TANRI’YA KAYITSIZ KALAMAZSINIZ

Hristiyanlığın mesajı birkaç cümleyle özetlenebilir. Aslında mesajın tam odak noktasında İsa Mesih’in çarmıhı vardır. İsa Mesih’in çarmıhtaki ölümü ve ölümden dirilişi, Hristiyanlığın en temel konusudur.

Eğer İsa Mesih’in ölümü ve dirilişi hakkında bir şeyler işitiyorsanız, ona doğal olarak bir karşılık verirsiniz. Karşılık vermemek mümkün değildir. Ya bunu kabul edersiniz, ya kabul etmezsiniz. Üçüncü bir seçenek de vardır: Tamamen kayıtsız kalabilirsiniz. İsa Mesih öldüğünde, bu üç tepkiyi gösteren insanlar İsa’nın çarmıhının yakınında bulunuyordu. İsa’nın çarmıhının iki tarafında, iki hırsız da çarmıha gerilmişti. Onların tepkilerine bakacağız bugün. Aynı zamanda çarmıhın dibinde duran bazı askerler de vardı. İsa Mesih’in çarmıha götürülüşü sırasında ona eşlik eden, onu koruyan ve aslında çarmıha kadar gitmesini sağlamaya çalışan askerler. Şimdi isterseniz bakalım.

Luka 23. bölüm, 36. ayetten 43. ayete kadar şöyle der:
“Askerler de yaklaşıp İsa ile alay ettiler. Ona ekşi şarap sunarak, ‘Sen Yahudilerin Kralıysan, kendini kurtar!’ dediler. Başının üzerinde şu yazı vardı: ‘Yahudilerin Kralı Budur.’ Çarmıha gerilen suçlulardan biri, ‘Sen Mesih değil misin? Hadi kendini de, bizi de kurtar!’ diye küfretti. Ne var ki, diğer suçlu onu azarlayarak, ‘Senin de Tanrı korkun yok mu? Sen de aynı cezayı çekiyorsun! Nitekim biz hak ettiğimiz cezayı alıyoruz. Ama bu adam hiçbir kötülük yapmadı,’ dedi. Sonra, ‘Ey İsa, kendi egemenliğine girdiğinde beni an,’ diye ekledi. İsa ona, ‘Sana doğrusunu söyleyeyim, sen bugün benimle birlikte cennette olacaksın,’ dedi.”

İsa, çarmıha gerildiğinde, ölümünden hemen önce çevresinde olup bitenler kısaca böyleydi. İsa’nın çarmıhının sağında ve solunda, aynı cezaya çarptırılan ve ölüm cezasına hükmedilen iki suçlu vardı.

İsa’ya farklı tepkilerde bulunuyorlardı. O sırada çarmıhın dibinde bekleyen askerler de vardı. Görevleri gereği herhangi bir problem çıkmaması için bekliyorlardı. Ancak onların da bir tepkisi vardı. Öncelikle askerlerin tepkisine bakalım. Onlar İsa’nın kimliğine karşı kayıtsızdılar. İsa’nın kim olduğuyla pek ilgilenmiyorlardı. Onlara verilen emir çok açıktı: İsa’yı o tepeye götürecek, çarmıha gerecek ve ölümünü bekleyeceklerdi. Hepsi bu kadar. Onların işi orada bitiyordu.

Ama İsa kimdi? İsa dünyayı kurtarmaya gelen Mesih’ti, kurtarıcıydı. Ya da herhangi biri olabilirdi. Ancak bu, onların umurunda değildi. Onlar sadece görevlerini yapmakla ilgileniyorlardı. Biraz daha fazlası da vardı. İsa’nın azıcık eşyası, üstündeki giysileri… Bunların hangisini kimin alacağı konusunda tartışıyorlardı. Zar attılar, kumar oynadılar, kura çektiler ve İsa’nın giysilerinden kimlerin ne alacağına karar vermeye çalıştılar.

