ÖNYARGILARA YENİLMEYİN

Hakkınızda insanların farklı düşünceleri olduğu, olumsuz düşündükleri oldu mu? Yanlış bir karara vardıkları ve sizi öylece etiketledikleri zamanlar oldu mu? Birçok kez insanlar bizi yanlış anlayabilirler, ama bazen onların yanlış anlamaları bizim üzerimize yapışıp kalabilir. Bugün kutsal kitaptan böyle bir karakter hakkında biraz konuşmak istiyorum. O karakterin kutsal kitapta yaşadıkları ve aslında bize nasıl örnek olabileceği konusunda değinmek istiyorum.

Evet, insanların genel bir eğilimi başkalarını etiketlemektir. Çoğunlukla ön yargılara sahip oluyoruz. Uzaktan birisini görüyoruz ve ona bakıp “Ha, bu kişi şöyle biri” diyoruz ve onun hakkında belli bir yargımız oluyor. İşte bu çok cesur biri, çok korkak biri, çok akıllı biri, çok aptal biri… Yani bir sürü şey söylenebiliyor insanlar hakkında. Kutsal Kitap’ta böyle bir kahraman var. Adı Thomas. Thomas hakkında birçok şey söylendi. Özellikle onun karamsar biri olduğu, anlayışsız biri olduğu ya da en meşhuru kuşkucu bir adam olduğu.

Günümüzde insanlara sorsanız, “Thomas’ı nasıl tanırsınız?” diye, “Kuşkucu biriydi” derler. Biraz onun hakkında daha yakından kutsal kitaptan bilgi alalım istiyorum. İlk önce onun karamsar biri olduğuna ilişkin söylenen söze bakalım. Bu, İsa’nın yaşadığı bir olayla alakalıydı. İsa’nın çok sevdiği bir arkadaşı vardı, Lazarus. Onun hayatında Lazarus ve ailesinin önemli bir yeri vardı. Lazarus’un iki kız kardeşi vardı: Marta ve Meryem. Bu aile, İsa için önemli, değer verdiği bir aileydi. Onlarla görüşürdü ve Lazarus’u kişisel olarak da çok yakından tanır ve değer verirdi.

Bir gün Lazarus’un çok hasta olduğu haberi geldi İsa’ya. İsa üzüldü. Ama Lazarus’un yanına gitmekte acele etmedi. İsa öyle… İnsanlar ona hastalar getirdiğinde, bekleyen biri değildi. Hemen hastalar için dua eder, hastaları iyileştirir, yapılması gerekeni yapardı. Ama bu sefer İsa bekledi, iki gün bekledi. Öğrencileri ona sordular, şaşırdılar biraz. Lazarus için hissettiklerini, bildiklerinden. “Neden?” dediler. “Merak etmeyin,” dedi İsa, “Lazarus ölmedi, uyuyor.” Ama bir gün Lazarus’un öldüğü haberi geldi. İsa üzüntüsünden ağladı. Sonra Lazarus’un bulunduğu yere doğru yola çıkmaya karar verdi. Öğrencileri “Olmaz” dediler, “Olmaz.” Çünkü daha bir iki gün önce, İsa’yı öldürmek için Yahudi din adamları sözleşmişlerdi ve İsa’yı taşlamaya çalışmışlardı. Eğer İsa Lazarus’un, yani Beytanya’nın yanına gidecek olursa, orada onu öldürmeleri mümkündü. Öğrenciler istemedi, ama İsa gidecekti. Ona karar verdiğini ifade etti.

İsterseniz ayete bakalım. İsa, “Lazarus öldü,” dedikten sonra, “Ben de onun yanına gidelim,” dedi. Öğrencisi Thomas’ın verdiği cevabı görüyoruz. “İkiz” diye anılan Thomas, öbür öğrencilere, “Biz de gidelim, onunla birlikte ölelim,” dedi. Bu ölme ihtimalinden dolayı bunu dile getirdiği için Thomas’a karamsar denir. Sanki İsa’yla birlikte gitse, ölüm tehlikesi olduğunu düşünüyor diye karamsar olduğunu söylüyorlar. Ama Thomas aslında var olan bir durumu dile getirmeye çalışıyordu. İsa’yı öldürmeye çalışmışlardı. O da eğer Lazarus’un yanına gidecek olursa, Beytanya’ya gidecek olursa, İsa’yı ve yanındakileri öldürebilirler diye düşünüyordu. Ama olsun, fark etmez dedi. İsa’nın yanında olmak için gerekirse ölümü göze alacaktı.

