih’i yeryüzüne gönderdi. O, biz ölmeyelim diye bizim yerimize öldü.
Neden biz ölecekmişiz diye sorabilirsiniz. Çünkü günahkarız.
Tanrı’yla aramıza günah engeli girmiştir. Günah işlediğimiz için, günahın cezasına çarptırılmalıyız. Tanrı’nın önünde günahın cezası ölümdür. Tanrı’dan uzak olmak, ölmek ve sonsuza dek yargı altında kalmak demektir. Ancak Tanrı, dünyada yaşayan bütün insanların günah işlediğini bildiği için, bu günah problemini çözmek istedi. İnsanlarla arasındaki günah engelinin ortadan kalkmasını arzuladı.
İşte bu yüzden, tıpkı İbrahim’in hikâyesinde olduğu gibi, Tanrı biricik Oğlu’nu gönderdi. Gereken kurbanı, yani bizim günahlarımızdan kurtulmamız için gerekli olan kurtuluşu sağladı. Tıpkı İshak’ı kurtarması için gereken kurbanı sağladığı gibi, bizim de kurtuluşumuz için, sizin kurtuluşunuz için Tanrı kurbanı sağladı.
İsa bizim yerimize öldü.
İsa sizin yerinize öldü.
Günahlarınız nedeniyle Tanrı’dan uzak kalmayasınız diye…
Tanrı ile ilişkiniz olsun diye…
Tanrı sizi evladı olarak kabul edebilsin diye…
İsa sizin yerinize öldü.
Bizim dilimizde güzel bir söz vardır: “Kurbanın olayım.”
Anneler, babalar çocuklarına böyle der. Çocukları zor durumda olduğunda, acı çektiğinde ya da yanlış bir şey yaptığında, “Aman yavrum, kurbanın olayım, öyle yapma.” derler. Bu söz, çocukları için hayatlarını feda edebilecekleri anlamına gelir.
Gerçekten de anne babalar, çocukları acı çekmesin, zorluk yaşamasın diye hayatlarını verebilirler. Ancak bunu ancak bir kere yapabilirler. Çocuklarının tüm hayatını kurtaracak, köklü ve kalıcı bir değişiklik yapacak bir kurban sunmaları mümkün değildir. Çünkü kendileri de yeterli değildir. Onlar da günahkârdır. Onların da bir kurtarıcıya ihtiyacı vardır.
İşte bu yüzden İsa Mesih, hepimiz için sonsuz bağışlanmayı sağlayan kurban oldu.
Günahlar söz konusu olduğunda…
Tanrı’nın huzurunda bizi aklayacak bir kurban sunmak gerektiğinde…
Bunu ancak İsa Mesih yapabilirdi.
Çünkü kusursuz olan kurban O’dur.
Biz insanlar—siz, ben ve bu dünyaya gelen herkes—günah işledik. Kutsal Kitap’ta, Romalılar 3:10’da şöyle yazar:
“Doğru olan kimse yok, bir kişi bile yok.”
Gerçekten de bu dünyada günah işlememiş hiç kimse yoktur. Bir tek İsa Mesih hariç.
Sadakalar, iyilikler, yapacağınız hiçbir iyi iş…
Hiçbir sevap, hiçbir bağış, hiçbir fedakârlık…
Sizi günahtan ve onun cezası olan ölümden kurtaramaz.
Tanrı’nın size sunduğu kurtuluşu parayla satın alamazsınız.
Yapacağınız iyiliklerle elde edemezsiniz.
Kurtuluş, Tanrı’nın size armağanıdır.
Karşılıksız, bedava, sadece O’nun sevgisi sayesinde verilen bir armağan.
Tanrı sizi seviyor.
Bu sevgiyi hissedin.
Bu sevgiyi kabul edin.
İşte bu yüzden İsa Mesih sizin için öldü.
Başka hiç kimse bizi kurtaramazdı.
Başka hiç kimse bizim için gerçek bir kurban olamazdı.
Ama İsa olabilirdi ve O oldu.
Günahın tutsaklığından bizi sadece ve sadece İsa Mesih kurtarabilir.
Başka hiçbir kurban bizi günahtan ve günaha tutsaklıktan kurtaramaz.
Babam, babasının sevgisini anlatmak için hep bir hikâye anlatırdı. Dedem askerdeyken bir gün bir askeri araçta yolculuk ediyorlarmış. Aracı bir şoför kullanıyormuş, yanında dedem, onun yanında ise kapının kenarında babam oturuyormuş. O zamanlar yollar bugünkü gibi düzgün değilmiş. Derken bir yerde araç kontrolden çıkarak şarampole yuvarlanmaya başlamış.