Hayatın diğer konuları insanın dikkatini çektiği için bir kurtarıcının geldiğini fark etmemek ve bunu kaçırmak çok acıdır. Tanrı, dünyayı ve yaşayan insanları kurtarmak için Mesih’i gönderdi. Aslında o askerleri de kurtarmak için göndermişti. İsa yeryüzüne geldi ve yaşadı. Ancak onların tek derdi, orada kazanacakları üç beş kuruş eden bir giysi parçasıydı. Bu parçayı kendi aralarında paylaşmaya çalışıyorlardı. İsa’nın ölümünden kendilerince küçük bir kazanç sağlamaya çalışıyorlardı. Ancak o kazanç sağlamaya çalıştıkları şeyin karşısında, aslında sonsuzluğu kaybettiklerinin farkında değildiler.

Sonsuza dek Tanrı’yla birlikte yaşama şansını kaybediyorlardı. O sırada gösterdikleri kayıtsızlık çok tehlikeliydi. Kayıtsızlık son derece ciddi sonuçlara yol açabilir. İsa Mesih ile ilgili Tanrı’nın sözünü işittiğinizde, buna uygun bir karşılık vermeniz gerekir. Eğer uygun bir karşılık vermezseniz, derin sonuçlarla karşılaşabilirsiniz.

İnsanların hayatında dikkatlerini dağıtacak bir sürü konu vardır: iş, aile, okul, sosyal statü arzusu… “Daha güçlü, daha yetkili, daha etkili bir insan olmak istiyorum,” diyebilirsiniz. Bu uğurda çalışıp çabalarken, İsa Mesih’in mesajını bir kenara itiyor olabilirsiniz. Ancak bu tercihiniz, sizin için son derece ciddi sonuçlar doğurabilir.

Askerler, İsa’nın kim olduğundan çok, orada elde edebilecekleri ufak şeylerle ilgileniyorlardı. İsa’nın olağanüstü mesajından ve yaptıklarından çok, basit şeylere odaklanmışlardı. Hayatımızı basit şeylerle kaybedebiliriz. En önemli şeylere kayıtsız kalarak, dikkate almamız gereken şeyleri umursamayarak hayatımızı tehlikeye atıyoruz. “Olur mu öyle şey?” demeyin. Biraz düşünürsek bunu anlayabiliriz.

Örneğin, geçenlerde araba kullanıyordum. Bir trafik lambasında durdum. Kırmızı ışık yanmıştı ve bekliyordum. O sırada telefonum çaldı. Telefonu açmaya çalışırken elimden düşürdüm. Yerden almaya kalkıştım. Bu sırada araba stop etti, arkamda kuyruk oluştu, yeşil ışık yanmıştı. Eğer bu hareketi araba hareket halindeyken yapmış olsaydım, mutlaka kötü sonuçlarla karşılaşırdım.

Aslında, araba kullanırken cep telefonu kullandığı için ölen birçok insan var. Türkiye’de yaşanan trafik kazalarının nedenlerinden biri, insanların dikkatlerini dağıtan basit şeylere odaklanmalarıdır. Hayatımızı basit şeylere odaklanarak kaybetmeyelim. Asıl önemli olan şeyleri göz ardı etmemek, dikkatimizi en kıymetli olana vermek önemlidir.
Yapmamaları gereken şeyleri yaparak gerçeğe karşı kayıtsız kalıyor, yapmaları gerekenlere kayıtsız kalarak boş işlerle uğraşıyorlar. Eğer İsa Mesih size bir bildiri sunduysa, Tanrı’yla ilgili gerçeği anlattıysa ona kayıtsız kalmayın. Kalamazsınız; aksi takdirde sonunuz ciddi olacaktır.

Bir başka tepki de İsa Mesih’in mesajına kuşkuyla bakmak, inanmamaktır. Bu hırsızlardan biri de öyle yaptı. Otuz dokuzuncu ayette şöyle yazıyor: “Çarmıha asılan suçlulardan biri, ‘Sen Mesih değil misin? Hadi kendini de, bizi de kurtar!’ diye küfretti.” İsa’ya hakaret etti.