Bence… Cesurca bir tutum, karamsarca bir tutum değil. Neden insan, yani Thomas, İsa’yı izleyip İsa’nın yanında olmak istiyor? İnsanlar birbirlerini ölümüne sevebilirler, ama özellikle İsa’nın harikalığı, onun sevilmeye değer biri olduğunu altını çizmek lazım. İsa, hem öğrettikleriyle hem de insanlarla ilişkileriyle, öğrencileriyle, çevresindekilerle ilişkileriyle özel birisiydi. Yalnızca sözleriyle değil, bütün hayatıyla olağanüstü bir kişilik çiziyordu.

Dolayısıyla, onun öğrencileri İsa’yı izlediklerinde, İsa’yla birlikte olmaktan, İsa’yla birlikte yaşamaktan son derece mutlu olduklarını ifade ediyorlardı. Thomas bir adım daha ileriye gitti. İsa’yla yaşamaktan da mutlu olurdu, gerekirse İsa’yla ölmekten de. Çünkü onu seviyordu. Ona özel bir şekilde değer veriyordu. Dolayısıyla Thomas için bu önemli bir nokta.

Bir başka ayet var. Filipinliler 1. bölüm, 21. ayet. Orada Paulus diyor ki, “Benim için yaşamak Mesih’tir, ölmekse kazançtır.” Eğer yaşarsam, Mesih için yaşarım. Yeryüzünde Mesih ile ilgili, İsa ile ilgili sözleri söylemek için yaşarım. Ama ölürsem, İsa’nın yanına gideceğim. Onu biliyorum. İsa ile birlikte olacağım ve ben sonsuza kadar İsa ile olacağımı bildiğim için de ölmek benim için kazançtır, diyor.

Thomas, o kadar detaylı bir şekilde açıklama yapmadan, İsa’yı ne kadar sevdiğini ve onunla birlikte ölme kadar gidebilecek cesareti gösterdiğini ifade ediyor. Yani insanlar onu yanlış anlıyorlar. Karamsar olduklarını söylüyorlar, ama o cesur. Bence burada sormamız gereken nokta şu: Bu kadar çok sevilen biri olan İsa’yı siz ne kadar tanıyorsunuz? Tanıyor musunuz İsa’yı? Eğer tanımıyorsanız, onu daha iyi tanımak için kulaklarınızı, gözlerinizi, yüreğinizi açmaya hazır mısınız? Çünkü İsa hâlâ insanlara dokunmak, insanlarla ilişki kurmak ister.

Thomas için ikinci kez söylenen olumsuz etiket, onun olumsuz lakabı “anlayışsız” olması. Anlayışsızlığının sebebi de şuradan geliyor. Yine Yuhanna’da 14. bölüm, hemen başında, 1. ayetten 6. ayete kadar İsa, öğrencileriyle konuşuyor. Onlara kendisiyle ve gelecekle ilgili bilgiler veriyor ve şöyle diyor: “Yüreğiniz sıkılmasın. Tanrı’ya iman edin, bana da iman edin. Babamın evinde kalacak çok yer var. Öyle olmasa size söylerdim. Çünkü size yer hazırlamaya gidiyorum. Gider ve size yer hazırlarsam, siz de benim bulunduğum yerde olasınız diye yine gelip sizi yanıma alacağım. Benim gideceğim yerin yolunu biliyorsunuz.”

Thomas, “Yarab, senin nereye gideceğini bilmiyoruz. Yolu nasıl bilebiliriz?” dedi. İsa, “Yol, gerçek ve yaşam benim” dedi. “Benim aracılığım olmadan Babaya kimse gelemez.” İsa, gelecekle ilgili, cennetle ilgili açıklamalar yapıyordu. Thomas, İsa’nın açıklamalarını dinliyordu, ama İsa’nın açıklamaları çok net değildi.