Babamın o an hatırladığı ilk şey, dedemin onun üzerine atlaması olmuş. Babamı korumak için, camla onun arasına kendi vücudunu siper etmiş. Babam bu hikâyeyi her anlatışında, dedemin onu ne kadar sevdiğini göstermek için anlatırdı. Çünkü dedem, babamı kurtarmak için o anda hayatını feda etmeye hazırdı.
Babam dedeme sormuş:
“Baba, niye böyle yaptın? Niye beni kurtarmak için kendini öne attın?”
Dedem gülümsemiş ve şöyle demiş:
“Sorma oğlum, büyüyünce çocukların olursa anlarsın.”
Babam bu hikâyeyi anlattığında benim henüz çocuklarım yoktu. O zamanlar sadece gülümsedim ama tam olarak anlayamadım. Şimdi benim çocuklarım var ve onların iyiliği için yüreğimin nasıl attığını biliyorum. Çocuklarımı seviyorum.
Tanrı da sizi seviyor.
Siz, O’nun çocuklarısınız.
Belki O’ndan uzakta yaşıyorsunuz…
Belki O’nunla ilişkiniz yok…
Belki O’na kızgınsınız…
Belki O’na isyan ediyorsunuz…
Ama Tanrı yine de sizi seviyor.
Sizinle ilişki içinde olmak istiyor.
Sizi kurtarmak istiyor.
Ve sizin için gereken kurbanı sağladı.
İşte, İsa Mesih odur.
İncil’de, Yuhanna 3:16‘da şöyle yazar:
“Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlunu verdi. Öyle ki O’na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, ama hepsi sonsuz yaşama kavuşsun.”
Tanrı, sizin sonsuz yaşama kavuşmanız için gereken bedeli ödedi. Günahlarınızın bağışlanması için gerekli olan kurbanı kendisi sağladı. Eğer bunu hayatınıza kabul ederseniz, İsa’nın gerçekten sizin günahlarınızı bağışlatmak için öldüğünü ve sizin yerinize kurban olduğunu kabul ederseniz, hayatınız değişecektir. İsa sizin hayatınıza bereket getirecektir.
Peki, neler değişecek?
Öncelikle Tanrı’nın sevgisini gerçekten hissetmeye başlayacaksınız.
Vaazlarımda en çok kullandığım ifadelerden biri “Tanrı sizi seviyor.” Ama Tanrı’nın sizi ne kadar çok sevdiğini, ben ne kadar anlatsam da tam olarak anlayamayacaksınız.
Evet, Tanrı sizi seviyor. Ama ne kadar çok seviyor?
Biricik Oğlunu verecek kadar!
İbrahim’in hikâyesinde, İbrahim Tanrı’ya olan sevgisinden dolayı biricik oğlunu kurban etmeye razı oldu ve Tanrı’ya güveniyordu. Tanrı da sizi kazanmak istiyor. Günahın elinden, yalnızlıktan, tutsaklıktan ve sonsuz ölüme giden yoldan sizi kurtarmak istiyor.
O yüzden İsa Mesih’i yeryüzüne gönderdi.
Kurban olmak için.
Sizin kurbanınız olmak için.
İsa Mesih çarmıhta sizin için öldü.
Eğer O’na iman ederseniz, Tanrı’nın size olan sevgisini özel olarak anlayabileceksiniz. Ama bu sadece duygusal bir şey değildir. Gerçek bir değişimdir.
İsa Mesih’in sizin günahlarınız için öldüğünü kabul ederseniz, o zaman günahlarınızın bağışlanması sizin için gerçekleşir.
İsa gerçekten de bütün dünyanın günahlarını ortadan kaldıran kuzudur. Ama eğer O’nun kurban oluşunu kabul etmezseniz, bu sizin için geçerli olmaz.
Bu durumu bir örnekle açıklayalım:
Diyelim ki yakın bir tanıdığınız size para yolluyor ve haber veriyor:
“Bankada senin için para var. Sıkıntını çözmek için sana para gönderdim. Gidip alabilirsin.”
Siz bunu duyuyorsunuz ve biliyorsunuz. Ama gidip o parayı almazsanız, sıkıntınız çözülmez.
İsa Mesih de sizin günahlarınızı bağışlatmak için kurban oldu.
Ama eğer bu kurbanın sizin için olduğunu kabul etmezseniz, kurtulamazsınız. Sonsuz yaşama sahip olamazsınız.
İsa gerçekten de sizin için öldü.
Günahlarınızı bağışlatan kurban oldu.