İlk hırsız… Aslında her iki suçlu da son derece ciddi bir suç işlemiş olmalıydı. Ya devletin güvenliğini tehlikeye atmışlar ya Roma’ya karşı isyan etmişlerdi. O dönemde ülkeyi işgal eden Roma İmparatorluğu vardı ve bu suçların cezası ağırdı. Ya da insan hayatına kastetmiş olmalılar. İsa’nın yanında onlar da çarmıha gerildi. Ciddi bir suç işlemiş olmalılar. Ancak bu ciddi suçu işleyen adamlardan biri, İsa ile beraber çarmıha gerildiğinde -hangi güdüyle bilinmez- İsa’ya hakaret etti.

Yani, adam da onunla birlikte ölüyor. Peki neden hakaret ediyor? Garip değil mi? Ama öyle değil. Suçlu, daha da batmak istercesine İsa’ya hakaret ediyor, onunla alay ediyor. İsa’nın beceriksiz ya da yeteneksiz olduğunu ima etmeye çalışıyor. Ya da belki İsa’ya hakaret ederek bir yarar sağlayacağını umuyor. Belki İsa’yı kızdırmaya çalışıyor; “İsa kızsın da beni kurtarsın,” diye düşünüyor. İnsanların zihinlerini anlamak zor. İnsanlar o kadar tuhaf işler yapıyorlar ki…

Ama Tanrı’yla ilgili bir durumla karşı karşıyaysanız, Tanrı size kendi gerçeğini anlatıyorsa, İsa’nın kurtarıcı olduğunu söylüyorsa, onu hafife alamazsınız. Tanrı’yla oyun olmaz. Tanrı’ya dönüp, ona yaklaşmanız gerek. Tanrı ile birlikte yaşamayı tercih etmeniz gerek.

Suçlu şöyle diyordu: “Sen Mesih değil misin? Eğer Mesihsen kendini de, bizi de kurtar!” Bu tür sorularla ve çelişkili ifadelerle İsa Mesih’e yaklaşamazsınız. “Eğer Mesihsen” diye bir şey yok. İsa Mesih’tir. Kuşkuyla Tanrı’ya yaklaştığınızda, Tanrı’nın bereketini almak zordur. İncil’de İbraniler 11. bölüm, 6. ayette şöyle diyor: “İman olmadan Tanrı’yı hoşnut etmek olanaksızdır.”

Kuşkuyla yaklaştığınızda Tanrı’yı hoşnut edemezsiniz. Tanrı’nın sizin hayatınızda etkin olmasını ya da sizi kurtarmasını sağlayamazsınız. Tanrı’ya verilecek karşılık, imandır. Tanrı’nın söylediklerine inanmak gerekir. Ona kayıtsız kalamazsınız, onu reddedemezsiniz. Yapacağınız tek şey, ona imanla karşılık vermektir.

Aslında İsa’nın çarmıhının diğer yanında bulunan suçlu, İsa’ya böyle bir karşılık verdi. İlginçtir ki, o suçluya İsa ile ilgili kimse bir şey öğretmedi. Ona, İsa’nın öğrencileri günlerce veya haftalarca İsa Mesih’in kimliği hakkında açıklamalar yapmadı. İsa Mesih ile ilgili kitaplar okumadı, televizyon programları izlemedi.

Bu adam yalnızca, İsa’nın çarmıha yürüyüş sürecinde nasıl davrandığını gördü. İsa’nın kendisini kırbaçlayan, hakaret eden ve suçlayan insanlara nasıl karşılık verdiğini izledi. İsa, bir kuzu gibi sessizce boğazlanmaya gidiyordu. Çarmıha sessiz bir vakar içinde çıktı. Yüzüne tükürüldüğünde tepki göstermedi, kendisini aşağılayanlara karşılık vermedi. Söylediği gibi, bir yanağına vurulduğunda diğer yanağını çevirdi.

Düşünsenize, ne kadar garip ve kötü olurdu, İsa’nın kendisine hakaret edenlerin üzerine saldırması ya da ağzından salyalar akıtarak hakaretlere karşılık vermesi… Bu olmazdı. İsa böyle bir şey yapmadı. Sessizce, kendisine yakışır bir şekilde çarmıha çıktı. Onun bu olağanüstü tavrı, hırsızı etkilemiş olmalı. Hırsız, İsa’nın yaptığı her şeyi görürken, onun çarmıha çivilendiğine tanıklık etti. Kendisi de çarmıhta, acılar içinde, vücudunun çeşitli yerlerinden tahta parçasına asılmış haldeydi.