Gelecekle ilgili ipuçları veriyordu onlara, ancak bütün detayları anlatmıyordu. Thomas açıkça İsa’ya sordu: “Yarab, senin nereye gideceğini bilmiyoruz. Nereye gidiyorsun? Biz oraya nasıl gelebiliriz?” Anlamına gelecek sorular sordu. Bunun üzerine İsa açıkladı: “Yol, gerçek ve yaşam benim” dedi. İsa bu öğretiyi anlatırken, diğer öğrenciler susuyorlardı. Ne anladıklarını bilmiyorum. Petrus, daha önceki ayetlerden biliyoruz, çok fazla bir şey anlamamıştı henüz. Ama diğerleri ne anlamıştı, bilmiyoruz. Onlar susuyordu ama Thomas konuştu ve soru sormaktan korkmadı.

Eğer Tanrı’ya ilişkin gerçeklerle ilgili kafanızda bilinmeyen yerler varsa, Kutsal Kitap’la ve İsa’yla ilgili anlamadığınız noktalar varsa, sormaktan korkmayın. Eğer soru sorarsanız, o zaman gerçekleri öğrenme fırsatınız olur. Eğer İsa’ya soru sorarsanız, Tanrı’ya soru sorarsanız, belki de hiç kimsenin o zamana kadar fark etmediği, sizin çevrenizdeki insanların anlamadığı ve kavramadığı olağanüstü bir gerçeği kavrayabilirsiniz. Tanrı’nın sözünü anlamaya başlayabilirsiniz.

Thomas, İsa’ya bir soru sordu ve olağanüstü bir gerçeği öğrendi. İsa dedi ki: “Yol, gerçek ve yaşam benim. Benim aracılığım olmadan kimse Baba’nın yanına gidemez.” Tanrı ile ilişki kurmanın tek yolu İsa’yı Rab ve Kurtarıcı olarak kabul etmektir. İsa ile ilişki kurmaktır. İsa yol olmadan, İsa aracılığı olmadan Tanrı ile ilişki kurmak imkansızdır. Gerçek İsa’dır. O size yaşam verir. Sonsuz hayatı, İsa aracılığı olmadan hiç kimsenin elde etmesi mümkün değildir. Kimse, kimse, Baba Tanrı’nın yanına İsa olmadan gidemez.

Bu soruyu sorduğu için ona “anlayışsız” dediler. Aslında çoğu insan bu gerçekleri kavramakta zorlanır. İsa, “Ben şimdi Baba’nın yanına gidiyorum” dedi. Ölerek gidecekti. Onlar, İsa’nın ölecek olmasını tam kavrayamıyorlardı. İsa, Baba Tanrı’nın yanına ölerek gidecek ve dedi ki: “Siz de geleceksiniz, sizi bırakmayacağım. Ama ancak benim aracılığımla gelebilirsiniz.” Gerçek bu. Gerçek benim, dedi İsa.

Thomas’ın soru sorması, İsa’yı daha iyi anlamaya çalışması, onun söylediklerini kavramaya çalışması, bu gerçekleri işitmesine sebep oldu. Bugün biz, 2000 yıl sonra, bu gerçeklerden size söz ediyoruz. Bir tek kurtuluş yolu var; onu öğrendi: Kurtuluş yolu sadece ve sadece İsa’ya iman etmektir. Öyle dedi İsa: “Babaya iman edin, bana da iman edin.” İsa’ya iman etmeden insanların kurtulma şansı yoktur. Baba Tanrı’nın yanına gitmenin başka bir yolu yoktur. Ancak, ancak İsa’ya iman edeceğiz. İsa’nın çarmıhta bizim günahlarımız için öldüğüne iman edeceğiz ve üçüncü gün ölümden dirildiğine iman edeceğiz. Böylece Tanrı’yla bizim aramızdaki bütün engelleri, İsa’nın ölümüyle ortadan kaldırdığını kabul edeceğiz. Ben, günahlarım nedeniyle Tanrı’dan uzak durmak zorunda değilim.