Bu kutsal armağanı kabul edin ve günahlarınızdan özgür olun.
Karanlıktan, tutsaklıktan kurtulun.
Hayatınızda işlediğiniz günahlar, yanlışlar, pişmanlıklar vardır.
Ailenizde, çevrenizde, ilişkilerinizde sıkıntılar vardır.
Ama eğer İsa Mesih’in sizin için kurban olduğuna iman ederseniz,
Tanrı sevgisi hayatınıza girecek ve sizi dönüştürecektir.
Tanrı ruhunu sizin içinize koyacak ve eskisi kadar eksik, yalnız ya da mutsuz hissetmeyeceksiniz. Çünkü İsa Mesih gerçekten de sizi Tanrı’yla barıştırmak ve sizi dönüştürmek için öldü. Sizin günahlarınızı bağışlatan kurban oldu. Eğer “ne olacak benim hayatım?” diye düşünüyorsanız, eğer hayatınızın ilerisi için bir umut göremiyorsanız, eğer kendinizi herhangi bir noktada çaresiz hissediyorsanız, hatırlayın: Tanrı sizin için çareyi sağladı.
Yahve Yire—Sağlayan Tanrı demektir. Tanrı sağlar. Gereken kuzuyu sağlar. Gereken çareyi sağlar. Gereken umudu sağlar size. Yeter ki İsa Mesih’in sizin günahlarınız için öldüğüne iman edin ve üçüncü gün ölümden dirildiğine iman edin. Tanrı gerçekten de söylediği müjdenin doğru olduğuna, İsa’nın sağladığı kurtuluşun doğru olduğuna inanasınız diye, İsa öldükten sonra üçüncü günde ölümden dirildi.
Birçok kahramanlık iddiası vardır. Birçok insan “ben kurtarıcıyım” diyerek ortaya çıkar. Ama hepsi ölüyor ve mezarda kalıyor. İsa Mesih öldü ve üçüncü gün ölümden dirildi. Eğer O’na iman ederseniz, hayatınıza kabul ederseniz kurtulursunuz.
Şimdi dua edeyim mi? Sizin için. Eğer siz de inanıyorsanız, söylediklerime inanıyorsanız, benim arkamdan dua edin. Eğer inanmadığınız bir şey söylemişsem, o kısmı etmeyin. Ama İsa’yı hayatınıza kabul edin. O zaman hayatınız değişecek. Sizin için sağlanan kurbanı almış olacaksınız, reddetmemiş olacaksınız.
Hadi dua edelim.
Yarabbi,
Önünde duruyorum ve hayatımı sana teslim ediyorum.
Sen benim günahlarım için ölen kurbansın.
Benim günahlarımı bağışlattığını kabul ediyorum.
Üçüncü gün, ölümden dirildiğine iman ediyorum.
Sen sonsuz hayata sahipsin.
İman ettiğim için bana sonsuz hayat vereceksin.
Sana ihtiyacım var Rab.
Beni bağışla.
Kutsal Ruh’unu bana gönder. Ruhun içimde yaşasın.
Beni sana benzetsin, ihtiyacımı gidersin.
Hayatım senindir Tanrım.
İsa Mesih’in adıyla. Amin.
Evet, dua ettik. Tanrı’nın önünde eğer bu duayı ettiyseniz, artık hayatınız değişmeye başlıyor. Bundan sonra Tanrı’yla yeni bir ilişkiye başlamış olacaksınız. Tanrı, içinize Kutsal Ruh’unu gönderiyor ve o ruh sizi Tanrı’ya benzer olmak üzere yavaş yavaş değiştiriyor. İçinizdeki acıları, sıkıntıları, umutsuzlukları ortadan kaldırıyor. Sizi Tanrı’yla barıştırmak, sizi kendinizle barıştırmak, sizi gerçekten insanlıkla barıştırmak için İsa Mesih çarmıhta öldü ve kurban oldu.
Bunu hayatınızda kabul ettiyseniz, bugün yeni bir hayata başlıyorsunuz. Eğer kabul etmediyseniz, bir gün kabul etmelisiniz. Tanrı’ya ihtiyacınız var, yalnız yaşayamazsınız.
Eğer hâlâ sorularınız varsa, Kutsal Kitap’la ya da hayatla ilgili sorularınız varsa, bize yazın. Mutlaka size cevap vereceğiz. Eğer başka sorularınız ya da İncil’e ihtiyacınız varsa, onu da yazın, göndeririz. Mutlaka birisi sizinle ilgilenecektir.
Ama en önemlisi, Tanrı sizinle ilgileniyor.
Esenlikle kalın.