O durumda İsa’yı görüp onu anlamaya çalışıyordu. İsa’nın ölüme gidişindeki tutumuna bakarak onun nasıl biri olduğunu kavramaya çalıştı ve İsa’nın davranışlarından, söylediği kişi olduğunu anladı. Ona iman ettiğini ifade etti. “Bugün cennete gittiğinde beni hatırla” dedi. Cennete gitmeye yeterli sayılmasının nedeni, çok iyi bir insan olması değildi. Aslında o da bir suçluydu. Dindar bir adam olması da değildi. Eğer öyle dindar, Tanrı’yı izleyen biri olsaydı, çarmıhta işi olmazdı. Diğer suçluyla beraberdi. Üstelik suçunu kabul ediyordu. Orada, “O bizim gibi değil,” diyerek İsa’yı savunuyordu.

Bu adam ne dindardı ne de İsa hakkında bilgili biriydi. Yalnızca İsa’nın kimliğine bakıp ona iman etti. İsa da ona o güvenceyi verdi. Dedi ki: “Sana doğrusunu söyleyeyim, sen bugün benimle birlikte cennette olacaksın.”

İsa, bu suçluya cennette olacağını vaat ederken onun harika bir geçmişe sahip olmasını beklemedi. Dindar bir adam olmasını istemedi. Ondan sadece basit bir iman bekledi. İsa’nın kimliğine inanması ve ona güvenmesiydi tek şartı. Ve o suçlu İsa’ya güvendi. Dedi ki: “Sen bugün cennete gittiğinde beni hatırla.” İsa’nın cennete gideceğini biliyordu. Onun kurtarıcı olduğunu, Mesih olduğunu anlamıştı ve “Beni hatırla,” diyerek ona ihtiyaç duyduğunu dile getirdi. “İsa, oraya gittiğinde beni unutma,” dedi. İsa da ona güvence verdi.

Adam İsa’ya güvendi ve İsa onun güvenini boşa çıkarmadı. Eğer siz de aynı şekilde İsa’ya güvenir ve hayatınızı ona teslim edecek kadar yaklaşabilirseniz, İsa sizi de boşa çıkarmaz. Hangi kökenden geldiğiniz, hangi geçmişe sahip olduğunuz ya da hangi günahları işlemiş olduğunuzun pek önemi yok. Eski defteri İsa imanla beraber kapatıyor. Geçmişte işlediğiniz günahlar İsa Mesih tarafından bağışlanıyor. Ne kadar suçlu, ne kadar kötü ya da ne kadar iğrenç işler yapmış olursanız olun, İsa’ya geldiğinizde bağışlanıyorsunuz. Sırtınızdaki o ağır yükü İsa’ya tam anlamıyla teslim edebilirsiniz.

İsa, çarmıhtaki hırsıza cevap verdi ve onu cennette kabul ettiğini ifade etti. Aynı şekilde, hayatınızı İsa’ya verdiğinizde, o size de cevap verecektir. Sizi de kendi yanına kabul edecektir. O, kendisine gelen hiç kimseyi dışarıda bırakmayacak kadar yüce gönüllü, sadık ve sevgi doludur. Bu sevgisi nedeniyle yeryüzüne geldi ve sevgisini bize göstermek istedi.

Bu sevgiyi kazanmak için tek gereken, İsa’ya dönmektir. Bir şeyler yapmanız, dindar biri olmanız ya da harika işler başarmanız gerekmez. İsa’nın yanında olmak için, onun tarafından kabul edilmek için, suçlu bir insan bile olabilirsiniz. İsa, bilginiz ya da eğitiminizle ilgilenmez. “Kutsal Kitabı çok okuyayım, çok şey öğreneyim, İsa’yla ilgili her şeyi bileyim. Ondan sonra Hristiyan olup olmamaya karar vereyim,” demenize gerek yok. Hayır, İsa böyle bir şeyden bahsetmiyor. O sizi olduğunuz gibi, bulunduğunuz yerde istiyor. İstediği tek şey, hayatınızı ona teslim edecek kadar ona güvenmenizdir.