Tanrı’yla benim aramda bir engel olmak zorunda değil. Kutsal Tanrı’ya gitmek için İsa’nın çarmıhı yeterlidir. Bizim günahlarımızı çarmıhta bedelini ödedi ve sonsuz hayat vermek üzere ölümden dirildi. Thomas, İsa’nın gideceği yer için istekliydi. “Ben de oraya gitmek istiyorum,” diyordu. Onun, İsa’yı çok sevdiğini söylemiştim. İsa’yla ölüme kadar gitmeye çalışıyordu. Gerekirse ölürüm, İsa için diyordu. Ama şimdi daha ötesini söylüyor: “Gerekirse ölürüm ve ölümden sonra da ben İsa’yla birlikte olmak istiyorum.”

Siz ölümden sonra neyle karşılaşacaksınız? Eğer bir kişi İsa’yı Rabbi ve Kurtarıcısı olarak kabul ettiyse, ölümden sonra da onunla birlikte olur. Ben biliyorum ki sonsuza dek Tanrı’yla birlikte olacağım. O beni kurtardı. Kutsal Kitap’ta öyle söylüyor. O beni kurtardı ve sonsuza dek ben O’nunla birlikte olacağım. O bana bir yer hazırladı ve ben oraya gideceğim. Siz ne yapacaksınız? Siz de gelmek ister misiniz? Eğer Tanrı’yla birlikte olmak için gelmek istiyorsanız, İsa’nın söylediği gibi iman etmeniz gerek. İman olmadan, bu ilişki tam olarak sağlanamaz.

Aslında Thomas için söylenen üçüncü ve en meşhur lakap, etiket, “kuşkucu”dur. O da İsa ölüp dirildikten sonra oluyor. İsa öldü. Öğrenciler buna çok üzüldüler. Tam İsa Mesih’in ölümüyle ilgili gerçekleri kavrayamamışlardı. Anlayamıyorlardı: “İsa neden öldü? Hani bizi kurtaracaktı? Neden öldü?” diyordu. Şimdi bizim bildiğimiz gerçekleri onlar o zaman bilemiyorlardı. Bir odaya girmiş, üzüntü içerisinde duruyorlardı. Beraberce dua edip bekliyorlardı, ne beklediklerini bilmeden. Thomas orada değildi. Thomas çok üzgündü, sevdiği İsa’nın yanında olamadığı için, Kurtarıcısı olarak beklediği İsa’nın ölmesini hazmedemediği için üzülüyordu. Belki hayal kırıklığı vardı, belki bir tür depresyona girmişti. Tek başına yas tutuyordu. İnsanlardan, diğer öğrencilerden, kardeşlerinden uzakta tek başına yas tutuyordu.

Bu arada olağanüstü şeyler oldu. İsa’nın öğrencileri birer birer İsa’nın dirildiğini öğrendiler. İsa’yı görmeye başladılar. Pazar günüydü. Sabahleyin kadınlar İsa’nın mezarına gittiler. İsa mezarda yoktu. Dirilmişti. Mezarlıkta Meryem’e gözüktü. Ondan sonra Emmaus denilen bir kente giden iki öğrenci, İsa’yla karşılaştılar. Konuştular. Sonra eve gittiklerinde yemeğe oturdular, İsa ortadan kayboldu. Heyecanlıydılar. Olağanüstü bir şekilde İsa’nın dirildiğini işitiyorlar ama tam kavrayıp, tam anlayıp, “Hamdolsun, İsa dirildi!” diye sahip olduğumuz o sevince sahip olamıyorlardı. Öğrenciler, o yas tuttukları, ağladıkları yerde oturmuş, heyecanla birbirlerine bakıyorlardı.

Şimdi okuyacağımız olay oldu. Yuhanna 20. bölümde, 24. ayetten sonra size okuyacağım. Orada 12’lerden biri, “ikiz” diye anılan Thomas, İsa geldiğinde onlarla birlikte değildi. Öbür öğrenciler ona, “Biz Rabbi gördük!” dediler. Thomas ise, “Onun ellerinde çivilerin izini görmedikçe, çivilerin izine parmağımı dokunmadıkça ve elimi böğrüne sokmadıkça inanmam,” dedi.

Sekiz gün sonra İsa’nın öğrencileri yine evdeydiler. Thomas da onlarla birlikteydi. Kapılar kapalı iken İsa gelip ortalarında durdu ve “Size esenlik olsun,” dedi. Sonra Thomas’a, “Parmağını uzat, ellerime bak, elini uzat böğrüme koy. İmansız olma, imanlı ol,” dedi. Thomas ona, “Ve Tanrım!” diye yanıtladı.

Thomas, bütün o üzüntüsünün içerisinde, İsa’nın dirildiğine ilişkin haberi aldığında hemen kabul edemedi. İsa’yla ilgili gerçekleri öğrendiğinde insanlar hemen kabul edemiyor. Olağanüstüdür İsa ve O’nun olağanüstülüğü, bizim çöküntülü hayatımızda, acılarımızın içerisinde hemen kabul edebileceğimiz bir şey gibi gelmiyor. Mutsuz olabiliyoruz, acılı olabiliyoruz, üzüntülü olabiliyoruz ve hayal kırıklıkları bütün hayatımızı o kadar çok sarar ki birdenbire ortaya çıkıp insanın bir tanesinin heyecanla bağırması, “İsa dirildi!” o zaman pek anlayamıyoruz… Söylediği şey doğru mu? Ama ben… mutsuzum, üzüntülüyüm. Thomas, İsa’nın dirildiğini tam olarak görmeden, ellerimle yaralarına dokunmadan inanamam, dedi.

Hayal kırıklığı çok büyüktü, acısı çok büyüktü. Sonra, 8 gün sonra İsa yanlarına geldi ve Thomas’a hemen doğrudan seslendi: “Gel, ellerime bak, ellerimdeki yara izlerini gör. Böğrüme bak.” İsa’nın çarmıhta ölüşü gerçektir. İnsanlar size ne söylüyorlarsa söylesinler, İsa’nın çarmıhta ölüşü gerçektir. İsa öldü. Thomas ondan sonra onun yanına gitti, yaralarına ellerini sürdü, böğrüne dokundu. Mızrakla delinmişti böğrü. Gerçekten de İsa’ydı bu. İsa onu uyardı: “İmansız olma, imanlı ol.”

Thomas’ın ilk tepkisi, hemen İsa’nın önünde secde etmek ve ona, “Rabbim ve Tanrım!” diye seslenmek oldu. İsa’nın yaralarıyla haşır neşir olmak lazım. İsa’nın çarmıhtaki ölümünün bizim için olduğunu fark etmek lazım. İsa Mesih sizin için öldü. Siz acılar içerisinde kalmayın, yalnız kalmayın, öldüğünüzde karanlıkta kalmayın. Tanrı’yla olun, aydınlıkta olun ve bu dünyada yaşarken İsa’nın size vermek istediği bereketi alabilin diye öldü. İsa’yı hayatınıza alın. Thomas gibi, İsa’nın önünde “Rabbim, Efendim, Kurtarıcım, Tanrım!” diye eğilin. O zaman hayatınız değişecek.

Thomas’a kuşkucu diyorlar. Ama bence Thomas cesur. Bence Thomas aslında meraklı ve imanlı. Thomas’taki imanın sizde olmasını ister misiniz? Thomas’ın sorularını sorun. Thomas gibi İsa’yı anlamaya çalışın, yüreğinizi açın. İsa sizi değiştirmek istiyor. Kalbinizi İsa’ya açın. Onun için dua etmemi ister misiniz? İsterseniz siz de benimle beraber dua edebilirsiniz. Benim söylediklerimi arkamdan tekrar edebilirsiniz.

Dua edelim:
“Ya Rabbi İsa… Senin önünde duruyorum. Ve sana yalvarıyorum. Benim yüreğimi sen değiştir. Anlamadığım sorulara cevaplar ver. Senin benim hayatıma gelmeni istiyorum. Rabbim, benim için sen öldün. Çarmıhta öldün. Benim günahlarımı bağışladın. Üçüncü gün ölümden dirildin. Benim Rabbim ve Tanrım sensin. Sana ihtiyacım var. Kutsal Ruh’unu bana gönder. Bende yaşa. Sorularıma cevap ver. Sorunlarıma yardım et. Hayatım senindir. Amin.”

Tanrı’nın bereketinin üzerinizde olmasını diliyorum.