Çarmıhtaki suçlu, hayatını İsa’ya teslim edecek kadar güvenme cesaretini gösterdi. Bu onun için kolaydı, çünkü kaybedecek pek bir şeyi kalmamıştı. Zaten biraz sonra ölecekti. İnsanlar için zor olan, hayatlarını İsa’ya teslim etme konusundaki düşünceleridir. “Hayatımı İsa’ya teslim edersem neler kaybederim?” diye düşünürler. “Ailemdeki insanlar bana kızar, iş çevremi kaybederim, toplumdaki saygınlığımı yitiririm,” gibi endişeler taşırlar. Peki, sizin hayatınızı İsa’ya teslim etmenizi engelleyen şey nedir? İsa’nın mesajı doğru, eşsiz ve biriciktir. O, insanları kurtarmak için yeryüzüne geldi. Onun kurtarıcı olduğunu biliyoruz. Sizi engelleyen şey nedir, İsa’ya gitmek için? Sonsuz hayata kavuşmanızı engelleyen nedir?

O zaman kendimize şu soruyu sormalıyız: O engeller gerçekten buna değer mi? İsa’dan uzak kalmaya değecek şeyler mi? Eğer İsa’ya yönelirseniz, o size cevap verecek ve o anda kurtulacaksınız. Çarmıhtaki suçlu şimdi cennette. Peki siz öldüğünüzde nereye gideceksiniz? Bir güvenceniz var mı? İsa o suçluya güvence verdi ve aynı güvenceyi size de vermek istiyor. Ona iman edin, kurtulursunuz.

Bütün dünyanın günahlarını kendi üzerinde taşımak için İsa Mesih yeryüzüne geldi ve çarmıhta öldü. Bizim günahlarımızı, suçluluğumuzu üstlendi. Sizin günahlarınızı da üstlendi. Artık o kurtuluşa kavuşmak için yapmanız gereken tek şey, İsa’ya güvenmektir. Eğer güvenmezseniz, öbür hırsız gibi karanlığa gideceksiniz. Ama yüreğinizi İsa’ya teslim ederseniz, hayatınızı ona adarsanız, İsa ile beraber sonsuzluğa kadar yaşayacaksınız. Sonsuz hayata sahip olacaksınız.

Bunu şimdi yapmak ister misiniz? İsa’yı hayatınıza almak ister misiniz? Eğer şu anda İsa’yı hayatınıza almak isterseniz, benimle birlikte dua edin. Benim söylediğim sözleri tekrarlamanız yeterli. Eğer bu sözlerin doğru olduğunu düşünüyorsanız, arkamdan tekrar edin:

Ya Rab İsa, Sana güveniyorum. Hayatımı her şeyiyle birlikte Sana teslim ediyorum. Beni al, beni cennetinde kabul et. Günahlarımı bağışla. Ben Senin karşında durabilecek biri değilim. Hayatımda bir sürü yanlış şey yaptım. Beni bağışla. Bu kadar bağışlayıcı olduğun için Sana teşekkür ederim. Biliyorum, Sen çarmıhta benim için öldün. Bana hayat vermek üzere ölümden dirildin. Sana ihtiyacım var. Ruhunu bana gönder. Âmin.

Eğer bu sözleri benimle birlikte tekrar ettiyseniz, şu anda Tanrı’nın ruhu içinizde yaşıyor. Şu anda ölürseniz, Tanrı’nın yanına gidecek ve onunla birlikte sonsuza kadar cennette yaşayacaksınız. Ancak acele etmeyin; dünyada hâlâ yapmanız gereken şeyler var. Örneğin Tanrı’nın sözünü çalışmak.

Yüreğinizde İsa’ya yer açın. İsa’ya güvenin. O sizi asla terk etmez, bırakmaz ve aldatmaz.